Küçükken yaşadığım köyde hatırladığım bir kadın var. Tel örgülerle ve ağaçlarla çevrili bir evde yaşıyordu. Kocasının kıskançlığı yüzünden evden çıkamıyordu ve bizden su istiyordu. O zamanlar bunun nedenini anlamazdım. Şimdi erkek egemen kapitalist sistem içinde kadınların sosyal hayattan koparılmışlığını, aile ve koca baskısı yüzünden yaşadıklarını ve sırf kadın oldukları için iki kez sömürüldüklerini düşününce, Medine’nin yalnız olmadığını biliyorum.

Yıllar sonra kocasının akrabaları bizim evimize para istemek için geldiğinde onun ölüm haberini aldım. Medine, kocasının onun cami hocasıyla birlikte olduğunu düşünmesi nedeniyle öldürüldü. Akrabaları ise hem olayı örtbas etmek için hem de davadan vazgeçmek için 12 bin lira fiyat biçmişler hayatına. Bir insanın hayatı 12 bin lira mı eder? Jandarmanın olaydan haberdar olmasına rağmen, bu alışverişe göz yumması ise sistemin tipik özelliği aslında. Çünkü, kapitalist sistem erkek egemen düzeni güçlendirmekle kalmayıp aynı zamanda onun savunuculuğunu da yapıyor.

Yapmamız gereken kadınların özne olduğu kadın mücadelesini örgütlülük esasıyla sürdürmek. Yoksa devletin de, bu hukukun da, sistemin eşitlik sözlerinin de hiçbir faydası yok. Yaşama hakkımız bile kıskançlık bahanesiyle her an tehlikeye girebilir.

image_pdfimage_print