24 Şubat Cuma günü Adana’nın Kozan ilçesindeki Gökdere Köprü Barajı’nda gerçekleşen patlamada 3 işçi öldü, 7 işçi ise kapıldıkları sel sularında hâlâ bulunamıyor. İnşaatı yapan EnerjiSa firması derin bir sessizlikteyken, TMMOB’un hazırladığı rapor ise söz konusu ihmallerin altını çiziyor. Rapordan çarpıcı birkaç kısım şöyle:

Baraj inşaatı tamamlanmadan gövdede su tutulmaya başlanmış olması, mansap bölgesinde işçilerin çalışmaya devam etmesi felakete davetiye çıkartmıştır.”

“Barajda su tutulmaya başlandığında, kapaktan su sızıntılarının olduğu ve kum torbalarıyla önlem alınmaya çalışıldığı ifade edilmiştir. Bu denemenin fayda etmediği görüldüğü halde işçiler neden tünelin çıkış ağzında (mansabında) çalıştırılmaya devam edilmiştir?”

Şu ana kadar inşa edilmekte olan HES’lerde 70’ten fazla iş kazası gerçekleşmiş ve bu kazalarda 63 emekçi ölmüştü. Fakat bunları görmezden gelen bir basın ve çevreyi sözde koruyan bir ‘bakan’lık var.

Çevre ve Gözlem Bakanlığı, “seyrediyoruz, sorun yok”

HES inşaatların denetlenmesi, inşaatı yapan firmaya bırakılmış durumda. Bakan Veysel Eroğlu, özelleştirme politikalarının şu ana kadarki vahim sonuçlarına hiç değinmeyerek, kamunun işlevini denetimlerle sınırlandırılmasını istiyor. Bunun şu ana kadar gerçekleştirilememiş olmasını ise HES’lere karşı mücadele edenlere çıkartmış durumda. “Biz bu konuda dedik ki; bu inşaatların DSİ bir denetlemelik hazırlayarak denetlemesi veya mühendislik, müşavirlik firmaları tarafına denettirmesi lazım”. Bu anlayış özelleştirme politikasını aklamaktan öte bir şey ifade etmiyor. Kozan’da yaşanan facia ne ilkti ne de son olacak. Hükümetin “sermayedar güvenliğinden” yana bu tutumu devam ettikçe, iş güvenliği HES’lerin daha hızlı bitirilebilmesi için göz ardı edilecek ve işçilerin hayatı GAP inşası sırasında ölen işçilerin arından dikilen anıtta yazan “keşke ölmeseydik” temennisi kadar pamuk ipliğine bağlı olacak.

HES inşatları durdurulsun

HES’lerin verdiği zararı görerek mücadelemizi doğanın ve kültürün tahribatına karşı, yaşam alanlarını koruma talepleri üzerine kurmalıyız. Enerji patronlarının, daha fazla kâr için doğayı yok etmekte tereddüt etmediklerini görüyoruz. Bu sebeple, enerji sektörünün derhal kamulaştırılmasından yanayız.

[*]HES Nedir?

Sermayenin daha çok kazanç uğruna, küçük-büyük her akarsu üzerine elektrik santrali kurarak, çevresindeki doğayı ve kültürü tahrip etmesi, yaşam alanlarını hiçe saymasıdır. İlkokuldan beri çevre dostu enerji olarak tanıtılan HES’ler, öncelikle santralin kurulduğu bölgede devasa bir orman katliamı yaratıyor. Dereler ve ırmaklardaki balık ve diğer canlıların yaşamını sonlandırıyor ve sulama kaynaklarının verimini azaltarak bir çevre katliamı yaratıyor.