Topkapı’da bulunan Ülker fabrikasında Hak-İş’e bağlı patron yandaşı sarı sendika Öz Gıda-İş’ten DİSK’e bağlı Gıda-İş’e geçiş yaptıkları için hukuksuzca işten atılan 8 işçinin mücadelesi sürüyor. 8 işçi 37 gündür sendika seçme özgürlüklerini gasp eden patrona karşı fabrika kapısında nöbet tutuyor. İşçi Demokrasisi Partisi olarak direnişteki işçilerden Ercan Durak ve Gıda-İş İstanbul Bölge Temsilcisi İbrahim Kızılyer ile direniş üzerine sohbet ettik.

“Sendikamızdan hiçbir fayda görmedik!”

Öz Gıda-İş’ten ayrılma süreçlerini anlatan direnişçi işçilerden Ercan Durak sözlerine eski sendikalarından hiçbir fayda görmediklerini, sendikalarının hiçbir işçi hakkı için mücadele etmediğini belirterek başladı. Eski sendikaları işçi hakları için mücadele etmemekle kalmıyor aynı zamanda işçileri sindirmek için vardiya şeflerine ajanlık yapıyordu. Bunun sonucunda ise çalışma koşullarından şikâyet eden işçiler önce disipline gönderiliyor ardından da en ağır işlerde görevlendiriliyorlardı. İşçi arkadaşımız Ercan Durak belinde fıtık, kulak zarında ise zedelenme olduğunu birçok doktor raporu ile kanıtlamışken en gürültülü ve en ağır işlerde özellikle görevlendirildiğini ve patron tarafıdan defalarca ‘çalışmıyor’ denilerek savunma istendiğini söyledi.

“Yaşamak için fazla mesai yapmanız gerekiyor!”

8 saat çalışan bir işçinin ancak asgarî ücreti alabildiğini anlatan Durak işçilerin asgarî geçimlerini sağlayabilecek maaşa ulaşmak için 12 saat çalıştıklarını söyledi. Kendisi de yoğun çalışma temposu nedeniyle meslek hastalıklarına yakalanan Durak tüm bu baskılardan sonra Meslek Hastalıkları Hastanesi’nde DİSK’i aramaya karar verdiklerini söyledi. Gıda-İş sendikasının telefonunu internetten bulduklarını belirten Durak ardından derhal görüşmelere başladıklarını anlattı. Bu telefon görüşmesinden sonra yolları Gıda-İş İstanbul Bölge Temsilcisi İbrahim Kızılyer ile kesişen işçilere Gıda-İş sendikası bulundukları sendikada kalmalarını ve fabrika içinde fiilî örgütlenme çalışması yürütmelerini önerdi. İşçiler ve sendikacılar fabrikada bir müddet gizli örgütlenme faaliyeti yürüttükten sonra işçiler patronun baskılarına daha fazla dayanamayıp Gıda-İş’e geçmek için ısrar ettiler ve bir süre sonra bu arzularını gerçekleştirdiler. İşçiler bu eylemi yaparken Muhammed Buazizi’nin kendisini yakmasının Arap Devrimleri’ni başlatması gibi kendilerinin işten atılmalarının fabrikayı ayaklandıracağını ümit ediyorlardı. Nitekim sendikalarını değiştirdikleri gün patron işçilerin işlerine son verdi.

“Dışarıdakiler içeridekilerin haklarını koruyor!”

Sendika değiştirip işten atıldıkları günden beri fabrika kapısında direnen işçiler içeride bir ayaklanma başlatamamış olsalar da çalışmakta olan işçilerin üzerindeki patron baskısını hafifletmeyi başardılar. Nitekim Ülker ailesinin en büyük korkusu mücadeleci bir sendikanın fabrikalarına girmesi. İşçiler arasında dolaşan bir rivayete göre Sabri Ülker’in vasiyeti fabrikaya DİSK’in sokulmamasıymış. Bundan dolayı direniş süreci boyunca işçilerin suyuna giden patron bir yandan da var gücüyle direnişi bastırmaya çalışıyor.

İşçi Demokrasisi Partisi olarak direnişçi işçileri selamlıyoruz. Temennimiz Ülker fabrikasında mücadeleci bir sendikanın örgütlenmesi ve atılan işçilerin bu sendikaya üye olarak işe geri alınmaları.

image_pdfimage_print