Bir yokluk krizi değil bolluk krizi yaşıyoruz. Her yer evler, arabalar, eşyalar, giysiler ve yiyeceklerle dolu. Bütün bunlar bir avuç para babasının ellerinde. İhtiyaç sahipleri ise bunlara ulaşamıyor, alamıyor. Hep daha çok kazanmak isteyen patronlar düşen karlarını yükseltmek için ekonomik sektörleri yıkıma uğratıyor. Kapitalizm yapısal krizini üretici güçleri tahrip ederek aşmak istiyor. Bu tahribat ve çöküş beraberinde devasa bir sosyal yıkım getiriyor.

Kitlesel işşizlik, açlık, korkunç şiddet ve savaşlar bu sosyal yıkımın dünya ölçeğindeki uygulamaları. Bütün bunlar barbarlık koşulları… Yoksulların ve güçsüzlerin kendilerinden çok daha yoksul ve güçsüz olanları parçalayabileceği bir dünyayla karşı karşıya kalabiliriz…

Bu krizin nedeni doymak bilmeyen kapitalist kâr hırsıdır. Kriz, doğal ve kaçınılmaz değil bir üretim-bölüşüm tercihinin sonucudur. Çözüm de bu nedenle ekonomik değil politik bir tercih olacaktır. Bu politik tercih bir avuç para babasının çıkarına olan mevcut düzeni dönüştürmek ve bolluğun ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasını sağlayacak emek eksenli bir üretim ve bölüşüm sistemi üzerine kendini inşa etmeye dayanmaktadır.

Bu akıldışı sisteme dur diyecek kuşkusuz hayatları basit bir zayi hesabına eşitlenmiş emekçiler olacaktır… Kapitalizm sadece yıkım üreten bir seçenektir, ama asla tek seçenek değildir. Emekçiler de kendi seçeneğini yaratabilir, yaratmalıdır!

Seçeneksiz değiliz!

İşten mi atıldın?

İşyerin mi kapandı?

İşin var ama ücretsiz izne mi çıkarıldın?

Zaten işsiz miydin?

İşin var ama güvencen mi yok?

İşin var ama ücretin donduruldu ya da sosyal hakların mı kesildi?

Hasta, yaşlı ya da engellisin diye dışlanıp, hayatın dışına mı itildin?

Dilinden, dininden, etnik ya da kültürel kökeninden dolayı çalışamaz halde misin?

Yalnız ve güçsüz mü hissediyorsun?

Yalnız değilsin! Aynı sorunları yaşayan milyonlar var.

Sistem, krizi gerekçe göstererek işten atıyor. Hükümetler işsizlere yeni iş sunmuyor. Devletler yoksullara ve açlara değil krizin nedeni şirketlere, bir avuç para babasına yardım paketleri üretiyor…

Elleriyle bu krizi yarattılar, şimdi kader diyorlar. Bu kriz alın yazısı değil el yazısıdır. Yarattıkları bu ucubeye ne razı olacağız, ne de teslim! Öyleyse emek kendi seçeneğini üretecek!

Yokluk değil bolluk içinde bizleri işsizliğe, açlığa mahkûm edenlere karşı seçenek hepimiziz! Seçenek sensin, benim, biziz! İşçiden, emekçi halktan yana bir seçenek için mücadeleleri birleştirelim. Krize Karşı Ortak Mücadele Seçeneği’ni yaratalım!

Seçenek için;

1)İşyerlerinde, okullarda, mahallelerde bir araya gelelim. Krize Karşı Ortak Mücadele Seçeneği’ni oluşturalım.

2)Aynı bölgenin tüm işyeri, okul ve mahalle Seçenek’lerini ortak bir zeminde birleştirelim.

3)Farklı bölge Seçenek’leri arasında koordinasyonu kuralım.

4)Koordinasyonları tek bir merkezi Seçenek altında toplayalım.

5)Emekten yana tüm sendika, meslek odası, dernek, vakıf, siyasi parti ve grupla Seçenek’lerimizi ortaklaştıralım.

6)Kriz yerel ve ulusal değil, Seçenek de olamaz; mücadele ölçeğini uluslararası arenaya dek yaygınlaştırıp, ilerletelim…

Acil Taleplerimiz:

– İşten çıkarmalar yasaklansın!

– Ücret dondurmalara ve ücretsiz izinlere hayır!

– İşsizlik Fonu patronlara değil işsizlere verilsin!

Yazan: İşçi Cephesi (27 Ocak 2009)

image_pdfimage_print