UBK Kuruluş Deklarasyonu

1- İnsanlık, işçi sınıfının ve dünya halklarının insani, ulusal ve çalışma şartlarına dair haklarının ve birçok durumda, bizzat varoluşunun savunusu için kapitalizmin üretici güçlere dayattığı tüm ulusal ve uluslararası engellerin kaldırılmasının acil bir zorunluluk haline geldiği tarihsel bir aşamadan geçiyor.

Diğer yandan, emperyalizm, tüm gücünü, askerî müdahaleler, darbeler ya da demokratik gericilik politikaları aracılığıyla dünya düzeyindeki belirleyiciliğini koruyabilmeye adamış durumda.- Bugüne dek hatalı bir şekilde sosyalist olarak adlandırılan- bürokratik devletlerin çözülüşünün ardından, burjuvazi, işçi sınıfı ve halkların karşısında neoliberalizmin mutlak zaferinin bayrağını dalgalandırmaya girişmişti… Irak, Filistin, Afganistan ve Lübnan halklarının kahramanca direnişi ve Latin Amerika kitlelerinin muzaffer seferberlikleri -işçi sınıfı alternatifinin eksikliği koşullarında- ABD emperyalizminden kopuşu hayata geçirmeyen sol milliyetçi akımların güçlenmesini beraberinde getirdi. Bu yeni panaroma, yalnızca emperyalizmin dünya hâkimiyetinin sorgulanamaz olduğu yönündeki efsaneyi yıkmakla kalmadı ama aynı zamanda yenilmez olduğu yönündeki efsaneyi de çürüttü. Dünya durumu, kapitalizmin dünya düzeyindeki egemenliğinin krize girdiği yeni bir yöne doğru evrilmekte. Ne var ki, bu yeni evre esas olarak, kapitalizmin fiilen geçmekte olduğu global kriz koşullarında yaklaşmakta olan mücadeleler tarafından belirlenecek.

2- Kapitalizm 1929’da yaşanan türden, küresel çapta bir aşırı üretim krizinden geçmekte. Hükümetler ve kapitalizmin finansal kurumları, bizleri bu krizin birkaç yılda atlatılabileceğine ve işçilerin iş yerlerini savunmak yerine, işsizlik son bulana dek gönüllü bir şekilde işten çıkartmaları kabul etmeleriyle krizin sonuna gelineceğine ikna etmeye çalışmaktalar. Ne var ki, kapitalizm bugüne dek bu tip krizlerden yalnızca, üretici güçlerde (emekçiler, teknoloji ve iş yerleri) muazzam tahribatlar yaratarak ve bu yolla kâr oranlarını yükselterek çıkabildi ve yeni bir birikim dönemini başlatabildi. 1929 Krizi, otuzlu yıllar boyunca süren uzun bir depresyon döneminin ardından ancak 2. Dünya Savaşı’yla aşılabilmişti.

3- Hükümetlerin ve patronların, bankaları ve büyük şirketleri kurtarabilmek için bu sektörlere para aktarmaya dönük uygulamaları, yalnızca hırsızlık değil ama aynı zamanda krizin yol açtığı hiçbir köklü sorunu çözemeyecek beyhude girişimlerdir. İşçi sınıfına ise bu koşullar altında yalnızca işten çıkartmalar ve yaşam koşullarındaki devasa düşüşler dayatılmakta, (ücret kesintileri, çalışma saatlerinin arttırılması, esnek ve güvencesiz çalışma) böylece emekçilerin mevcut alım güçleri daha da düşürülmektedir. Kapitalistlerin öncelikli hedefi küresel ölçekteki krizi aşmak değil, şirket kârlılıklarını sürdürmek ve her defasında daha da küçülen pazar payına yönelik rekabet mücadelesini sürdürebilmektir.

4- Şirketlerin kâr oranlarını arttırmaya endeksli kapitalist mantık, tüm dünya halkları ve emekçileri için açlık, işsizlik ve yaygınlaşan sefalet anlamına gelmekte. Ama bu tahrip edici mantık karşısında, çalışma hakkı, ücretlerin ve kısa süre içinde daha fazla tasfiye edilecek kamu hizmetlerinin savunusu temelinde uzlaşmaz bir savunma mücadelesi yürütmek gerekiyor. Üretim kapasitesini savunmak bir zorunluluk, fabrikalar bizim gücümüzle ürettiğimiz zenginliği biriktirmekte, ne var ki, geniş yığınlar halen gereksinim duyduklarını elde etmekten çok uzaktalar. Kapitalizm milyonlarca emekçinin alınterleriyle yarattıklarını yıkıma uğratıyor ve kitleleri açlık ve sefaletle tehdit ediyor. Kapitalizm yıkılmak ve geniş yığınların ihtiyaçlarını esas alan yeni bir sistemle yer değiştirmek zorunda.

5- Emperyalizmin, şirketlerin kâr oranlarında yaşadıkları düşüşten kurtulabilmek için uygulamaya soktuğu plan, gezegendeki temel zenginlik kaynaklarını ele geçirmeye dönük bir savaş politikasını yürürlüğe koymak oldu. Bu politika, Afganistan’dan başlayıp, Irak ile devam etti. Halkların emperyalist yağmaya karşı geliştirdikleri direniş, tüm gezegene ölümcül bir şekilde yayılabilecek -Suriye, İran, Kolombiya- yeni askerî planların önlenmesinde belirleyici oldu. İçinde bulunduğumuz evreden saf ekonomik bir reçeteyle çıkış olanaklı değil. Ya kapitalizm, milyonlarca emekçinin yaşam koşullarını tahrip ederek kâr oranlarını arttıran yeni bir yükseliş dalgası yakalayacak ya da kapitalizmi mezara gömecek sınıflar mücadelesi bu sürecin tayin edici bir unsuruna dönüşecek. Kapitalizmin varlığını sürdürdüğü her gün beraberinde yığınların korkunç acılar ve yıkımlarla yüzleşmesini getiriyor.

6- Emperyalizm örgütlü ve planlı hareket etmekte ve dahası bu planlarla diğer ülkeleri boyunduruk altına almakta. Ne var ki, bu planlar dikensiz bir gül bahçesinde ilerlemiyorlar. Ortadoğu halklarının direnişleri, Latin Amerika’daki devrimci seferberlikler, İrlanda ve Fransa’da Avrupa anayasasının reddedilmesi, yaşlı kıtada her geçen gün yükselen işçi ve öğrenci mücadeleleri emperyalizmin egemenliğinin sorgulanamazlığı efsanesine son vermektedir. İşçi sınıfı ve halkların direnişindeki zayıflık, her şeyden çok, hükümetlere ve çok uluslu şirketlere darbeler indirmek için bir zorunluluk olan koordinasyonun ve birliğin eksikliğinden kaynaklanıyor. Bu organizasyonal eksiklik, esas olarak devrimin ve direnişin dünya partisinin eksikliğinin bir ürünü. 70 yıl önce geçiş programında yazılmış olduğu gibi, insanlığın krizi, devrimci önderlik bunalımına indirgenmiş durumda. Uluslararası bir birlik komitesi kurmaya karar vermiş olan iki yapıyı bir araya getiren işte bu stratejik hedeften başkası değil. 4. Enternasyonal’in yeniden inşası, içinden geçtiğimiz dönemde her zamankinden acil ve zorunlu bir görevdir.

7- İşçi Cephesi (İC) ve Lucha Internacionalista (LI), 1982 yılında kurulmuş olan ve bir dünya örgütü olarak devrimci Troçkizmin başlıca unsurlarından birine dönüşmüş olan LIT-CI (IV. Enternasyonal) saflarından gelen iki yapıdır. Ne var ki, 1986 yılında bu akımın kurucusu Nahuel Moreno’nun ölümü ve özellikle de 80’lerin sonlarında bu akımın girdiği derin kriz süreci, her iki yapıyı da uluslararası önderlikten ve bu önderlikçe önerilen inşa politikalarını uygulamakta olan seksiyonlarından farklı pozisyonları savunmaya zorlamıştır.

Farklı deneyimlerden hareket edilmiş olsa da, sonuçta önce İC’yi ve bir süre sonra da LI’yi LİT’in dışında kalmaya iten -bürokratik bir önderlik anlayışına ve politik ve metodolojik açıdan hatalı bir süreci dönüştürmeye dönük- ortak refleksler, her iki grubu buluşturmuştur. Öte yandan, LIT-CI’nin söz konusu pozisyonlarının, devrimci anlamda dönüştürülmesine dönük mücadele sonlanmış kabul edilmemelidir, zira bu uluslararası örgütün saflarında, 4. Enternasyonal’in yeniden inşası açısından hayati önem taşıyan güçler mevcuttur. Ama uluslararası birlik komitesinin tüm gücünü LIT-CI’nin dönüştürülmesine hasretmek 4.Enternasyonal’in yeniden inşasında belirleyici roller üstlenebilecek diğer güçlere yönelik çabaları da sınırlayacaktır. Dolayısıyla LIT-CI’nin devrimci temellerde dönüştürülmesi mücadelesini, 4. Enternasyonal’in yeniden inşası mücadelesine yönelik daha geniş bir perspektifle birlikte ele almak gereklidir.

8- İC ve LI olarak yeni oluşturduğumuz Uluslararası Birlik Komitesi adına, LIT-CI ve seksiyonlarına ve diğer tüm enternasyonal devrimci güçlere, uluslararası önderliğimizin 4. Enternasyonal’i 30’lu yıllarda inşa etmek için kullandığı araçları temel alarak güç birliğine çağırıyoruz:

1) Ortadoğu ve Latin Amerika başta olmak üzere, emperyalizme karşı işçi sınıfının ve halkların mücadelesini körüklemeye dönük farklı kampanyalar yürütmek ve dünya sınıf mücadelesinin temel sorunlarına ortak yanıtlar geliştirmek.

2) Bu faaliyetlerin sıcaklığıyla, 4. Enternasyonal’in ve tüm dünyadaki Troçkist partilerin inşasına dair temel politik sorunları tartışmak.

3) Bu faaliyetlerin ve yürütülecek tartışmaların yeni yakınlaşmaların ve birleşmelerin kapısını açacağını öngörerek bu süreci derinleştirmek.

9- Bu anlamda ve Siyonizm’in Filistin halkına karşı, özellikle de Gazze’de giriştiği türden vahşi saldırıları karşısında, ve İsrail ile işbirliği içinde Filistin halkına boyun eğdirmeye çalışan dört büyükler (ABD, AB, BM ve Rusya) tarafından uygulanan ambargoya karşı, Gazze’deki sendikal örgütlerin, yaptıkları çağrıyı desteklemeyi bir görev biliyoruz.

10- Uluslararası Birlik Komitesi, tüm yeni örgütlere açıktır ve ortak bir faaliyet planına sahiptir:

a)Dünya sınıf mücadelesinin başlıca odaklarına dair sorunlara yanıtlar geliştirmek,

b)Devrimci
bir program ve politika ihtiyacına yanıtlar geliştirebilecek bir politik çalışmayı derinleştirmek,

c) Yeni uluslararası ilişkilerin imkânlarını yaratmak.

Yazan: Uluslararası Birlik Komitesi (UBK), Ekim 2009