İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (UIT-CI)’in Venezuela seksiyonu Sosyalizm ve Özgürlük Partisi’nin, Venezuela’da geçtiğimiz ay başlayan sokak gösterilerine ve Chavezci Maduro hükümetinin geçtiğimiz günlerde ülkenin en büyük patron örgütleriyle gerçekleştirdiği Barış Konferansı’na ilişkin bildirisi

Ülkenin belli başlı şehirlerinde yaklaşık bir aydır süren protestolar ve yürüyüşlerin ardından, Venezuela’daki politik süreç önemli bir dönemeçten geçmekte. Geçtiğimiz Çarşamba günü, 26 Şubat’ta hükümetin çağrısıyla Barış için Ulusal Konferans adı altında bir toplantı gerçekleşti. Konferansın davetlileri arasında Polar Şirketi’nin sahibi ve Venezuela’nın en zengin işadamı Lorenzo Mendoza, Venezuela Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu (Fedecámaras) Başkanı Jorge Roig, Fedeindustria’nın (küçük ve orta ölçekli işletmeleri biraraya getiren işadamları örgütü) Başkanı Miguel Pérez Abad, Katolik Kilisesi’nin temsilcileri, muhalif parti liderleri ve özel medya şirketlerinin yöneticileri bulunuyordu.

Yaşanan büyük ekonomik, sosyal ve politik krizin sonucunda Maduro hükümeti politik istikrarı tesis etmek adına patron örgütleriyle diyalog kurma yolunu tercih etti. Böylelikle hükümet, “Çıkış” sloganıyla kampanya yürüten MUD (Demokratik Birlik Masası, sağ partileri biraraya getiren siyasi ittifak)’un aşırı sağ kesimlerini yalıtmaya çalışıyor ve kemer sıkma politikalarını derinleştirme girişiminin bir parçası olarak, “barış” söylemi altında patronlarla somut anlaşmalar yapmayı hedefliyor. Benzer şekilde, ABD’ye tek taraflı olarak büyükelçiler atayarak ve emperyalizmle diyalog kurmak adına bir komite kurarak ABD hükümetiyle ilişkilerini normalleştirmeye çabalıyor.

Hükümet tarafından “yumuşak darbe” ve “ekonomik savaş”a dair anlatılan hikayelerin tek bir amaca hizmet ettiği giderek daha açık hale geliyor: düşük ücretlerden, temel ihtiyaç maddelerine ulaşımda yaşanan problemlerden ve hayatlarını mahveden yüksek enflasyonden memnuniyetsiz Chavizm’in toplumsal tabanını hükümetin kontrolü altına tutmaya devam etmek.

Fedecámaras’la varılan ilk anlaşmalardan biri, hükümetin ekonomik istikrarı bozmakla ve bir “ekonomi savaşı” başlatmakla suçladığı işadamlarıyla “ekonomik hakikat komisyonu”nun kurulması oldu. Gerçek şu ki, 15 yıldır süregelen ve sosyalizmle hiçbir ilişkisi olmayan sınıf işbirlikçi ekonomi politikaları, ekonomiyi bir çıkmaza sürüklemiş durumda. Bütün bu dönem boyunca bankaların, iletişim şirketlerinin, ithalatçıların ve boliburjuvazinin elde ettiği yüksek kazançlar; çokuluslu petrol şirketleriyle kurulan karma şirket modeli; hiçbir planlama ve denetime dahil olmayan, Bakan Rafael Ramirez’in geçtiğimiz günlerde itiraf ettiği gibi, hayali ithalat ve ticaret rakamları üzerinden 20 milyar dolarlık bir yolsuzluğa zemin hazırlayan hükümetin döviz dağtımı üzerindeki keyfi politikaları belirleyici oldu. Bu sırada ise, işçilerle toplu sözleşme görüşmeleri reddedildi veya sözleşmelerin maddeleri ihlal edildi; işçi ücretlerinde genel bir artış sağlanmadı, ücret artışları, asgari ücretin enflasyon oranında artmasıyla sınırlandı; kamu emekçileri güvencesiz ve esnek sözleşmelerle çalışmaya devam ettiler ve mücadele edenler, yoldaşımız José Bodas ve diğer 9 petrol işçisi, Guayana eyaletindeki nakliye işçileri, demiryolu işçileri lideri Rubén Gonzalez ve diğer yüzlerce yerli, köylü ve sendikalı aktivistin örneğinde görüldüğü gibi kriminalize edildi ve baskı altına alındı.

Hükümetin patronlarla varmaya çalıştığı anlaşmanın etkileri şimdiden görülmeye başladı. Hükümet tarafından çağrısı yapılan bu barış konferansının sonucu olarak, tavuğun fiyatında %133’lük bir artış yapılmasında anlaşmaya varıldı ve diğer gıda ürünlerinde benzer artışların gerçekleştirilmesi planlanıyor. Döviz kullanımında serbestleşmeye gidilmesi kararı ise, %100’lük yeni bir develüasyona neden olacak ve enflasyonda yeni bir artışı tetikleyecek. Bu durum, emekçi halkın gerçek gelirlerindeki bozulmayı derinleştirecek. Maduro aynı zamanda, halkı benzin fiyatlarında zam yapmakla tehdit etmeye devam ediyor ki bu girişimi, Merrill Lynch’in son raporunda da belirtildiği gibi, uluslararası burjuvazinin desteğini arkasına alıyor.

Sosyalizm ve Özgürlük Partisi, halen Maduro yönetimine karşı umut besleyen fabrikalardaki, mahallelerdeki ve üniversitelerdeki dürüst mücadelecilere iaşe, ücret, enflasyon, iş ve barınma sorunlarının çözümünün, büyük kapitalistlerin ve çokuluslu şirketlerin yatırımlarının istikrarını sağlama almak için gerçekleştirilen barış görüşmeleriyle sağlanamayacağını işaret eder. Diyalog emekçilerle, kentteki ve kırdaki topluluklara kurulmalı; öğrencilerle, sendikalarla, komünal konseylerin sözcüleriyle, köylü liderleriyle, atalarından kalan toprakları ve hakları için mücadele eden yerli şefleriyle diyalog sağlanmalı. Barış yalnızca halkın tüm politik, ekonomik ve sosyal haklarının garanti altına alınmasıyla mümkün olabilir.

MUD’un Lopez ve Maria Corina Machado önderliğindeki kesimleri tarafından yapılan eylem çağrıları, somut taleplerin ve hedeflerin yokluğu sonucunda, vandalizmin çeşitli defalar gündeme gelmesine neden olmuş ve bu durum halkın geniş kesimlerinin tepkisini çekmiştir. Ekonomik krizin ve hükümetin baskıcı eylemlerinin yarattığı toplumsal memnuniyetsizliğin ötesinde, MUD’un hiçbir kesiminin toplumun meşru talepleri adına bir seferberlik çağrısında bulunma kapasitesine sahip olmadığı açıktır.

Maduro ve patron örgütleri arasındaki barış görüşmelerinde pişirilen kemer sıkma planlarına karşı çıkabilmek için ve krizden halkın çoğunluğunun daha da yoksullaştırılması temelinde çıkılması projelerini reddetmek için, işçi ve halk örgütlerinin biraraya gelmesini sağlamalı ve hükümetten ve MUD’dan tamamen bağımsız bir birliktelik üzerinden bir talepler listesi ve mücadele planı oluşturmalıyız. Bu bağlamda partimiz, sendikaların ve kitle örgütlerinin katılacağı ve 21 Mart’ta, Caracas’ta gerçekleşecek bir toplantı çağrısında bulunuyor.

Demokratik hakların sınırlanmasına karşı sesimizi yükseltmemiz gerekiyor: İnsan hakları örgütlerinin katılımıyla kurulucak bağımsız bir Hakikat Komisyonu, hükümetin kolluk kuvvetlerini ve silahlı grupları kullanarak işlediği insan hakları ihlallerini araştırmalıdır. Gösterilere katılmaktan dolayı tutuklanan herkes koşulsuz biçimde serbest bırakılmalıdır. Hükümetin bir parçası gibi davranan ve halkın çoğunluğunun güvenini yitiren Kamu Bakanı Luisa Ortega Diaz ve Kamu Denetçisi Gabriela Ramirez istifa etmelidir.

Krizin faturasını emekçi halkın ödemeye devam etmemesi için, ücretlerde genel bir artış talep etmekle başlayan bir Alternatif Ekonomik ve Sosyal Plan gereklidir. İthalatta yapılan sahtekarlık sonucunda 20 milyar doları bulan yolsuzluk, bağımsız bir araştırma komisyonu tarafından soruşturulmalıdır. Bu olay, patronların ve bürokratların işlediği yüzlerce ekonomik cinayetten yalnızca birini oluşturmaktadır. Bu hırsızlığa bulaşmış şirketlerin mülkleri, tazminatsız kamulaştırılmalıdır. Aynı zamanda, asgari ücretin yoksulluk sınırı seviyesine çekilmesini, Katma Değer Vergisi’nin kaldırılmasını, çifte vergilendirmeye dönük tüm uygulamaların kaldırılmasını, dış borç ödemelerinin durdurulmasını; petrol endüstrisinin kamulaştırılmasını ve sektördeki karma ve çokuluslu şirketlerin varlığına son verilmesini, Guayana’da iflas eden işletmelerin emekçilerin demokratik yönetimi altında kurtarılmasını talep ediyoruz.

Öğrenci hareketine, seferberliklerine bu talepleri ve aynı zamanda eğitimde bütçe artışı, üniversite yönetiminin demokratikleştirilmesi ve bütçe harcamalarının şeffaflaştırılması gibi talepleri katma çağrısında bulunuyoruz. Bu sayede, öğrencilerin mücadelesi bağımsız bir karakter kazanacak ve bu hareketin tarihsel düşmanları tarafından araçsallaştırılması ihtimali ortadan kalkacaktır. Bunlar başlangıç niteliğinde olan, tartışmanın sıcaklığıyla zenginleştirilmesi gereken ve tüm Venezuela işçi sınıfının ve halkının değerlendirmesine sunulan önerilerdir. Şimdi hükümetin, MUD’un ve patronların önerilerini reddetme ve krizden kendi çıkış yolumuzu inşa etmenin vaktidir.

Maduro-Mendoza-Fedecámaras Anlaşması’nı reddediyoruz!

Gösterilere katıldığı için yargılanan herkese özgürlük!

Haklarında ihtiyatlı tedbir kararı bulunan José Bodas ve diğer dokuz petrol işçisine özgürlük!

Protestocu ölümlerini soruşturmak için insan hakları örgütlerinin katılımıyla bir Hakikat Komisyonu kurulsun!

Alternatif Ekonomik ve Sosyal Plan’ı ve bir mücadele planını tartışacak Sendikaların ve Kitle Örgütlerinin Ulusal Buluşması’na güç verelim!