Fransız Devrimi’yle yaygınlaşan “insanların kardeşliği” fikri, 19. yüzyılda Marx ve Engels tarafından sınıfsal bir temele oturtulmuş ve o dönemden itibaren; ‘proleter enternasyonalizm anlayışı’ Marksizm’in temel taşlarından biri olagelmiştir.

Kapitalizmin bir dünya sistemi olduğundan hareketle, işçi sınıfının kapitalizme karşı mücadelesi de ancak uluslararası bir temelde hayat bulmak zorundadır. Nitekim, Marx ve Engels, 1847’de Komünistler Birliği’ne katıldıklarında, birliğin eski “Bütün insanlar kardeştir!” şiarı, “Bütün dünya işçileri, birleşin!”e dönüşmüştür.

Farklı ülkelerin işçi sınıfları arasındaki dayanışma, proleter enternasyonalizmin önemli bir bileşeni olsa da, sıkça yapılan bir hata olarak, enternasyonalizm asla bir dayanışma sorununa indirgenemez. Dolayısıyla, uluslararası bir sınıf olan işçi sınıfı, “uluslararası koordinasyon komiteleri”yle yetinemez. Acil ihtiyacı ve görevi olan sosyalist dünya devrimini gerçekleştirebilmek için, bir “dünya partisi”ne, yani bir Enternasyonal’e gereksinim duyar.

Tarihte dört büyük Enternasyonal girişimi olmuştur. Kapitalist dünya sistemi, bir devrimler ve karşı-devrimler çağı olan emperyalist aşamaya ulaştığında, Enternasyonaller demokratik merkeziyetçi bir biçimde, yani Leninist bir dünya partisi olarak inşa olmaya başlamıştır. Çünkü işçi sınıfı ancak bu şekilde, “emekçilerin herhangi bir ülkedeki mücadelesinin çıkarlarının, bu mücadelenin dünya çapındaki çıkarlarına tabi kılınmasını” sağlayabilecek; merkezi bir biçimde örgütlenmiş kapitalist emperyalist dünya sistemine karşı, yalnızca birleşik ve merkezi bir biçimde örgütlendiğinde gerçek bir mücadele verebilecektir.

Bunun ilk örneği olarak, Komünist (III.) Enternasyonal Ekim Devrimi’nin zaferi üzerine bir kitle enternasyonali olarak kurulmuştur. Ne var ki, Stalinist bürokrasinin oluşumu ve Enternasyonal’i ele geçirmesiyle, III. Enternasyonal önce yozlaştırılmış, ardından dünya devriminin önündeki en büyük engele dönüştürülmüştür. Ve nihayet, Stalin tarafından II. Dünya Savaşı’nda, emperyalist müttefiklerine bir jest olarak kapatılmıştır. Komünist Enternasyonal’in yozlaşmasıyla, bir zaferler değil yenilgiler dönemi üzerine gelen, Troçki’nin önderliğindeki Dördüncü Enternasyonal kurulmuştur.

“Günümüzde bir dünya örgütüne sahip olanlar yalnızca Troçkistlerdir, küçük ve zayıf bir örgüt, ama var olan yegâne Enternasyonal, Dördüncü Enternasyonal. Kendinden önceki Enternasyonallerin geleneğini devralan ve yeni olgular karşısında onu Marksist bir tarzda güncelleştiren, uluslararası mücadelenin vazgeçilmez aracı olan Dördüncü Enternasyonal…” (Moreno)

image_pdfimage_print