Güney Kore’de araba imalatı yapan ve yüzde 51 hissesi Çin’in Şanghay Otomotiv Sanayi Şirketi’ne ait olan Ssangyong Motors fabrikası, içine düştüğü mali sıkıntı nedeniyle iflas başvurusunda bulunmuş, iflasa karşı korunma elde etmek için de, işgücünün yüzde 36’sını (yaklaşık 2600 işçi) işten çıkaracağını açıklamıştı.

İflas mahkemesinin aldığı kararın ardından, nisan ayında fabrikadaki işçiler beklemekte olan işten çıkarmalara karşı tepkilerini uyarı grevleriyle gösterdiler. Bu tepkiler işten atılan işçilerin listesinin açıklandığı 22 Mayıs’ta, 1700 işçilik bir greve, fabrikaya el konulmasına ve işgale dönüştü. Grev, üç temel talep üzerine odaklanıyordu: İşten çıkarmaların, geçici ve taşeron çalıştırmanın son bulması. Şirket, 1700 işçiyi erken emekliliğe zorlayarak, 300 geçici işçiyi işten attı.

Fabrika işgalinin merkezinde, her birinde 10 işçinin bulunduğu ve eylemleri koordinasyon içinde yürütmek için birer delege (chojang) seçen 50-60 taban grubu vardı. Öte yandan muhtemel polis saldırısına karşı koyabilmek için de, işçiler, savunma araçları stoklayarak, polisin saldıramayacağı bölüm olan, boyahane bölümünde yoğunlaşma kararı aldılar.

İlerleyen süreçte, Kore devleti, polis ve çeteler aracılığıyla, işçilere yönelik vahşi bir “üretime dönüş” operasyonu başlattı. Bu operasyonda, yüzlerce kişi yaralandı. Bunun üzerine, KMWU (Kore Metal İşçileri Sendikası) genel grev ilan etti, sokak kampanyaları örgütledi. Fakat polis fabrika dışındaki destekçilere de saldırdı. Fabrikanın üzerinde dolaşan polis helikopterlerinden göz yaşartıcı gaz torbaları atıldı, bu torbalar içindeki kimyasallar, çarptığı straforları bile eritiyordu. İşçilerin ciltlerinde ciddi yanıklar oluştu; bulundukları boyahane bölümüne dışarıdan yiyecek, içecek ve ilaç girişi yasaklandı. Elektrik ve suyun da kesilmesiyle, grevciler ölüme terk edildi. Ağır yaralanan ve ölen işçilere rağmen, diğer grevciler direnişe devam ettiler. Grev, KMWU’nun “barış içinde yapılacak bir müzakere süreci” isteminin aksine, adeta bir “meydan muharebesine” dönüştü.

Çatışmalar devam ederken, ağustos ayı başında nihai müzakere süreci, sendika ile yönetim arasında yeniden başlatıldı. Bu müzakere, Ssangyong işçilerinin kahramanlıklarına ve inatçılıklarına karşın, sendikanın şirket yönetimi ile korkunç bir uzlaşmaya varmasıyla, yenilgiye uğradı. Bu uzlaşmaya göre, işgalcilerin yüzde 52’si erken emekliliğe ayrılacak, kalan yüzde 48’i de bir yıllık ücretsiz izne çıkacak, eğer ekonomik koşullar elverirse işe geri alınacaklar, işe alındıklarında da iki günlük vardiyalı çalışma sisteminde çalışacaklar.

Maalesef yenilgileri bu uzlaşmayla sınırlı değil. Güney Kore iş yasalarına göre mümkün olan ve geçmişte birçok grevciyi sefalete mahkûm eden bir uygulama da, işverenin grev sırasında verilen zararı sendikadan ve işçilerden talep etme hakkının olması.

Ssangyong yenilgisini yalnızca, sendikanın, grevi kontrol altında tutmaya çalışması ve uzlaşması ya da polisin ağır baskısıyla açıklayamayız. Bunların hepsi önemli faktörlerdir, fakat işçilerin hepsi bütün bu zorluklara rağmen militanca direnişe devam etmişlerdir. Ülke çapında ya da uzağa gitmeye gerek yok, Çinli şirketin işçilerinin üretimden gelen güçlerini kullanarak verecekleri her desteğin, dünyanın dört bir yanında kriz mağduru emekçilerin savaşımıyla birleşmesi, yenilgiyle sonuçlanan bu tip direnişlerin kaderini dünya emekçilerinin lehine değiştirmeye yetecektir.

Yazan: Dicle Nadin (30 Ağustos 2009)

image_pdfimage_print