Anayasa’da yapılacak değişiklik için seçimlere az bir süre kaldı. Başbakan meydanlarda daha bu seçim gerçekleşmeden, seneye yeni anayasa yapacaklarını söylüyor. Bu acele niye? Yağmurdan mal mı kaçırıyorlar? Yoksa halkı referandumla oyalayarak, krizin faturasını gizlemeye mi çalışıyorlar. Bir atasözü var “birine kırk gün deli dersen deli olur” diye, şimdi oldu bizim anayasamız.

Kırk gündür “evet” oyu kullanın, demokrasi gelecek, eşitlik gelecek, özgürlükler gelecek, cenneti kadınların ayaklarının altına sereceğiz vaatlerini dinliyoruz. Bu yöntem Türkiye için yeni, eskiden burjuva partiler ev, araba vb. vaatlerde bulunurlardı. AKP hükümeti bu ezberi bozdu. Bol bol demokrasiden, özgürlükten bahsediyor. Bütün bu vaatleri uygulasalardı sekiz yıllık baskı, emekçi haklarının bolca çalındığı iktidarları döneminde yaparlardı. AKP, halkın, bugüne kadar sömürülmeyen taraflarını sömürdü, sömürmeye de devam ediyor. Halkın arabaya, eve inanmadığını biliyor… AKP halkı önce dini yönden, sonrada onun eşitlik, özgürlük ve demokrasi isteğini sömürmeye çalışıyor.

Gelelim kadınlarla ilgili olan 10. maddedeki değişikliklere. Daha önce anayasada var olan bölüm “kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir, devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür” diyordu. Yeni eklenen bölüme ise “bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz” kısmı eklendi. Daha önceki anayasa metninde kadın erkek eşittir ibaresi vardı. Ama kadınlar erkeklerle eşit değildi. Her gün üç kadın öldürülüyor ve bu sayı her geçen gün artıyor. Bunun için caydırıcı hiçbir ceza yok. Tam tersine haksız tahrik adı altında ceza indirimi var. Devlet eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür deniyor. Bu gün dayak yiyip karakola giden kadınlar barıştırılıp evlerine geri gönderiliyorlar. Daha geçen gün karakolun ve polislerin önünde kocasından dayak yiyen kadını hepimiz televizyonlarda izledik. Demek ki yasalara eklenen yeni bölümün bile kadınları bu yaşadıklarından kurtaracağını düşünmek için bir neden yok.

AKP kadınlara “evet” oyu verin, pozitif ayrımcılık yapacağım diyerek evlerimize dönüp, üç çocuğumuza bakmamızı istiyor. 10. maddedeki değişiklikle AKP kendi muhafazakar çevresini ehlileştirmek istiyor. Çünkü bu çevre “kızlarının başörtüsü dışında kadın hakkı kabul etmiyor”, bu muhafazakar çevre zaten kadınların bir sürü hakkı olduğunu düşünüyor. Buna rağmen AKP yandaşlığı nedeniyle ne yapıyorlar, “evet” demek zorunda kalıyorlar.

Oylanacak anayasa ülkenin özgürleşmesi, ileri düzey demokrasiye kavuşması olarak niteleniyor. Bu maddenin nasıl kullanılacağını, bunun altında da nelerin çıkacağını bilmiyoruz. Bir örnek vermek gerekirse Endonezya’nın başkentii Cakarta’da trenlerde cinsel tacizi engellemek amacıyla sadece kadınlara özel vagon uygulaması başlatıldı. Kadınlar artık, trenlerin arkasında ve önünde bulunan turuncu ve pembe koltuklu vagonlarda yolculuk edecekler. Bu da tren yolcusu kadına pozitif ayrımcılık!

1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı devlet eliyle verildi. Bugün de küçük bir bölüm anayasaya ekleniyor. Bu değişiklik bir yönüyle de AB’ye uyum yasalarıyla ilgili.

“Evet”de çıksa “hayır”da çıksa, mücadele bitmiyor. Kota konulması, kadınlara kamuda iş olanaklarının yaratılması, iş yerlerindeki cinsiyet ve ırk temelli ayrıma ve bunun doğurduğu ekonomik eşitsizliğe karşı çıkmak, mücadele etmek gerekiyor. Kadınlar için oluşan mesleksel gruplar (sekreterlik, ögretmenlik, hemşirelik) kurmak, kadınların çalışmadıkları sektörlerde tecrübe sahibi olmaları için gerekli olan yetiştirme programları oluşturmak talebimiz olmalı.

Emekçi kadınlar olarak toplumsal cinsiyet ve sınıf mağduruyetimizi birleştirp, örgütlendiğimizde mücadelede yeni bir yol katetmiş olacağız.

image_pdfimage_print