AKP hükümeti iktidara geldiğinden bugüne halkı iğneden ipliğe yaptığı zamlarla daha da yoksullaştırdı. Ardından da emeklilere müjde olarak yüksek zam yapacağını duyurdu. Nihayet bu müjdeli haberi Başbakan canlı yayında duyurdu. İlk altı ay için en düşük emekli aylığına yüzde 20,4; en yüksek emekli aylığına ise yüzde 4,5 zam verileceğini açıkladı.

Bu haber, emeklilerde büyük beklentiye sebep oldu. Ancak ocak ayı ücretlerini bankadan almaya giden emekliler gördüler ki Başbakan’ın heyecanla duyurduğu zam ortada yoktu. Örneğin, 608 lira emekli maaşı alan işçi emeklisi 63 TL zam alma umudu ile bankaya giderken yanlızca 27 liralık bir zamla karşılaştı. Bunun açığa çıkmasıyla hükümet hemen bir açıklama yaptı. Zamlar şubat ayına kalmıştı.

Emeklilere yapılan zam devede kulak kaldı

Emeklilerin cebine girmeden açıklanan zamlar ise çoktan temel ihtiyaç maddelerinden elektriğe, otobüs ücretlerine kadar yapılan zamlarla birlikte tekrardan devletin cebine girmiş oldu bile. Ayrıca, emekliler son aylarda ücretlerini bankadan aldıklarında ilk kez yüksek oranlarda sağlık harcamalarına giden kesintilerle karşılaştılar. Sadece muayene ücreti değil, ilaç parası, tahlil ve tetkikler için kesilen paralar.

Sendikalar ve sivil toplum kuruluşları, devrimci gruplar AKP iktidarının SSGSS yasasıyla sağlığı paralı hale getirdiğini mücadeleleriyle anlatmaya çalıştılar, anlatmaya da devam ediyorlar. Ama emeklilerden sendikalı olanların dışında tepki gelmedi. Bunun için suçlamıyoruz emeklileri, hükümetin çıkardığı yasaların ne anlama geldiğini ancak ücretlerindeki sağlık giderlerindeki kesintiden anlayabildiler çünkü

Etrafınızdaki hasta emeklilerle bir konuşun ücretlerinden sağlığa ne kadar kesildiğini size anlatsınlar. Emekliler bordro alamadığı için bu kesintiler keyfi ve hiçbir denetimi yok. Emekli bir işçi 20 ile 25 yıl çalışmış, en yüksek oranlarda aylığı eline geçmeden devlete vergi vermiş. Bugünkü genç kuşaklar açısından şanslı sayılan bir kuşak (ölmeden yaşayacak kadar ücret alıyorlar.)

Bir de emeklilik yaşının uzatılmasıyla birlikte eski yasayla yıllar önce emekli olması ve maaş alması gereken ama alamayan (şanssız) emekçilerin bütün hakları devlete kalmış durumda.

Bir örnekle açıklamak gerekirse, eski yasaya göre bir kadın işçi 1986 yılında işe başladığında, 5 bin işgünü sigorta pirimi ödediğinde, 2006 yılında emekli olmaya hak kazanıyordu. Yeni yasayla prim gün sayısı 5 bin 150 güne, emekli yaşı da 43’e çıkarıldı. Bu kadın işçi 2006 yılından 2010 yılına kadar dört yıldır emekli maaşı almış olsaydı. Her ayı 500 TL olarak hesaplandığında bir yılda 6 bin TL, dört yılda ise 24 bin TL yapar. Şu durumda bu para devlete kalmış durumda. Bu durumda olan milyonlarca emekçi var.

Bir de bunun dışında kalan mezarda emekli olacak genç kuşaklar var. Emekliler, emeklilik hakkı uzatılanlar ve mezarda emekli olacaklar olarak mücadele etmekten başka seçeneğimizin olmadığı ortada.

İşçi sınıfı zor harekete geçer. Harekete geçtiğinde de onu durdurmak zordur. Yeter ki işçi sınıfının gücüne güvenelim.

Yazan: Nergis Çayır, 24 Ocak 2010

image_pdfimage_print