Leon Troçki’ye, Leon Sedov’a, Rudolf Klement’e, Abraham Leon’a, Leon Seloil’e, Marcel Hic’e, Pantelis Pouliopulos’a, Erwin Wolf’a, İgnacio Reiss’e, Tha Thu Thau’ya, Chen Duxiu’ya, Cesar Robles’e, Yolanda Gonzales’e, Arturo Apazza’ya, Tulio Quintiliano’ya, Gildo Rocha’ya… Dördüncü Enternasyonal yaşayabilsin diye canlarını veren herkese.

Dördüncü Enternasyonal (DE), Paris’te 3 Eylül 1938 günü Stalinist terörün korkunç saldırıları nedeniyle yalnızca tek bir günde gerçekleştirilebilen ve Troçki’nin katılamadığı bir kongreyle kuruldu. İlk muzaffer işçi devletinin uğradığı yozlaşmaya karşı, Lenin’in ardından Leon Troçki’nin üstlendiği uzun ve zorlu yürüyüş böyle başladı.

Kuruluş kongresini hazırlamakla görevli sekreter Rudolf Klement GPU1 tarafından kongreden bir kaç gün önce kaçırılarak katledilmişti. DE’nin kuruluş tezleri olan geçiş programı, orijinali Klementle birlikte yok olduğu için sözlü olarak geçilen tüzük metni, yaklaşan savaşa karşı Troçki tarafından kaleme alınan bir manifesto, gençliğe yönelik bir karar metni ve Troçkiyi, Stalinistlerce katledilen yoldaşları ve İspanyol devriminin savaşçılarını selamlayan mesajlar burjuvazi, faşizm ve Stalinist teröre karşı gizlilik şartlarında gerçekleştirilen bu kuruluş kongresinin ana gündem maddeleriydi…

Kongrede Sovyetler birliği, İngiltere, Fransa, Almanya, Polonya, İtalya, Yunanistan, Hollanda, Belçika ve ABD’den seksiyonların delegeleriyle, Latin Amerika’yı temsilen Brezilyalı Mario Pedrosa hazır bulunmuşlardı.

DE’in savaş sonrası başlıca önder kadrolarından biri olan Arjantinli devrimci Nahuel Moreno’nun ifadesiyle uluslararası Bolşevik akımı temsil eden yeni enternasyonal, devasa bir kafa ve cılız bir gövdeye sahip olarak siyaset sahnesine doğmuştu. Bu devasa kafa hiç kuşku yok ki, Bolşevizm’in ve iki büyük Rus devriminin deneyimlerini kendisinde cisimleştiren, dünyanın ilk işçi ordusunun kurucusu Troçki’den başkası değildi. Stalin’in neredeyse takıntılı bir biçimde onu imha etme arzusu burjuva düşünürlerinin iddia ettikleri gibi basitçe bir siyasi hasımı ortadan kaldırma çabasına indirgenemez. Troçki, kendisini ancak Bolşevizm ile özdeşleştirerek ayakta kalabilecek Stalinizm açısından süratle yok edilmesi gereken son ve en tehlikeli Bolşevik idi.

Troçki’nin 20 Ağustos 1940 günü bir GPU ajanınca alçakça katledilmesi yeni kurulmuş enternasyonali, İkinci Dünya Savaşı’nda Nazizme karşı direniş mücadelesi ve savaş sonrasındaki elverişli koşullar düşünüldüğünde yığınlara ulaşması söz konusuyken tümüyle güçsüz bırakacaktı.

Troçki DE’i inşa etmenin kaçınılmaz hale geldiğini öngördüğünde yalnızca devrimci Marksist metodolojiyi Stalinist tahrifattan kurtararak gelecek kuşaklara aktarmayı hedeflemiyordu, aynı zamanda savaş sonrası koşulların devrimci ve Bolşevik yeni enternasyonalin bir kitle enternasyonaline dönüşmesi için elverişli koşullar sunacağını düşünmekteydi. Ne var ki, Ekim Devrimi’nin kazanımlarını gasp eden ve Nazizm’in yenilgisiyle güçlenerek savaştan çıkan Stalinizm oldu.

Savaş sonrasında başlıca önder kadrolarını Nazizm’e ve Stalinizm’e karşı mücadelede yitiren hareketin zayıf ve deneyimsiz kadroları, enternasyonali önce sekter bir pozisyona ardından da savaştan güçlenerek çıkan karşı devrimci aparatlara eklemlenme çizgisine sürükleyecekti. Bu eğilim 60’lı yıllarla birlikte gerçekleşen kitleselleşme ve birleşme deneyimlerine karşın, DE’nin düşmanlarının elinde bir koza dönüşen sapmaların ve dağınıklığın ana kaynağıydı. Öte yandan DE içinde yalnızca bu sapmalara karşı koymakla kalmayıp, devrimci Marksist metodun günümüz koşullarına uyarlanmasını üstlenen, işçi sınıfı devrimciliğinde, enternasyonalizmde ısrar eden akımların varlığı 72 yıllık bu zengin mirasın günümüze taşınmasında başlıca garanti oldu.

Dördüncü Enternasyonalin yeniden inşası için!

Dünyanın karşı karşıya bulunduğu en derin ekonomik ve siyasi krizlerinden birinden geçmekte olduğumuz şu günlerde programı tarih tarafından doğrulanmış olmasına rağmen birleşik ve merkezi bir DE yok elimizde. Akım kuruluşunda hedeflediği örgütsel amaçlara ulaşmaktan uzak kaldı, öte yandan politik programı ise tarihsel olgular nezdinde bütünüyle doğrulandı.

İnsanlığın yaşadığı krizin, proletaryanın önderlik krizinin bir sonucu olduğu, proletarya önderlik bunalımını aşamadığı sürece insanlığın her biri öncekinden daha şiddetli krizlerden krizlere yuvarlanacağı gerçeği fiili bir olgu halini aldı. Tüm bürokratik ya da küçük-burjuva önderliklerin (milliyetçi, solcu, sosyal-demokrat veya Stalinist), dolaylı ya da dolaysız yoldan tarihsel olarak emperyalist karşı-devrimin hizmetinde olduğunu ise 70 yıl boyunca ihanete uğrayan devrimler ve işçi devletlerindeki bürokratik yozlaşma ve kapitalizmin restorasyonu deneyimleriyle yaşadık. Geçiş Programı, iktidarı ele geçirmek ve proletaryanın devrimci diktatörlüğünü kurmak için proletaryayı seferber etmenin programıdır; bu sürecin sahip olabileceği tek devrimci önderlik olan Troçkist partilerin ve Dördüncü Enternasyonal’in inşa edilmesi için dünyadaki tüm işçilerin sürekli seferberliğini geliştirmenin programıdır. 2

Yeni devrimci kuşaklar tarihsel bir görevle karşı karşıyalar. 72 yıllık Bolşevizm’i yaşatma mücadelesinin birikimleriyle kuşanarak, DE’yi sabırla yeniden inşa etmekten söz ediyoruz. Bu oldukça güç bir görev, öte yandan sınıfsız bir topluma ulaşılabilmesi için daha devrimci ve gerçekçi bir yol da bulunmuyor.

1 Stalinist gizli servis

2 http://www.marxists.org/espanol/moreno/actual/index.htm Tesis 1

image_pdfimage_print