“Biz, Oscar-Grant Meydanı işgalcileri, 2 Kasım 2011 günü Oakland’ı özgürleştirmeyi ve %1’in egemenliğini durdurmayı öneriyoruz. Tüm şehri genel greve ve tüm öğrencileri de ders bırakma eylemine çağırıyoruz. İşe ve okula gitmek yerine hep birlikte hayatı durdurmak için şehrin merkezinde toplanacağız. Bütün bankalar ve büyük şirketler belirtilen günde kapalı olmalıdırlar, yoksa üzerlerine gideceğimizi bilsinler.” (Oakland öfkeliler hareketinin genel grev çağrısından)

Emperyalizmin kalbinde, ABD’nin güçlü işçi sınıfı gençlik hareketleriyle birlikte hareket ederek radikalleşiyor ve mücadelede yerini alıyor. Irak savaşı gazileri de onlara katılarak Vietnam savaşına karşı verilen tarihsel mücadeleyi hatırlatıyorlar. 27 Ekim günü Oakland eylemlerini değerlendiren New York Times şöyle yazıyor: “Kendimizi 1960’lı yıllarda Vietnam savaşına karşı yapılan eylemlerden birindeymiş gibi hissettik.” İşte bu, bizim gibi emperyalist savaşlara ve onları yöneten hükümetlere karşı mücadele veren herkes için iyi bir haber; çünkü bizim emeğimizden çalınan paranın halkları ezmek ve bombalamak için askeri harcamalara dönüşmesi, özellikle bu kriz döneminde her geçen gün daha dayanılmaz hale geliyor!

Dünyada…

Şili’de, Yunanistan’da, Mısır’da, Suriye’de, İsrail’de, Bolivya’da, Portekiz’de, İspanya’da… Dünyada hiçbir yer yok ki sınıf savaşımından, halkların ve işçilerin direnişinden uzak olsun. Bürokratları, mevcut iktidarları, düzen partilerini ve hatta kimi radikal sol örgütleri dahi korkutan genel grev düşüncesi şekillenmeye başlıyor ve mücadeleye hazır olan işçilerin fikirlerinde genel grev gittikçe daha çok yer kazanıyor. Yunanistan işçi sınıfı bunu kanıtladı zira Troyka’nin planını (Avrupa Birliği, IMF, Avrupa Merkez Bankası) uygulamaya çalışan Papandreu’yu eninde sonunda halk referandumuna gitmeye zorladılar.

…Fransa’da ve Avrupa’da

Fransa’da sendikal ve politik bürokratlar tarafından öne sürülen bitmek bilmez “eylem günleri” artık kimseyi inandırmıyor. Herkes artık hem fikir ki; bu “cumartesi gezileri” yenilgiyi hazırlamaktan başka bir işe yaramıyor, bunun örneğini emeklilik reformuna karşı mücadele sürecinde gördük. Devamı olmayan bu eylem günlerinin sendikal bürokratlar açısından nihai hedefi işçileri yormak ve onların mücadele isteklerini yok etmek. Bugün Avrupa’nın her yerinde olduğu gibi Fransa’da da şu açık ki; yukarıdakiler krizden önceki gibi yönetmeye, aşağıdakiler de bu şekilde yaşamaya devam edemiyorlar.

Evet, genel grev sloganı hemen şimdi geçerlidir!

Mücadeleler, grevler, işgaller katlanarak artıyor. Ancak 2012 seçimlerine ve seçimlerde kazanacakları koltuklara odaklanan sendikal ve politik bürokratlarca bu artış küçümseniyor, görmezden geliniyor. Bürokratlar, kurumsal sol (Sosyalist Parti ve Sol Cephe) ve sözde radikal sol partiler (örneğin Yeni Antikapitalist Parti) bize 2012 seçimlerini beklememizi çünkü işçilerin mücadeleye hazır olmadığını söylemekten de çekinmiyorlar. Oysa devrim, isyan ve genel grev rüzgârı tüm Avrupa’da esiyor ve kapitalist sistem tarafından korkutulmuş, sindirilmiş ve sistemle bütünleşmiş olanlar durumun ciddiyetini görmüyorlar.

Bizi “aşırı” sol olmakla suçlayanlara ise şunu hatırlatmak isteriz: “Ajitasyon yalnızca kitlelere ulaşmak, onları eyleme çağırmak için kullanılan herhangi bir slogan değildir. Parti için ajitasyon, aynı zamanda kitlelere kulak vermek, mevcut durumu ve kitlelerin düşüncelerini gözlemlemek ve bunlardan yola çıkarak pratikteki kararlarını almak için de bir araçtır. Ancak Stalinistler ajitasyonu çığırtkanların monologuna dönüştürmüşlerdir. Marksistler ve Leninistler için ise ajitasyon her zaman kitleyle kurulan diyalogdur.” (Troçki) Genel grev sloganını reddeden herkesin aksine biz işçilerle ve gençlerle diyalog kurmak ve onlara gerçek bir antikapitalist politik perspektif sunmak istiyoruz.

Peki, genel grev nedir?

Troçki genel grevi şöyle tanımlıyor: “Genel grevin temel önemi, kısmı başarılarla yahut başarısızlıkla sonuçlanmasına bakılmaksızın, eylemin iktidar sorusunu devrimci bir biçimde sormasından gelir. Fabrikaları, ulaşımı ve iletişimi, elektrik üretimini vs. durdurarak proletarya yalnızca üretimi değil, yönetimi de durdurmuş olur. Devlet gücü havada asılı kalır. Egemenler ya açlık ve şiddetle proletaryayı ehlileştirecek ve onu burjuva devlet aygıtının eskisi gibi işlemesi için zorlayacaktır ya da proletarya karşısında yerinden vazgeçecektir.”

“Hangi sloganla ve sebeple olursa olsun, eğer ki genel grev ortaya çıktıysa ve kitleler tarafından kucaklandıysa ve bu kitleler mücadele etmeye kararlıysa, genel grev ulusun tüm sınıflarına şu kaçınılmaz soruyu soracaktır: Evin şefi kim olacak?”

Genel grev işçilerin ve gençlerin sürekli ve birleşik mücadelesini, sendikal ve politik bürokratlara rağmen sonuna kadar gidebilmek adına kurulan grev ve eylem komitelerini içerir. Yani genel grev “basit bir eylem, bir saatlik ya da bir günlük sembolik bir grev değil, rakibi vazgeçmeye mecbur bırakmak için yapılan bir mücadeledir.”

image_pdfimage_print