Yanda duran fotoğraf 1968 Meksika Olimpiyatları’nın akla kazınan manzarası olmuştu. Birincilik ve üçüncülük derecelerini kazanmış iki siyahi atletin ırkçılığı deri eldivenleri ile protesto edişi, on yıllar boyunca pek çok devrimci ve ırkçılık karşıtına ilham olacaktı.

Ortada duran (birinci) Tommie Smith ve sağda duran (üçüncü) John Carlos’un bu protestosu, onların profesyonel spordan dışanmaları ve spor kariyerlerinin sonlanması anlamına gelecekti. Hikayenin en iyi bilinen kısmı bu.

Ancak az bilinen bir kısmı da var ki, o da ’68 Meksika Olimpiyatları’nda ikinci olan atlet Peter Norman’ın hikayesidir. ’68 Meksika olimpiyatları, yalnızca iki siyahinin sporculuk kariyerlerinin bitmesine sebep olmamış, bu onurlu protestoya fikir babalığı yapan rekortmen bir beyazın da kariyerini sonlandırmıştı.

’68 Olimpiyatları’nda 200 metre koşusu tamamlandığında 3. gelen siyahi atlet, 2. gelen beyaz atlete sorar: “İnsan haklarına inanıyor musun?” Peter Norman cevaplar: “Evet inanıyorum.” Bunun üzerine Carlos aklıllarındaki protesto fikrini Norman’a açar. Norman da bu protesto fikrini desteklediğini belirtir. Hatta beyaz atlet bu fikre katılmakla kalmaz, prtestonun bir çift deri eldiveni giyen iki siyah atletin, eldivenli ellerini tam da Amerikan marşınınn okunduğu anda yumruk yaparak havaya kaldırmaları ile gerçekleşmesi fikrini de üretir.

Böylece onurlu bir beyazın, fakirliği betimlemek için çıplak ayakla kürsüye gelen iki mücadeleci siyaha verdiği destek ile dünya tarihine kazınan, fotoğrafta gördüğümüz ırkçılık karşıtı protesto gerçekleşiverir.

Bilanço, siyahi atletlerin afaroz edilmesi ile sınırlı değildir. Hiçbir Avusturalyalı atletin, halen hızını geçemediği Norman da, bir daha hayatı boyunca hiçbir turnuvaya katılamayacaktır. Hatta yaşadığı ciddi mali sorunlardan ötürü açlık dahi çekecektir.

Ancak yaşanan tüm acılar bu üç atlet arasında ebedi bir dostluk kurar. Ve 3 Ekim 2006’da yoksulluk ve dışlanmışlık içerisinde ölen Peter Norman’ın cenazesini yine en önde duran iki siyahi atlet taşır.

Irkçı söylemlerin böylesine yüksek perdeden söylenebildiği bir ülkede, Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun edindiği bu büyük seçim zaferinin hemen ardından, bu üç onurlu sporcuyu anımsama fırsatını yakalayıp, insanlığımızla gurur duyuyoruz.

image_pdfimage_print