Bir insan trafik kazasında ölebilir, yolda yürürken kafasına piyano düşerse ölebilir, 8 katlı bir binanın balkonundan düşerse ölebilir, genetik bir hastalığın neticesinde ölebilir…

Ancak, 800 TL asgari ücretin yaşamak için yeterli olmadığını bilen, okul harçlığını çıkarabilmek için bir plastik fabrikasında çalışan 13 yaşındaki bir çocuk kafasını pres makinesine kaptırarak ölürse; 28 yaşındaki bir araştırma görevlisi “hayattan zevk almıyorum, başarılı olduğumu düşünmüyorum” dediği bir not bırakıp intihar ederse; AVM inşatında barınak olarak verilen çadırlarda çıkan yangın 11 işçiyi öldürürse, ona ölüm denmez. Bu saydıklarımız istisnai vakalar değil, kaidenin ta kendisidir ve hepsine teker teker cinayet; “iş cinayeti” denir.

Bu sene işçi sınıfının uluslararası birlik ve mücadele günü 1 Mayıs’a giderken uzaklarda bir ülkede, Bangladeş’te, 5 tekstil fabrikasının bulunduğu 8 katlı binanın çökmesi sonucunda 1000’i aşkın tekstil işçisi öldü, yüzlercesi hala enkaz altında. Peki, İstiklal Caddesi’nde 80 TL’ye sattığı bir kazağı Bangladeş’te bir işçiyi haftada 84 saat çalıştırıp eline ayda 64 dolar vererek elde eden Mango’nun ve diğer dünya markalarının Bangladeş’te ne işi var?

Çin’de işçilerin zam protestoları nedeniyle maliyetlerin yükselmesinin ardından, dünya üzerinde iş hacmi en geniş ve de en güvencesiz sektörlerin başında gelen tekstil sektörünün “kalbi şu sıralar Bangladeş’te atıyor.”

Benzer güvencesiz çalışma koşullarıyla küresel tekstil ekonomisinin ilk sıralarını tutan Türkiye için de bunun anlamı önümüzdeki günlerde daha fazla rekabet ve işbirliği demek olacak; Rana Plaza katliamının bir hafta öncesinde TUSKON’un (Türkiye İş Adamları ve Sanayiciler Konfederasyonu) da katılımıyla düzenlenen Türkiye-Bangladeş Çalışma Kahvaltısı bu rekabet ve işbirliği antlaşmasının da bir habercisi.

Türkiye ve Bangladeş patronlarının vardıkları ortaklık bize Çağlayan, Güngören, Bağcılar, Okmeydanı, Sultanbeyli gibi bölgelerde kurulan derme çatma atölyelerin, tozlu bodrum katlarının, maliyeciler geldiğinde üstlerine kilit vurulan tekstil işçilerinin de Rana Plaza’da çalışan işçilerle olan ortaklığını hatırlatıyor.

Bangladeş’teki mücadele, tüm işçi sınıfının mücadelesidir. Uluslararası şirketlerin pamuk ipliğine doladıkları hayatlarda geriye kalanların daha fazla birleşmesi, aradan su sızdırmaması gerekiyor.