İstanbul Üniversitesi’nde yapılan rektörlük seçimlerinin galibi İÜ Demokratik Üniversite Girişimi’nin adayı Raşit Tükel oldu. Raşit Hoca sandıktan 300 oy farkla çıkmasına rağmen atanmadı.

Oldukça antidemokratik şartlar altında ve eşitsiz fırsatlar eşliğinde yapılan rektörlük seçimlerinde üniversite bileşenlerinin iradesini gösterebilmiş olması büyük bir başarı oldu. Ardından gelişen süreçte YÖK, Cumhurbaşkanı’na ilettiği listede Raşit Hoca’yı ikinci sıraya koydu. Bu olayı takiben atanan isim Raşit Hoca değil, Mahmut Ak oldu. Böylece İÜ bileşenlerinin iradesi çiğnendi ve hiçe sayıldı.

Raşit Tükel’in sandıktan birinci çıkmış olması ve bunun etrafında gelişen hareket, yönetime yönelik duyulan hoşnutsuzluğun ve akademik özgürlük ile iş güvencesinin olmayışının yarattığı öfkenin bir dışavurumu. Üniversite personelinin, idari kadronun, akademisyenlerin, taşeron işçilerin ve öğrencilerin sosyal haklarına gerçekleştirilen sayısız saldırı, yönetimde bileşenlerden hiçbirisinin söz hakkının olmaması ve piyasanın ihtiyaçlarına dönük sayısız uygulama bu öfkenin birikiminde büyük rol oynadı.

Bugün Türkiye’de birçok üniversitede güvencesiz çalışmaya, taşeronluğa, akademik köleliğe ve antidemokratik yöntemlere dönük irili ufaklı mücadeleler verilmekte. Raşit Hoca’nın üniversitenin iradesi olarak rektörlük seçiminden birinci çıkmış olması ve ardından bunun etrafında bir hareket oluşturulması, hiç şüphesiz bu mücadeleler silsilesinin bir parçası. Geleceksizleştirme politikalarına dönük olarak birçok üniversitede benzer taleplerle örülen bu mücadelelerin birleştirilmesi bir ihtiyaç olarak kendisini gösteriyor.

Biz diyoruz ki; üniversitelerde bizlere yönelik yapılan saldırılara karşı mücadelelerimizi birleştirmezsek işimizi, okulumuzu, geleceğimizi kaybedeceğiz.

Biz diyoruz ki; İstanbul Üniversite’sinde Raşit Hoca’yı destekleyelim.

Biz diyoruz ki; çalışma koşulları derhal düzeltilmeli, taşeron yasaklanmalı ve güvencesiz çalışmaya son verilmeli. Bunun yanı sıra akademik özgürlükler önündeki bütün engeller kaldırılmalı ve bütün öğrencilere mezuniyet sonrası iş olanakları zorunlu olarak tanınmalı.

Biz diyoruz ki; bütün bunların takipçiliğini yapabilmek için üniversitelerde işçi ve öğrenci komitelerimizi oluşturalım, bu komiteleri haklarımız için sürekli mücadele merkezlerine dönüştürelim ve okullarımızı terk etmeyelim.

Biz, güvenli gelecek istiyoruz.