Geçenlerde işim gereği Van’a gitmem gerekti. Van sokaklarında dolaşırken ‘Deprem’ ile ‘Kentsel Dönüşümü’ gördüm. Bir köşede konuşuyorlardı. Ben de isteyerek kulak misafiri oldum. Ne konuştuklarını hemen size aktarıyorum:

Kentsel Dönüşüm: Merhaba, Nasılsın?

Deprem: Ne olsun? Hayat işte… İnişli çıkışlı…

KD: Eh kolay değil. Sarsıntılı bir dönemden geçtin.

D: Sorma…

KD: Şimdi nasılsın?

D: Biraz duruldum. Ama belli olmaz tabi, benim sağım solum…

KD: Hayırlısı neyse o olsun…

D: Tabi, hakkımızda hayırlısı… Benimle konuşmak istediğin nedir?

KD: Gelecek güzel günler.

D: Benden tam olarak ne istiyorsun?

KD: Geleceğe dair planlarını benimle paylaşsan yeter. Yani bir daha Van’a uğrayacak mısın? Ya da uğrayacaksan ne sıklıkta ve büyüklükte? Bunlardan bahsetsen yeter benim için.

D: Bunu neden öğrenmek istiyorsun?

KD: Dedim ya birtakım planlarım var. Bu yüzden senin Van’da yeniden ortaya çıkma durumun beni çok ilgilendiriyor.

D: Peki ama neden?

KD: Affedersiniz ama siz bir şey yapmaya karar verdiğinizde kimseye neden sorusunu sorma fırsatını veriyor musunuz? Bir anda ortaya çıkıyorsunuz ve kimse ne olduğunu, neden olduğunu anlamıyor.

D: Ben de bilmiyorum ki! Sağım solum belli olmuyor. Kızma bana! Sen bir söyle bakalım, neden bunu öğrenmek istiyorsun? Ben de elimden geldiğince sana yardımcı olurum.

KD: Peki. Öncelikle şunu söylemem gerekir ki sana minnettarım. Van’da bir sürü ev yıkıldı. Mal mülk kalmadı insanlarda. Eskiden sermaye birikimi vardı; şimdi ‘mülksüzlüğün biriktirilmesi’ yaşanıyor. İşte bu mülksüzleri önce çadırlara sonra da konteynırlara yerleştirdik. Yeni evler de vereceğiz

D: Size masraf olduğum için bana kızgın mısınız?

KD: Aksine sayende 20-30 bin liraya mal olan apartman dairelerini 70 binden başlayan fiyatlardan uygun taksitlerle satıyoruz!

D: Ama bu fiyatlar…

KD: E deprem oldu tabi… Biraz anlayışlı olmak lazım.

D: Ev bu… Almak zorundalar tabi… Etkileyici…

KD: Daha da etkileyici olanı TOKİ yoldaşın tüm malzemelerini kendisi getirmesi ve onun da kâr etmesi. Yoldaşıma helal olsun!

D: Anlıyorum..

KD: Anlamak için bu kadar aceleci davranma bakalım. Ben senin gibi anlık hareket etmem, uzun vadeli düşünürüm. Sen piyasada yokken yoldaşla şehrin girişine toplu konutlar yapıyorduk. Şimdi de senin yüzünden/sayende yeni evlere ihtiyaç duyduk. Yeni konutlar yapmaya başladık. Bil bakalım nereye?

D: Merkeze…

KD: Tam senden beklenecek bir cevap… Tabi ki de merkeze değil; kampüs etrafına yapmaktayız. Yani neredeyse şehrin bir ucundan diğer ucuna konutlar yaparak, kenti daha büyük ve daha tüketim odaklı bir yer haline çevireceğiz.

D: Merkez de büyümüş olacak yani…

KD: Aynen öyle… Tabi çok boyutlu biri olduğum için şunu da düşündüm: bu ev satımlarında elde ettiğimiz kârlarla şehri büyütüp, ‘büyükşehir belediyesi’ yapacağız. Hükümet kardeş de Van Belediyesi seçimlerinde daha çok oy alabilecek.

D: Nasıl yani?

KD: Bu projeler sayesinde Van büyükşehir olacak. İlçelerde hükümete oy verenler büyükşehir için de oy kullanabilecek. Böylece rakiplerin gücü azalmış olacak.

D: Bitti mi?

KD: Dur en güzelini en sona sakladım. Sana bir sır vereceğim: Uzun süredir bir arada yaşayan politik insanları ayırır, merkezleri dağıtırsan; onları o kadar örgütsüz hale getirirsin.

D: Büyük ama dağınık bir kent…

KD: Aynen öyle! Şimdi söyler misin bana? Bu aralar Van’a uğramayı düşünüyor musun? Ona göre devam edeceğim. Bir sürprizle karşılaşmak istemiyorum.

D: Ben kendimi iyi hissetmiyorum.

KD: Ne oldu?

D: Biraz başım dönüyor. Bir titreme geldi.

KD: Eyvahlar olsun!

D: Sonra konuşalım.

KD: Bu sefer nereye gideceksin bari onu söyleseydin!

(Deprem koşarak uzaklaştı, Kentsel Dönüşüm onu göz ucuyla takip etti. Ben de tüm duvarlarında ressam Van Gogh’un resimlerinin olduğu bir lokantaya gittim.)