Özelleştirmelerin hız kazandığı 1991 yılından beri Hindistan’da yaşanan 16 devasa genel greve bir yenisi daha eklendi. Hindistan işçi sınıfı 2 Eylül günü ülke çapında üretimi durdurdu. 160 ila 180 milyon işçinin katıldığı grevin (Türkiye’nin toplam nüfusunun iki katından fazla) çağrısını çeşitli sendikaların içinde bulunduğu Birleşik İşçi Sendikası Komitesi yaptı.

Sendikaların ve işçilerin hükümetten talep ettikleri başlıca istek emtia piyasasında spekülasyon yapmanın yasaklanması ve böylece ana gereksinim maddelerindeki fiyat artışının durdurulmasıydı. Ülke çapında boy gösteren temel ihtiyaç ürünlerindeki yüksek fiyat artışları hem işçi sınıfının maaşlarını eritip alım gücünü azaltırken hem de ulusal ekonomiyi kaosa sürüklemekte. Ülkedeki nüfus artış oranına göre çok düşük kalan yeni iş imkânları Hindistan işçi sınıfını tedirgin etmekte. Araştırmalara göre (The National Sample Survey Office-2011) 2004-2005 ve 2009-2010 yılları arasında Hindistan’da her yıl işgücüne 55 milyon yeni işçi katılırken yeni istihdam olanakları yılda yalnızca 1 milyon artmakta, buna karşılık ekonomi %8,43’lük rekor bir büyüme oranı ile seyretmekteydi. Bugün ise bu eşitsizlik pek de değişmiş durumda değil, ülke çapında her ay 1 milyon yeni işçi işgücüne katılmakta. Bundan dolayı sendikalar hükümetten yeni istihdam olanaklarını artırmasını beklemekte.

Hükümetin işçi sınıfına karşı patronlar lehine yeni kanunlar hazırlamasına karşı sendikalar temel iş kanunun istisnasız ve sıkı bir biçimde uygulanarak buna uymayanların cezalandırılmasını istemekteler. Buna bağlı olarak işçiler, kimi emperyalist ülkelerin kendi işçi sınıflarına sağladıkları sosyal güvencenin de sağlanması istenilmekte. İş kanununa göre hükümet her yıl ücretleri yeniden gözden geçirmekle yükümlü iken bu yasa uygulanmamakta, sendikalar buna karşı asgari ücretin ayılık 18.000 RS’den aşağı olmasını kabul etmemekte.

Özelleştimeler ile birlikte hükümetin sermayesini kendi işletmelerinden çekmesi ülke çapında pek çok soruna neden olmakta, buna karşı sendikaların talebi devlet kurumlarının yeterli miktarda finanse edilmesi. Son olarak sendikalar iş kanundaki değişikliklerin bütün sendikalar ve hükümetin oturacağı bir masada kararlaştırılmasını, hükümetin bunları kendi başına veya birkaç sendika ile karara bağlamasının doğru olmadığını söylemekte.

İşçiler ve sendikalar Modi hükümetinin işçi düşmanı politikalarına karşı mücadele etmeye hazır olduklarını talepleri ve kitlesel gösterileri ile göstermiş durumdalar. Hükümetin buna cevabı önümüzdeki günlerde belli olacak.

image_pdfimage_print