20. yüzyıl sanatının Meksika ve dünyadaki en çarpıcı figürlerinden ikisi, Frida Kahlo ve Diego Rivera Türkiye’de ilk kez Pera Müzesi’nde ağırlanıyorlar. Meksika dışında çok az ülkede sergilenen Kahlo eserleri, 40 yapıttan oluşan bir seçkiyle, 23 Aralık 2010 – 20 Mart 2011 tarihleri arasında, Beyoğlu Pera Müzesi’nde görülebilir.

Frida Kahlo, yapıtları kadar, özgün karakteri, yaşam öyküsü ve Rivera ile olan özgür birlikteliğiyle her daim ilgi uyandıran bir kadın sanatçı olmuştur. 6 Temmuz 1907 tarihinde doğmuş olmasına rağmen, kendisi doğum tarihini, Meksika devriminin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910 tarihi olarak ilan etmiş, yaşamının modern Meksika’nın doğuşuyla başlamış olmasını istemiştir. Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felci ve gençliğinde geçirdiği bir trafik kazasıyla iki bacağını da kaybetmiştir. Ömrünü hastaneler dışında tavan arasında kendi portrelerini çizerek geçiren Kahlo, ardında 143 resim bırakmıştır. Resimlerinde çoğunlukla acı ve gerçekliği yansıtmış, Meksika kültürü ve devrimci kimliği de resimlerinde ana temalardan olmuştur. Sağlık sorunlarına rağmen her zaman yaşama inatla sarılmış, yaşamını sanat çevreleri ve politik çevrelerle geçirmiştir. Hatta Rus Devrimi önderlerinden Troçki, Meksika’ya sığındığında Kahlo’nun evinde kalmıştır.

Hayatı, başrolünü Selma Hayek’in oynadığı “Frida” adlı filmle beyaz perdeye aktarılmıştır. Kahlo hakkında daha fazlası için, filmini de görmenizi tavsiye ederiz.