Geçtiğimiz günlerde TBMM’ye sunulan rapora göre, Türkiye’de her 26 dakikada bir kişi cinsel şiddet mağduru oluyor.

Neredeyse denilebilir ki hemen her kadın bir şekilde cinsel şiddet türünün en somut tezahürleri olan tecavüz, taciz, cinsel istismara maruz kalıyor.

Buna karşın hem yasalarda hem de yasaların uygulanışında büyük eksiklikler var ve köklü değişiklikler yapılması gerekiyor.

Öncelikle, TCK, kadın ve erkeğin cinsel bütünlüğünü eşit olarak koruyacak şekilde düzenlenmelidir:

– Kız kaçırma ve zorla evlendirme suçlarını meşrulaştıran TCK maddeleri kaldırılmalıdır!

– Evli ve bekar kadınlar, bakire olan ve olmayan kadınlar arasında ayrımcılık yapan düzenlemelere yer verilmemelidir!

– Cinsel tecavüz ve cinsel bütünlüğe tasadi suçları açıkça adlandırılmalı ve tanımlanmalı, “ırz” kavramı TCK’dan çıkartılmalıdır!

– Evlilik içi tecavüz kişinin cinsel bütünlüğüne karşı ağır bir suç teşkil eder ve TCK kapsamında açıkça cezalandırılmalıdır!

– Cinsel taciz suçu açıkça tanımlanmalı ve “işyerinde cinsel taciz” suçunun adı konulmalıdır!

– Kadınların tecavüzcüleri veya kendilerini kaçıranlarla zorla evlendirilmelerine karşı düzenlemeler yapılmalıdır!

– Kadın bedenini ve cinselliğini; topluma ve erkeğe mal eden bakış açısını pekiştiren bu düzenlemeler kaldırılmalıdır.

Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri

Cinsel saldırıya uğramış kişilerin davranışlarının görevlilerce defalarca sorgulandığı, bu aşağılayan tavırların psikolojik travmalar yaşattığı ve bu sebeple mağdurların şikâyette bulunmadıkları bir gerçek.

Mağdurların emniyet ve savcılıktaki şikâyet sürecinde, yargılama aşamasında mahkemelerde, bu aşağılayıcı durumla karşılaşmamaları, mağdurlara tam koruma sağlanması; kadın ve çocuk tacizlerinin son bulması için Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri olmalıdır.

Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri Nedir?

Avrupa’da Tecavüz Kriz Merkezleri olarak işleyen bu merkezler; üniversite hastanesi veya devlet hastanesi bünyesinde kurulan, uzman kadın jinekolog, kadın psikolog ile kadın hemşiresiyle 7 gün 24 saat acil hizmet veren kurumlardır. Bu merkezlerde, cinsel saldırıya uğramış kişilerin uzmanlar eşliğinde, ihtiyaç varsa, tedavisi öncelikle gerçekleştirilir. Cinsel saldırıya uğramış kişiyle, cinsel şiddet ve toplumsal cinsiyet üzerine eğitim almış uzman psikologun gereken sayıda görüşme yapmasının ardından, kişinin şikâyetçi olmak istemesi halinde, uzman psikolog tarafından kriz merkezinin bulunduğu yerdeki Baro ile irtibat kurularak, cinsel şiddet üzerine eğitim almış avukat tayin edilmesi için başvuruda bulunulur. Kişi, şikâyetçi olmak istemese dahi, cinsel saldırıya ilişkin bulgular bu merkezlerde toplanarak bir yıl süre ile saklanır. Başvuru ve saklanma sürecindeki tüm bilgi ve bulgular, kişi aksi yönde yazılı talepte bulunana dek, her türlü gizliliği korunarak saklanır. Cinsel saldırıya uğramış kişi bir yıl içinde şikâyetçi olmaya karar verirse, şikâyet süreci Cinsel Şiddet Kriz Merkezi’nde tamamlanır ve bulgular yargıya intikal ettirilir. Merkez’in bağlı bulunduğu emniyet müdürlüğü, cinsel saldırıya uğramış kadın veya çocuğun sığınağa ulaşana kadar güvenliğini sağlamakla yükümlüdür.

Cinsel Şiddet Kriz Merkezleri kişilere tam koruma sağlanması açısından çok acil bir taleptir.

(Kaynaklar: Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu, Türkiye’de Tecavüz Kriz Merkezi İcin Kanun Teklifi, KESK – TCK’da Kadına Yönelik Şiddet çalışması)