Geleneksel olarak her yıl gerçekleştirdiğimiz pikniğimiz için Temmuz ayının ilk hafta sonu bir araya geldik. Gün boyunca devam eden pikniğimizde bizleri yalnız bırakmayan sınıf kardeşlerimizle, ailelerimizle ve dostlarımızla hem eğlendik hem de birliğimizi güçlendirmek için sohbetler ettik, dertlerimizi dinledik.

Pikniğimizin bu yılki teması geçtiğimiz seçim süreciydi. Seçim sürecinde yaşananlar, seçimden beklentilerimiz ve bunların ne kadarının gerçekleşebildiği, hem sohbetlerimizde hem de işçi ve öğrenci arkadaşlarımız tarafından ortak kürsüde dile getirildi.

Sabahın erken saatlerinde İstanbul’un çeşitli semtlerinden kalkan otobüslerimiz, piknik alanına geldiğinde çaylarımız sofraya konulmaya başlamıştı bile. Kahvaltıdan sonra, İşçi Cephesi adına bir yoldaşımız seçimlerin ardından işçerisinde bulunduğumuz durum özetleyen ve birlikteliğimizin önemini vurgulayan bir konuşma yaptı.

Ardından başlayan serbest kürsü direnişlerini zaferle sonuçlandıran UPS işçilerinin, çoğunluğu sağlayarak sendikayı işyerine soktuğu iyi haberi ile başladı. Takiben PTT direnişçisi Cafer arkadaşımızın direnişinden çıkardığı dersleri içeren konuşması da pek çok işçi arkadaşımız için moral kaynağı oldu.

Pikniğimize İspanya’dan ve Fransa’dan katılan genç yoldaşlarımız ülkelerindeki durumu aktarıp ve enternasyonalist birliğin önemini vurgulayan konuşmalar yaptılar. Serbest kürsüde söz alan onca işçi ve öğrenci yoldaşın yanı sıra, pikniğimize İran Komünist İşçi Partisi’nden katılan yoldaşımızın İran’da yakın zamanda gerçekleşen seferberliği değerlendirerek, “Kalıcı dönüşümler bir mahşer kalabalığı ile olmuyor. İşte bu yüzden bir partiye ihtiyacımız var” vurgusu ile görüşlerini paylaştı.

Serbest kürsünün ardından, önceki pikniklerimizde de olduğu gibi Doğan Güneş müzik grubuyla beraber halaylar çektik, türküler söyledik. Müziğin ardından, oyunlar ve bilgi yarışması vardı. Grup oyunları bizi zorlasa da, beraber adım atmadan ya da zor anlarda tek bir vücutmuş gibi hareket etmeden kazanılamayacağının küçük bir provasıydı.

Öğle yemeğimizi gelenekselleşmiş bir biçimde ortak sofrada yedik. Bu sene piknik yaptığımız sırada, çeşitli kurum ve derneklerinde pikniklerinin olması ve alanın ortak kullanımından kaynaklanan sorunlar bizi etkilese de, piknik sürecinde birlikte hareket etmek ve sorunlara ortaklaşa çözüm bulmak bizim için önemli bir deneyim oldu.

Öğle yemeğinin ardından, her yıl olduğu gibi bizi yalnız bırakmayan dostlarımız Ayavala sahneye çıktı.

İşçi ve öğrenci arkadaşlarımızdan oluşan tiyatromuz, seçimlerle ilgili bir oyun sahneye koydu ve beğeniyle izlendi. Yoldaşlarımızın yoğun emekleri ile hazırlanmış olan ve foruma temel sağlayan tiyatronun hemen ardından, forumumuz başladı.

Forumumuzda bir yoldaş, içinden geçtiğimiz dönemin sıkıntılarını sayısal veriler eşliğinde yaptı. Geçtiğimiz bir yıl içerisinde yaşanmış olan direnişlerin her birini tek tek saydı, hatırlattı. Artan yoksulluğa karşı dolar milyarderlerinin artan servetlerinin sayısal verilerini anlaşılır bir biçimde sundu. Sonrasında, bir partiye duyduğumuz ihtiyacı vurgulayarak, “biz niçin işçi sınıfı diyoruz?”, “bir parti olmaksızın mücadele verilmez mi?”, “niye dünya işçi sınıfından bahsediyoruz?” sorularını sorarak, konuşmasını sonlandırdı. Foruma çok sayıda yoldaş katkılarını sundular.

Yorucu bir günün ardından, pikniği Heyula’nın güzel şarkılarıyla bitirdik.

Birlikte çalışmanın bizlere verdiği güven ve dostlarımızın yanımızda bulunmasıyla, yoğun geçen bir günü büyük bir mutlulukla ve doygunlukla tamamlandık.

Tüm sınıf kardeşlerimizle, daha kitlesel ve daha örgütlü bir piknikte buluşabilmek dileğiyle…