Dokunulmazlık değil, siyasi demokrasi!

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan barış bildirisine imza atan akademisyenleri hedef gösteren konuşmalarında birkaç kez “dokunulmazlıkların kaldırılmasının terörle mücadelenin bir aracı” olduğunu söyledi. Sadece eli silahlı olanların değil, onları destekleyen, mazur gören siyasetçi, akademisyen, gazetecilerin de terörist olduğunu ifade etti. Hatta terör ve terörist tanımının bu yönde genişletilmesini de önerdi. Barış İçin Akademisyenler’den dört akademisyenin bu talimatla tutuklanması da Saray’ın Kürt siyasi hareketine yönelik başlattığı savaşın yalnızca Kürt siyasi hareketi ile sınırlı kalmayacağının, kendisine yönelen bütün muhalafeti kapsayacağının da bir göstergesi oldu.

Miting yaptırmamaktan parti binalarını taşlamaya HDP’ye yönelik siyasi tecrit ve Kürt illerindeki operasyonlar, 7 Haziran’dan bu yana sürüyor. Savaş, Saray’ın karşısındaki bütün kesimleri içine alarak genişliyor. İktidar içinde taşıdığı siyasi krizle birlikte daha fazla saldırganlaşıyor, payandalarını siyasi baskı ve operasyonlarla güçlendirmeye çalışıyor. Çünkü bu savaş, iktidarda kalmanın zaruri bir parçası haline gelmiştir.

Hükümet güvenlik harcamalarını bu operasyonlar için artırırken ve önümüzdeki aylarda Jandarma ve Polis Özel Harekat’ın sayılarının 20 bine çıkarılacağı açıklanırken; bugün Kilis’e düşen 50 civarı roketin içlerinde çocukların da bulunduğu 21 sivili öldürmesi yerçekimi aymazlığı ile açıklanıyor. Ülkedeki güvenlik zaafiyeti yalnızca Ankara, Suruç gibi emekçilerin, muhalif kesimlerin bulunduğu alanlarda yaşanıyor ve bu soruşturmaların üstü birer birer kapatılıyor. Ancak iş başkanlık rejimine geldiğinde hele ki mevzubahis odak Kürt hareketi ise, bütün mesele “Dokunulmazlıkları kalksın, fezlekeleri tozlu raflardan insin” fermanı ile başlayabiliyor. Nitekim Anayasa Komisyonu görüşmeleri fecaati olarak seyrettiğimiz tiyatro, AKP’nin her türlü hile ve hukuksuzlukta sınır tanımadığının bir göstergesidir.

Dokunulmazlıkların kaldırılması ne anlama geliyor?

“Dokunulmazlıkların kaldırılması” ile ilgili Anayasa değişikliği teklifi 3 Mayıs’ta AKP’li vekillerin HDP’li vekillere defalarca saldırılarının ardından Anayasa Komisyonu’ndan geçti. HDP’li vekillerin fiziki saldırıların ardından sloganlarla terk ettiği komisyonda AKP, CHP ve MHP’li vekiller Kürt düşmanlığı konusundaki tarihsel müttefikliğini bir kez daha ortaya koyarak dokunulmazlıklarının kaldırılması konusunda uzlaştılar ve değişiklik Anayasa’nın kendisine dahi aykırı olmasına rağmen komisyondan geçti. Komisyonda kabul edilen teklif, 16 Mayıs Pazartesi günü Genel Kurul’a gelecek. Genel Kurul’da yapılan oylama sonucunda düzenleme yasalaşırsa, yasama dokunulmazlığının kaldırılması istemli fezlekeler ilgili mercilere iletilecek.

Bu değişiklik elbette 59 milletvekili, 366 fezlekesi bulunan HDP’nin tasfiyesi anlamına geliyor. Yanlış duymadınız; meclise 2 Mayıs itibariyle ulaşan fezleke sayısı 616 iken bunun yarısından çoğunu HDP’li milletvekilerine ait fezlekelerden oluşuyor. Bu anayasa değişikliği tasfiye yolu ile Kürt siyasi hareketini daha fazla kriminalize etme, demokratik alandan dışlama, seçim sonuçlarını ve hatta seçilmiş parlamentoyu hiçe sayma ve en önemlisi siyasi demokrasi hakkının fiili olarak geçersiz kılınması anlamına gelecektir. Bununla birlikte, bu değişiklik olası Anayasa değişikliğinin zeminini oluşturmaya yarayacak. Meclis’te AKP’nin 317, CHP’nin 133, HDP’nin 59, MHP’nin ise 40 milletvekili bulunuyor. Anayasa değişikliği için gerekli oy sayısı ise 367. Ancak 330-367 oy arasında kalınması durumunda referandum seçeneği gündeme gelecek ve dokunulmazlıkların kaldırılması için süre daha da uzayacak. Oylama 367’ye ulaştığında ise, düzenleme referanduma gerek kalmadan Tayyip Erdoğan tarafından onaylanacak. Bir anayasa değişikliği ise Başkanlık rejiminin önünü açıyor.

Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla, HDP’li vekillerin en hafifinden yargılanmakla tehdit edilmesi bile bu ülkede Türk ve Kürt emekçi sınıflar için emek düşmanı, antidemokratik, totaliter bir baskı rejiminin kapısının aralanması demek olacaktır! Bugün dokunulmazlıkların kaldırılması ile devam eden Kürt siyasi hareketine yönelik baskıya karşı tüm emekçi kesimleri HDP’nin yanında olmaya çağrıyoruz! Dokunulmazlıklar, kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılmalı ve öncelikle yolsuzluk ve hırsızlık yapanlar yargılanmalıdır! Türkiye’nin ihtiyacı milletvekili dokunulmazlığının istismar edilmesi değil, siyasi demokrasidir!