Marksizm, propaganda ile ajitasyon arasındaki ilişkiyi ve ayrımı yüzyılın başından beri net bir şekilde tanımlamıştır. Propaganda, pek çok fikrin birkaç insana açıklanmasıdır ve diğer yanda ajitasyon ise birkaç fikrin pek çok insana açıklanmasıdır.

Ajitasyon sloganlar aracılığıyla, propaganda ise makaleler, söyleşiler, konferanslar, dersler ve kitaplar aracılığıyla gerçekleştirilir; ama bu durum, sloganlarımızı makaleler ve hatta bildiriler, söyleşilerle de açıklayıp desteklemediğimiz anlamına gelmez. Fakat ajitasyon yoluyla netleştirmeye çalıştırdığımız az miktardaki düşünce, sloganlar içinde ifade edilmelidir; sloganlar, işçilerin ve halkın konuşma tarzına hitap edebilen ve aktarmaya çalıştığımız düşünceyi net bir şekilde biçimde belirten ifadelerdir. Amacımız kitlelerin seferberliğini sağlamak olduğundan, Marksizmin en zor tarafı bu ifadeleri veya sloganları yaratabilmektir. Bu bir bilimdir, bir sanattır. (…)

İşçi hareketinin kavrayabileceği ve bu kavrayışı üzerinden seferberliğe, eyleme geçebileceği sloganlar ve deyimler bulmalıyız. İki tür slogan vardır. Bazı sloganlar, yakın zamanda bunun bir olanağının olmadığı durumlarda dahi kitle hareketini eyleme geçmeye ikna etmeye çalışır. Bu sloganların ajitasyonunda bulunmamak için ortada hiçbir sebep yoktur. (…) Bunun yanında başka bir türden sloganlar da vardır: bir bütün olarak kitle hareketinin veya öne çıkan bazı kesimlerinin, bir eylemi lehindeki ya da bir eylemini veya bir seferberliğini olanaklı kılan sloganlar. Örneğin, işçilerin içinde greve dair önemli bir bilinçliliğinin bulunduğu ve bir greve veya benzeri bir seferberliğe gitme yönünde güçlü bir basınç bulunduğu bir durumda bizim bir grev çağrısında bulunmamız. Bunlar eyleme geçme lehindeki sloganlardır. Parti, hangi sloganın eylem için uygun olduğunun tahlilini yaptıktan sonra bu eylemin kitle hareketi tarafından gerçekleştirebilmesi için her türlü çabayı sarf eder çünkü bu eylem mümkündür, bu eylem için gerekli koşullar mevcuttur. (…)

Bir Marksist için kesinlikle gerçekten zor olan şey, sınıf mücadelesinin durumundaki değişimlere göre sloganları değiştirmeye devam etmek için gerekli çabukluğa sahip olmaktır. Dünyanın tüm ülkelerinde sınıf mücadelesinin her dakika değişmekte olduğu gerçeği dolayısıyla sloganları çabuk değiştirebilmek ihtiyacı mutlak bir ihtiyaçtır. Şöyle bir yasa ifade edebiliriz: İçinde yaşadığımız bu devrimci çağda hakikî bir Troçkist parti, sloganlarını yöntemli olarak birleştirmeyi ve değiştirmeyi sürdüren partidir. Sınıf mücadelesinde bu kesintisiz değişimler zamanında aynı sloganları ve analizleri sürdüren her Troçkist parti hatalıdır ve sahte bir Troçkist partidir.

Bolşevik Parti şu sloganları yükseltmişti: “Kurucu Meclis”, “Bütün iktidar sovyetlere”, “Burjuva bakanları reddedin”, “Kahrolsun Kornilov”. Birkaç aylık kısa bir zaman zarfında, farklı sloganlar ortaya çıkmış ve öne çıkmaya başlamıştı; fakat bu sloganlar, “Bütün iktidar sovyetlere” sloganı ekseni etrafında kurulmuş (ki bu eksenin kendisi de sürekli değildi) bir bileşke içindeydi. Bu mükemmel örnekler, tüm Troçkist partilerce özümsenmelidir. Partilerimize karakterini veren ana faaliyetimiz budur: Eğer bu faaliyet propagandist ise, kitle hareketine yönelik değilse ve eylem için değilse, o zaman partilerimiz propagandist sektler halinde kalmaya devam edecek ve kitle partileri olamayacaklardır.

Nahuel Moreno, Geçiş Programının Güncelleştirilmesi için Tezler, Tez 35, 1979