Fransa’da 14 Haziran Salı günü İş Yasası “reformu”na karşı geniş çaplı bir seferberlik gerçeleşti. Seferberliğin çağrıcılarınden CGT (Genel Emek Konfederasyonu)’ye göre eylemlere ülke çapında 1 milyon 300 bin kişi katıldı. Sözde sosyalist Hollande-Valls hükümeti, Fransa işçi sınıfının tarihsel kazanımlarına saldıran yasaya karşı gerçekleşen eylemlere yoğun bir polis şiddetiyle müdahale etti. Onlarca kişi gözaltına alınırken, 11 eylemci polis saldırısı sonucu yaralandı.

Yasayı hazırlayan Çalışma Bakanı El Khomri’nin adıyla anılan yasa (El Khomri Yasası) Fransa’nın 170 yıllık mücadelesinin kazanımı olan iş yasasını dönüştürmeyi hedefliyor. Yasayla işten atmaların kolaylaştırılması, çalışma saatlerinin artırılması, tatillerin ve maaşların mümkün olan en düşük seviyeye indirilmesi, işçilerin ve sendikaların şirketler karşısında tamamen güçsüz bırakılması amaçlanıyor.

Bu nedenle Şubat ayından beri Fransa’nın pek çok şehrinde eylemler düzenleniyor. Bu eylemler her seferinde daha çok insanın ve sektörün katılımıyla güçleniyor. Örneğin gençlerin daha etkin olduğu bazı şehirlerde dahi mücadelenin hızla işçi sınıfınınkiyle birleştiğine, ortak toplantılar ve kararlar alındığına tanık olduk. Öyle ki, gençlik organizasyonları, çeşitli partiler ve sendikaların birlikte çağrı yaptığı eylemlere Fransa genelinde yüz binlerce kişi katıldı.

Ve bilindiği üzere, geçtiğimiz ay hükümet anayasadaki bir maddeyi kullanarak iş yasasına dair bu değişiklikleri parlamento oylamasına sunmadan yürürlüğe sokma kararı aldı.

Ve o zamandan beri öfke ve mücadele artarak devam ediyor. Sendikaların başlattığı grev dalgası hızla tekstil, ulaşım sektörüne, limanlara, nükleer santrallere ve petrol çalışanlarına kadar ulaştı.

Nükleer santral işçilerinin greve katılma kararından sonra, ülkedeki tüm nükleer santrallerin yarısından fazlasının grevlerden etkileneceği düşünülüyor.

Aynı şekilde, havayolu çalışanları ve tren makinistlerinin ve otobüs şoförlerinin de grevlere katılımıyla, büyük şehirler başta olmak üzere, ülkenin genelinde ulaşım felç oluyor.

Fransa’nın tüm petrol rafinelerinin de yarısından fazlasında greve gidildi, barikatlar kuruldu. Bu nedenle rezervlerin kullanımında ve yeterliliğinde ülke şu anda ciddi sıkıntılar çekmekte. Öyle ki, stratejik rezervlerin kullanıldığı söyleniyor.

Tüm bunlar aynı zamanda şehir merkezlerinde binlerce insanın katıldığı eylemlerle destekleniyor. Bu eylemlere ve grevlere katılanların sayısı her geçen gün artıyor.

14 haziran günü gerçekleşen seferberlik bu nedenle yasanın iptali ve mücadelenin geliştirilmesi açısından önemli bir eşiği ifade ediyordu. Bununla birlikte, sendikal yönetimlerin iş yasası geri çekilene kadar süresiz grev ilan etmek yerine, mücadeleleri bölen ve kitleleri oyalayan bir hat izlemesi, seferberliğin zafere ulaşması önündeki temel engel durumunda. CGT yönetimi, genel ve süresiz genel grev ilan etmek yerine, 23 ve 28 Haziran için yeni eylem çağrılarında bulunmak ve hükümeti müzakerelere davet etmekle yetinmekte.

Fransa işçi sınıfının bu saldırıyı yenilgiye uğratması, yalnızca Fransa ölçeğinde değil, Avrupa ve dünya çapında büyük bir önem taşıyor. Burjuvazinin dünya çapında 40 yıldır sürdürdüğü neoliberal saldırıların püskürtülmesi ve işçi sınıfından yana bir seçeneğin geliştirilebilmesi için, Fransa işçi sınıfının mücadelesinin başarıya ulaşması, belirleyici bir önem taşıyor.

 

image_pdfimage_print