* Bu sözü Mustafa Kemal Zonguldak’a 1931’de ilk ayak bastığında söylemiştir.

Metal sektörü ile birlikte son zamanların en hareketli işkollarından biri de maden sektörü. Soma, Ermenek gibi önlenebilir katliamlar, şirketlerin veya hükümetin kâr elde etmesi için madencilere ödenen cüzi miktarda ücretler, madenlerin özelleştirilmesi ya da kapatılması ve madencilerin kapı dışarı konulması, hükümetin ve şirketlerin genel politkaları olmakla birlikte son dönemde daha yoğun bir halde sürmekte. 1848 yılında Abdülmecit’in Ereğli Kömür Havzası’nı bir ferman ile Hazineyi Hassa’ya dahil etmesinden bu yana Zonguldak’ta maden işçisinin grevi, yürüyüşü, eylemi hiç dinmedi. Yalnız bir fark var, Osmanlı’nın son döneminde fermanlar ile, Cumhuriyet’in başında ise çeşitli yasalarla madene zorla -çoğu zaman kolluk kuvvetlerinin zoruyla- sokulan bölge halkı artık yeraltında karın tokluğuna çalışmak, çalıştıkları madeni kapattırtmamak veya madenin özelleştirilmesiyle işten atılmamak için direniyor.

Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde bulunan ve yönetimine kayyum atanan DEKA Madencilik’te çalışan işçiler 4 aydır maaşlarını alamadıkları için başladıkları süresiz açlık grevini daha yeni sonlandırmışlarıdı ki, Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK)’nun özelleştirileceği söylentisi işçiler arasında kulaktan kulağa yayılmaya başladı. Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın TTK ile ilgili “Yeni bir çalışma başlattık.” sözlerinin ardından alevlenen tartışmalar kurumun özelleştirileceği veya kapatılacağı yönünde. Hükümet cephesinden ise olaya dair herhangi bir açıklama yok. Madenlere işçi alımını düzenleyen kurumun kapatılması veya özelleştirilmesi bölgedeki işçilerin çok daha uzun süreler işsiz kalması, daha güvencesiz ve daha düşük ücretlere çalışması anlamına gelecek.

Berat Albayrak’ın açıklaması ve hükümetin sessizliğine 3000 maden işçisi Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS)’nın önünde toplanıp valilik binası önüne yürüyerek yanıt verdi. Yürüyüşe geçen işçiler TTK’nın özelleştirilmesi teşebbüslerine karşı sonuna kadar mücadele edeceklerini ayrıca halihazırda var olan 5500 işçilik açığın kapatılmasını istediklerini duyurdular. Yürüyüş sırasında “İş ekmek yoksa barış da yok”, “Hükümet şaşırma sabrımızı taşırma” ve “İşçi alınsın üretim artsın” sloganları sıklıkla duyuldu. İşçilerin yoğun tepkisi üzerine GMİS geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdiği genişletilmiş başkanlar toplantısının ardından hükümetten resmi bir açıklama gelene kadar eylem ve etkinlikleri devam ettirme kararı aldığını duyurdu. İlk eylem 30 Haziran tarihinde madenci anıtında düzenlenecek kitlesel bir basın açıklaması olarak belirlenmiş olsa da 28 Haziran günü IŞİD’in gerçekleştirdiği saldırıdan ve ilan edilen yastan ötürü basın açıklaması ileri bir tarihe ertelendi.

Zonguldak maden havzası hükümetin ve patronların saldırılarına karşı direnmeye hazır. İşçiler ocaklarını bırakmaya veya güvencesiz çalışmaya niyetli değiller. İşçi Demokrasisi Partisi olarak onurlu bir iş onurlu bir yaşam için mücadele eden bütün madencileri selamlıyoruz. Kıdem tazminatının işçinin elinden alınmaya çalışıldığı, kiralık işçilik yasasının meclisten geçtiği şu günlerde sendikalar patronların saldırılarına ve hükümetin uygulamalarına karşı birlikte mücadele etmeli, mücadeleyi işçileri seferber ederek sürdürmelidirler.

image_pdfimage_print