Geçen yıl Doğu Karadeniz’deki HES tahribatının yarattığı Hopa sel felaketiyle gündeme gelen Artvin şimdi de büyük bir direnişe ev sahipliği yapıyor. Öyle ki, bu kıvılcım bir yangına dönebilir.

İktidara yakınlığıyla ve 2013 sonundaki tapelerde millete küfür etmesiyle tanınan Mehmet Cengiz’e ait Eti Maden şirketinin, Cerattepe’de dünyanın 100 doğal ormanından biri olan birçok endemik tür ve kuş göç yollarının üzerinde yer alan Artvin ormanlarına altın madeni kurmak için başlattığı çalışmalar büyük bir direnişle karşılaştı. Artvin halkı, arkasına iktidarın kolluk güçlerini, gazını, TOMA’sını alan şirkete, İçişleri Bakanı’nın “ezin geçin bunları” talimatıyla saldıran polise ve jandarmaya sonuna kadar direniyor.

25 yıldır uluslararası ve ulusal maden şirketlerine direnen Artvinliler her seferinde kazandılar. Şu an iş makinaları jandarma eşliğinde ormana girmiş olsa da halk, Valilik önünde direnirken bir yandan şehir merkezinin 500 metre yukarısında yer alan jandarmanın bulunduğu alanı barikatlarla zorluyor. Gezi’den çeşitli dersler çıkaran hükümet bu direnişin ülkeye yayılmasında o kadar korkuyor ki, dayanışmanın önüne geçmek için Artvin’e tüm giriş ve çıkışlar kapatılmış durumda.

Diğer yandan bugün (20 Şubat) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından olumlu verilen ÇED raporunun iptali için Rize İdari Mahkemesi’ne Türkiye’nin en büyük katılımlı doğa davası açıldı. 760’ın üzerinde müdahil bulunan dava dosyasında 61 avukatın imzası bulunuyor. Aynı mahkeme 2013 yılında ÇED raporunu iptal etmesine rağmen, ÇED raporlarını imzalama yetkisini Bakanlık’a devreden yasanın çıkartılmasından sonra yeni raporunu doğrudan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunan Cengiz Holding, böylece ÇED olumlu kararı aldı. Bu kararla birlikte, Rize İdare Mahkemesi’nin iptal kararı etkisiz hale gelirken, ÇED olumlu kararı da herhangi bir hukuki merci tarafından denetlenmeden doğrudan Bakanlık’tan onay almış oldu.

Artvin’in tepesinde 30 futbol sahası büyüklüğünde 4 siyanür havuzu ile halkın içme suyu da dahil bütün su kaynaklarının kirleneceği yapılan çalışmalarla kesinlik kazanmışken ideolojik davranmakla suçlanan Artvin halkının tüm direnişi meşrudur. Evet, ideolojik davranıyorlar. İdeolojileri ise maddi ve manevi yaşam alanlarına sahip çıkmak! Karşılarında ise dağları ve dereleri metaya ve kâra dönüştürmeyi fırsat bilen talan ve yağma ideolojisi var. Bu ise iktidarın çevre politikasının bizzat kendisidir. Dolayısıyla buna karşı direnmek hem politiktir hem de meşrudur.

Henüz her şey bitmiş değil. Direnişin yaygınlaşması ve ülke genelinde destek eylemlerinin artması gerekiyor. Enseyi karartmanın anlamı yok.

Cengiz Holding’e ait Artvin Murgul’daki bakır madeninin siyanür havuzlarının kapatılması için 2014’te başlatılan direniş, 900 işçinin greve çıkmasıyla birlikte nasıl başarılı olduysa, bu direniş de amacına ulaşacaktır. Hükümeti arkasına almış bir şirkete karşı direnmek ne kadar zor olsa da kararlılık ve kitlelerin azmi başarının anahtarıdır. Sadece 2013 Haziran’ını hatırlayın!

image_pdfimage_print