2012 senesinde yeni öğrenim ve eğitim dönemine başlarken, AKP hükümetinin sadece birinci öğretimdeki harçları kaldırmış olması, öğrenci hareketinden farklı tepkiler ile karşılanmıştı. Gerçekçi olmayan bir tutumla kimi çevreler bunu öğrenci hareketinin başarısı sayarken, çoğunluk üzerinde bir şaşkınlık duygusu hâkimdi. Biz o dönemde, bu uygulamanın piyasalaştırmanın önüne geçmediğini, amacın tansiyonu düşürmek olduğunu ve aslında “fırtına önceki sessizlik” olduğunu daha önce vurgulamıştık. Bu sessizliği, burjuvazinin kamusal eğitimi yok etmesini öngören yeni YÖK taslağı bozmuştu. Yeni döneme girmeden evvel üniversitelerden özel güvenliği çekip yerine İçişleri Bakanlı’ğına bağlı resmi polis kuvvetlerinin getirileceğini dile getiren burjuvazinin temsilcileri ise, yeni bir mesaj veriyorlar: Havuç kalmadı, sopa verelim mi?

Polise neden ihtiyaç duyuluyor?

Bilindiği üzere, yeni YÖK taslağı yeniden hazırlanmak üzere, geri çekilmişti. Yakın bir gelecekte tekrar karşımıza konduğunda ise, halefinin selefini aratmayacağından kuşkumuz yok. 12 Eylül geleneklerini aratmayacak bir biçimde polisin üniversitelere sokulması ise, iktidarın mazeret gösterdiğinin aksine “yaşanan” şiddet olaylarının önüne geçmek ve/ya güvenliği sağlamak amacıyla yapılan bir hamleden çok, burjuvazinin eğitim kurumları üzerinden sağladığı kâr oranlarının istikrarının coplarla ve postallarla korunmasını temin etmek adına atılmış bir adıma benziyor. Neoliberal politikalarla üniversitelerde patronların yatırım alanlarının derinleştirilip genişletileceği gerçeğinin doğuracağı (özellikle ODTÜ ve Gezi olaylarından sonra) potansiyel öğrenci muhalefetinin üzerinde, bu defa havuçla -harçların göstermelik kaldırılmasıyla- değil, sopayla -profesyonel kolluk kuvvetleriyle- basınç uygulanmaya çalışılacaktır.

Bu basıncın fiziksel bir boyutla sınırlı kalacağını hayal etmek doğru olmaz. Hükümet, öğrenci hareketine karşı ekonomik tedbirler almaya başladı bile. Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Genel Müdürlüğü, aldığı bir kararla direnişe ve boykota katılan, slogan atan öğrencilere, öğrenim kredisi (burs) vermeyeceğini açıkladı. Anlaşılan burjuvazi, eğitimi piyasalaştırma planlarına paralel şekilde, öğrencileri siyasal alternatif olarak pasifizme iteklemeye zorla devam edecek. Şimdi sıra, bizim alternatif politik hattımızı göstermekte.

KYK kararları kaldırılsın!

Üniversitede polis istemiyoruz!

image_pdfimage_print