Senenin başında Birleşik Metal-İş (BMİS)’e bağlı fabrikalarda yaşanan kitlesel grev, henüz hafızalarda tazeyken, geçtiğimiz aylarda Türk Metal’e bağlı binlerce işçi, fiilî bir grev başlattılar. BMİS’in, grevi, kısmî kazanımlar sonrasında hükümet zoruyla bitirmesinin ardından, metal fabrikası patronlarına vurulan bu ikinci darbenin etkisi hâlâ sürmekte. Fakat ilk sarsıntıyı az yara ile atlatan patronlar, metal işçilerinin sendikasız çıktıkları yorucu grevden, bitkin düşmesini de fırsat bilerek karşı hamle yapmış bulunmaktalar.

Millî gelirde önemli yeri olan metal sektöründeki bu grevlerin sınıf mücadelesi için özel anlamları var. Her şeyden önce BMİS’e üye işçiler sendikalarını, sendikanın bütün zaaflarına rağmen, patronlara karşı ekonomik mücadele aracı olarak kullanabildiklerini kanıtlamışlardı. Fakat mücadelenin sınırlılıklarının da farkında olmak gerekli. Zira hükümetin grevi yasaklaması, işçiler arasında büyük tepki doğursa da etkin bir karşı hamle metal işçileri tarafından gerçekleştirilememişti. Tabi ki bunun birçok sebebi var. Bu yüzünden işçi sınıfına serzenişte bulunmak anlamsız. İşçiler mücadele içinde öğrenir ve gelişir. Nitekim metal sektöründe sonradan yaşanan mücadeleler bu gerçeği gösterdi. Aynı zamanda BMİS’e bağlı işçiler grevlerini hükümete karşı tam anlamıyla savunamamış olsa da kimi kısmî kazanımların elde edildiğini de unutmamak gerekir.

Türk Metal’e bağlı fabrikalarda ise işçiler patronların yanı sıra sendikaya karşı da mücadele ettiler. Bu sendika görünümlü mafyatik yapı Bocsh fabrikasında işçilerin baskısı ile görece daha iyi bir toplu iş sözleşmesi (TİS) yapmaya zorlanmıştı. Bocsh’ta imza attığı TİS’in ardından diğer fabrikalardaki işçiler kendileri için daha iyi bir TİS’in mümkün olduğunu anlayarak hem sendikaya hem de patronlara karşı fiilî greve çıkmışlardı. Tamamen kendiliğinden iki büyük düşmana karşı mücadele eden bu metal işçilerinin grevi senenin başında yaşadığımız greve oranla daha hareketli ve önemlidir. Türk Metal’in devasa metal fabrikalarından silinmesi, bu sendikaya göre daha mücadeleci ve daha demokratik bir sendika olan BMİS’in önünü açmış oldu. Fakat aynı zamanda son derece gerici bir sendika olan Çelik-İş’in de önü açıldı. Zira patronlar kendi fabrikalarında ya Türk Metal’i yeniden örgütlemeye çalışmakta ya da Çelik-İş’i fabrikaya sokmayı arzulamaktalar. Her ne kadar BMİS sürece dair çeşitli kaygılarla çekingen davransa da metal işçisi BMİS’in içinde örgütlenmelidir. Bu durum BMİS’in de çok daha mücadeleci ve sınıf temelli bir zemin kazanmasına olanak verecektir.

Patronların örgütü Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS), metal işçisinin her işçiye biner lira ödeme ve işçilerin kendi seçtikleri temsilcileri muhatap alma taleplerini kabul ettiğini belirtmişti. Fakat geçtiğimiz günlerde metal işçisinin karşısına işçinin ‘sadaka’ olarak nitelendirdiği aylık yüzer liralık prim teklifi ile çıktı. Bu teklife Er Metal fabrikası işçileri üretimi durdurarak cevap verirken, diğer fabrikalara da öfke hâkim oldu.

Çelik-İş’in örgütlenerek yetkili sendika olduğu Renault fabrikasında ise eylemler nedeniyle işten atılan 82 işçiye yine işçiler sahip çıktı. Greve giden diğer fabrikaların çoğunda da benzer senaryorlar yaşandı.

İşten atmaların işçileri mücadeleden yıldırmak şöyle dursun mücadeleyi daha da körüklediğini fark eden patronlar farklı yöntemlere başvurmaya başladılar. Çelik-İş’in örgütlenmesi bunların başında gelmekte. Patronları korumak için elinden gelen her şeyi yapacak olan bu sendika şu an işçilerin atılmasına karşı kılını bile kıpırdatmamakta.

Bundan ayrı olarak Renault fabrikası Fransa’dan üç yöneticisini Bursa’ya getirtmekte, on yedi işçiye savcılığa ifade vermeleri için tebligat gönderilmekte, Türk Metal yöneticileri işçilere fizikî saldırıda bulunmakta. Mako’da patron işçilerin işe dönmesi için dinî ayetlerden demeçler okumakta ve yeni greve başlayan Kocaeli’ndeki Arçelik LG fabrikasının patronları işçilere karşı çevik kuvveti çağırmakta…

Örnekler çoğaltılabilir ve çoğalacaktır da. Fakat metal işçisinin mücadelesini kırabileceklerini düşünen patronlar yanılmakta. Bu mücadele ekonomik kriz derinleştikçe daha da güçlenecek, hükümet grevleri yasakladıkça politikleşecek. İleri atılımları ve geri çekilişleri olan bir süreç olacak fakat patronlar işçilere boyun eğmediği müddetçe devam edecek.

Metal işçisinin bugün yapması gereken BMİS’e girmek, mücadeleyi burada yükseltmek ve kazanımlarını bu sendika aracılığı ile sürekli kılmaktır. BMİS hem yukarıda bahsettiğimiz nedenlerden hem de geniş işçi kitlelerini kapsaması sayesinde işçiler için en elverişli sendika konumundadır. Çelik-İş ve Türk Metal açıkça patron yanlısıdır ve taşlaşmış bürokrasileri ile değiştirilemezler. Bu sendikalar işçiler için hiçbir çözüm vaat etmemektedir. Fakat aynı zamanda yeni bir “kızıl sendika” da bu süreçte işçi sınıfı için çok tehlikelidir. Böylesi bir girişim iyi ihtimalle başarısızlığa uğrayacakken kötü ihtimalle öncü işçileri kitlelerden koparacaktır.