Lenin’e göre Marksizm, “sınıf ilişkilerinin kesin ve nesnel olarak doğrulanabilir bir çözümlemesini ve her tarihsel anın somut özelliklerini” belirlemeye çalışır… Bu da, verili “tarihsel anın” niteliğinin tanımlanmasından başka bir şey değildir… Lenin’in sözünü ettiği bilimsel zemin budur; bu zemin gerçekliği değiştirmekte kullanacağımız aleti sağlamlaştırmak için gereklidir.

Lenin, bu alet “politikadır” der. Ve burada sözünü ettiğimiz alet, devrimci dönüşümü gerçekleştirmek amacıyla kitlelere yönelttiğimiz parti politikasıdır.

Çözümlemenin amacı, verili bir durumun incelenmesini kesintisiz bir biçimde derinleştirmeye yöneliktir; ve bundan beklenen, devrimci eğilimleri güçlendirebilecek ve karşıdevrimci eğilimleri yok edebilecek doğru sloganları geliştirebilmektir.

Bununla birlikte çözümleme hiçbir zaman, “var olan koşulların proleter devrim lehine değiştirilmesi” amacını karşılayamaz. Bu hedefi politikalar karşılar. Bu nedenle, çözümleme ve politika birbiriyle sıkı sıkıya ilişkilidir, ama bu ikisi aynı şey değildir. Öte yandan gerçekliğin bilimsel çözümlemesinden ve tanımından yola çıkmazsak devrimci politikalara sahip olamayız. Aynı zamanda, eğer çözümlememiz gerçekliği değiştiren politikalara dönüşmezse hiçbir işe yaramaz.

Bir örnek inceleyelim. Çözümleme-, işçi hareketi yükseliş sürecinde; sürecin başını sosyal demokratlar ve Stalinistler çekmekte; burjuvazi bunalımda; iktidarda, işçi sınıfına demokratik özgürlükleri tanımak ve ödün vermek zorunda kalan zayıf bir hükümet bulunmakta; burjuvazinin bir kesimi faşist bir darbe hazırlığında; küçük burjuvazi bölünmüş halde: bir kesimi faşizm tarafından sürüklenirken, öbür kesimi işçi hareketinin yanında; partimiz kitleler üzerinde etkiye sahip değil, ama öncünün bazı kesimlerince tanınıyor.

Niteleme-, işçi devrimi ya da faşist karşıdevrimle sonuçlanabilecek bir öndevrimci durum yaşanmaktadır; sınıf mücadelesinin yükselişi, küçük burjuvazinin bir kesiminin radikalleşmesi ve partimizin varlığı, işçi devrimi yönünde bir basınç oluşturmaktadır; burjuvazi ve emperyalizm, küçük burjuvazinin sağ kesimleri ve kitle hareketinin oportünist önderliklerinin hain politikaları ise süreci karşıdevrim yönüne itmekte; durumun işçi devrimi doğrultusunda gelişebilmesi, ancak bu yönetimleri yıkabilmemiz ve hareketin önderliğini üstlenebilmemiz durumunda olanaklıdır.

Politika-, işçi hareketini faşizme karşı bir cephede birleştirmek ve kitle organlarının silahlanması konusunu ele almaya başlamak, buna karşı koyan reformist önderliklerin yalpalamalarını ve ihanetlerini teşhir etmek gerekmektedir; bu hedefe yönelik olarak kitle hareketinin yönetimini kazanmalıyız; ordu tabanına yönelik çalışma gerçekleştirmeliyiz; küçük burjuvaziyi işçi devrimine doğru çekebilmek için onun istemlerini de dikkate alan bir program geliştirmeliyiz; bu belirlemelerden hareketle de işçi hareketi örgütlerinde şu sloganlarla çalışmalıyız: “Faşizme karşı tüm işçi örgütlerinin ve işçi ve emekçi partilerinin birliği”, “sendikalarda ve Sovyetlerde (eğer mevcutsa) silahlı işçi milisleri”, “er ve astsubaylara demokratik haklar” vb. (…)

Nahuel Moreno’nun Parti ve Devrim eserinden alınmıştır.