Merhaba arkadaşlar, ben güvenlik sektöründe çalışan bir emekçiyim. Bu sektörde daha yeni sayılırım. İşsizlik ve diğer çevresel faktörlerden dolayı bu mesleğe başladım diyebilirim. Bu işin genel hatlarından bahsetmek isterim. Öncelikle maaşı başka işlere nazaran biraz daha çok ve iş olarak rahat. Evet, işe yeni başladığımda tam da bunları söylüyordum kendi kendime. Ancak birkaç aylık tecrübe bile yanıldığımı gösterdi bana maalesef…

Öncelikle şunu söylemeliyim, maaş olarak çok görünmesinin tek nedeni normal çalışma saatinden fazla çalıştırıyor olmaları. Bunu açacak olursak, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi, haftalık çalışma süresinin 45 saat olduğunu, aksi kararlaştırılmadıkça bu sürenin çalışma günlerine eşit olarak dağıtılacağını hükme bağlamaktadır. Buna göre, haftanın altı günü çalışılan bir işyerinde günlük çalışma süresi 7,5 saat olacaktır.

SSK işlemlerinde ay 30 gün olarak dikkate alınmakta, dolayısıyla aylık çalışma süresi de 30X7,5=225 saat olarak uygulanmaktadır. Ancak biz güvenlik görevlileri günlük 12 saat çalıştırılıyoruz. Haftalık 1 gün olan yasal tatilimizi ise vermiyorlar. İzin kullanabilmek için peşinen çalışmamız isteniyor. Yani 2 gün üst üste 12 saat çalışırsan 3. gün izinlisin deniliyor. 8 saat günlük çalışma süresinden o 2 günde zaten 3 günlük çalışmış oluyoruz.

Şu konuya da değinmek isterim ki, son günlerde yaşadığımız canlı bomba eylemleri biz güvenlik emekçilerini gerçekten çok zora sokmuş durumda. Ben AVM’de görevliyim ve neredeyse her gelen müşteride aynı tedirginlik hâkim: “Acaba gerekli önlem alındı mı? Acaba bu güvenlik görevlisi işini düzgün yapıyor mu?” Bundan dolayı olsa gerek bizle konuşan müşteriler paranoyak olma derecesine gelmişler. “Ben istesem buraya şu kapıdan çok rahat bomba sokarım. Arabamın arka koltuğuna dikkatli baksana, belki bomba var” gibi söylemleri sık sık duyuyoruz. Belki de hükümetin ve kolluk kuvvetlerinin beceriksizliklerini bizden çıkarmak istiyor olabilirler. Çünkü, örneğin polislerle bu şekilde konuşurlarsa ya biber gazı ya da copla karşılık alacaklarını düşünüyor olabilirler. Nitekim günah keçisi gibi her kesimden ayrı ayrı fırçamızı ve nasihatimizi alıyoruz.

Bu sektörde çalışma arkadaşı sıkıntısı çok fazla. İşe giren 1 ay duramıyor. Bu bahsettiğim çalışma süreleri ve son patlamalardan sonra insanların bize tavırlarından dolayı. İşte bu yüzden neredeyse her zaman mesaiye çağrılıyoruz ve gelmek istemezsek müdürlerin bize karşı tavrı olumsuz oluyor. Gün içinde kullanmamız gereken yarım saatlik istirahatı 20 dakikaya indirdiler. Sanki eksiklik bizim yüzümüzden olmuş gibi bizi cezalandırıyorlar. Ne zamana kadar bu şekilde devam eder bilmiyorum, ancak gerçekten zor günlerden geçtiğimiz ortada. Açık olan şu ki, sorunlarımızın çözümü örgütlü ve bir arada olmaktan geçiyor. Bütün emekçi işçi kardeşlerime selam ederim.

image_pdfimage_print