Hiç hayatınızda rezidans ya da bir gökdelenin giriş katlarının sel suları altında kaldığını ya da bir iş adamının evini su bastığını duydu­nuz mu? Neden hep bu “yağmur” yoksul emekçi kesimleri üzerine “yağar”? Ege’de batan teknelerin taşıdığı insan cesetleri sahile vurur­ken “bir armatör yatıyla boğuldu” gibi bir şeye rastlayamazsınız. Uzaya çıkalı elli yıldan fazla zaman olmuş­ken hala “sudan” bir sebeple her yıl muson yağmurlarından dolayı yüzlerce yoksul insanın ölmesi size de garip gelmiyor mu?

Artvin Hopa’da 8 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi kayboldu, 27 kişi yaralandı, 6 bina yıkıldı, 17’si ağır 11’i orta olmak üzere 239 konut hasar gördü. Tüm bunlar ilçeye yağmur yağdığı için oldu. Aslında insanların başlarına yağan bir afet değil, hükümetin yıllardır sistematik olarak uyguladığı doğa-insan odaklı olmayan sermaye ve rant politikasıydı.

AKP dönemindeki neoliberal kentleşme pratiğinin en güzel örneklerinden biri de adeta toprakla deniz arasına bir duvar gibi örülmüş Karadeniz sahil yolu’dur. Asıl amacının bölge­deki turizmi canlandırmak olduğu söylenen bu Doğu Karadeniz yolu sadece Karadeniz halkını denizden koparmakla kalmadı, dağlardan gelen suyun doğal olarak denize akmasını engelleye­rek en ufak bir yağmurda bile oranın yapay bir göle dönüşünü sağlayacak “barajı” oluşturdu. Çünkü Su akar yatağını bulur sadece bir atasö­zü değil fiziksel bir gerçekliktir. Temmuz 2009 Giresun, Ağustos 2010 Rize-Gün­doğdu, Eylül 2011 Rize-Merkez, Ocak 2012 Artvin-Sarp felaketleri, doğrudan doğruya Karadeniz sahil yoluyla bağlantılıdır.

Hopa’ya ve Doğu Karadeniz’e ilk kez büyük sağanaklar yağmadı. İklimi gereği her mevsim yağışlı olabilen bölgenin ekolojik dengesi­ni bozacak etmen sadece sahil yolu değil elbette. Sistematik bir biçim­de bölgenin neredeyse her yerine yayılmış ve yapılan her inşaatın yöre halkının direnişiyle karşılaştığı hidroelektrik santralleri (HES). Türkiye’deki HES’lerin çoğunluğu Doğu Karadeniz’de. 270’den fazla santral var ve bu sayı, bölgenin taşıyabileceği kapasiteyi çoktan aşıyor buna rağmen halka pahalı elektrik sata­rak cebini doldurmak isteyen şirketlerin yapmak istedikleri inşaat sayısı 660. HES’lerin bölgeye uzun vadede vereceği zarar bölgenin iklimini etkileyecek ka­dar fazla. Ülke, AKP’nin sermayedarlar için çıkardığı yasalar ya da kararnameler sayesinde her sermayedar grubunun suyun olduğu her yere HES yapabilece­ği hale getirildi. 2003 yılında 73 HES lisansı verilirken 2008 yılında 143 lisans verildi. Artış %100. HES’ler yüzünden kendi yatakları yerine borular arasında akan su, kuruyan ya da küçülen dere yataklarının imara açılmasına ön ayak olduğu gibi yaşamsal önemde olan suya bağlı tüm ekolojik dengeyi bozuyor.

Hopa’da olan felaket beklenmedik bir afet değildi. Bu güne kadar bölgedeki ranta dayalı imar ve kentleşme politikasının ne gibi sonuçlar doğuracağı meslek odaları ve çeşit­li sivil toplum örgütleri tarafından defalarca dillendirildi. Betonlaştırılmış dere yatakları, dere yataklarının imara açılmış kenarları biriken suyun toprağa karışmasını engelleyerek ufak bir birikim halinde bile taşkına sebep oluyor. Toprağa karışamayan, denize ulaşamayan su, haberlerde “allahın yarattığı” bir “afet” olarak karşımıza çıkıyor. Evet kara, ranta ve sermaye­ye dayalı bir afet… Dereler para uğruna özgür akamadığı sürece felaketler ve onların getirdiği ölümler olacaktır.

Hopa’da, yaralanan ve mağdur olan herkes şunu bilmelidir; Bu, ne yaratıcının bir cezası ne de bir alın yazısıdır, bu düpedüz hükümetin politikasıdır. Karadeniz’i bir vampir gibi emen bürokratların, siyasetçilerin ve iş adamlarının politikası… Dolayısıyla sorumlular yargı önüne çıkarılıp hesap vermelidir. Ağaç katliamından başka bir işe yaramayacak Yeşil Yol Projesi gibi bölgeye zarar veren tüm eylemlerden sorumlu olanlar cezalandırılmalıdır. Bölgede yapılacak her yapılaşma bölge halkının onayıyla yapılmalıdır.

Son olarak ülkedeki tüm HES, Ka­radeniz sahil yolu, Yeşil Yol Projesi gibi inşaat halinde ya da bitmiş projeler Kalkınma Bakanlığı’na bağlıdır. Mevcut seçim hükümetinde yer alan HDP’li Kalkınma Bakanı’ndan doğaya zarar veren tüm projelerin iptalini talep edi­yoruz.