Kolombiya’daki referandum sonucu dünya çapında büyük yankı yarattı. Küba, Obama, BM, Papa, Maduro, Macri ve diğer pek çok kesimin desteklediği, Santos hükümeti ile FARC (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri) arasındaki barış anlaşmasına ilişkin referandumda az farkla da olsa Hayır oylarının galip gelmesi, büyük bir sürprize neden oldu.

Yalnızca 55 bin oyluk farkla (6 milyon 432 bin oya karşı 6 milyon 377 bin oy) HAYIR kazandı. Görünüşte referandumun tek galibi, Hayır kampanyası yürüten aşırı sağcı eski devlet başkanı Alvaro Uribe. Bu durum, bu sonucun Latin Amerika’daki sözde “sağa dönüş” eğiliminin “yeni” bir ifadesi olarak yorumlanmasına neden olabilir. Ne var ki, gerçeklik bu durumdan bir hayli uzak. Söz konusu olan, yukarıda varılan “anlaşmalara” milyonların taşıdığı öfkenin bükülmüş, çarpık ifadelerinden biri.

Çünkü referandumun bir diğer istatistiğinin gösterdiği gerçek, esas galibin %63 oranla sandığa gitmeyenler olduğu. Bu iddia karşısında su söylenebilir; oy vermenin zorunlu olmadığı Kolombiya’da bu katılım oranı “normal”dir. Fakat, Obama’dan Raul Castro’ya, dünya reformist solundan Papa’ya dek tüm siyasi iktidarlar ve figürler tarafından istisnai bir biçimde desteklenen bu anlaşmanın %37’lik bir katılımla karşılanması, Kolombiya emekçilerinin ve köylülerinin bu anlaşmanın yaşamlarındaki yoğun somürü ve sefalet koşullarını değiştireceğini dair bir beklentisinin olmadığını gösteriyor.

Büyük şehirlerin işçi ve emekçi kesimleri bu anlaşmanın hiçbir olumlu etki yaratmayacağını düşündüler ve oy kullanmadılar. Referandum, halkı oy kullanmak için harekete geçiremedi.

Çatışmadan daha az etkilenen ve daha küçük bir bölgeyi kapsayan Bogota, Cali ve Barranquilla gibi orta sınıfların daha yoğun olduğu şehirlerde Hayır oyları çoğunluktaydı. Öte yandan, FARC’ın güçlü olduğu Meta, Caqueta (FARC son konferansını bu şehirde yapmıştı) Tolima ve Huila gibi bölgelerde de Hayır kazandı.

Bu sonucun arkaplanında çeşitli nedenler yatıyor. İlk olarak, son yıllarda FARC’ın politik ve askeri yozlaşması, gündelik yaşamlarında çıkarlarının aksi yönünde davrandığını gören halkın artan oranda tepkisini çekti. Dahası FARC, narkotrafikle ilişkili yozlaşmış ve çöküş halindeki bir gerilla grubu olmakla özdeşleşti. Bu nedenle, anlaşmanın ne bir toprak reformu ne de köylüler ve emekçiler için herhangi bir sosyal kazanım sunuyorken, FARC bileşenlerine çeşitli çıkarlar sağlıyor olması, yoksul halk kesimleri tarafından oldukça kötü karşılandı. Uribe bu durumu Hayır kampanyası için kullanmayı becerdi ve referandum FARC’a dönük bir tepki oyuna dönüştü.

İkinci olarak, bu sonuç halka karşı bir ekonomik plan uygulayan ABD ve patron yanlısı Santos hükümetine karşı kitlelerin duyduğu hoşnutsuzluğu yansıtmakta. %63’lük katılmama oranı ayrıca yukarıda varılan anlaşmalara bir tepkiyi ifade etmekte. Bu durum kitlelerin inanmadıkları emperyalizm şeflerini ve Papa’yı takip etmediklerini göstermekte. Bununla, basitleştirilmiş karikatürel bir açıklamayla milyonların sola yöneldiğini ifade etmeye çalışmıyoruz. Kolombiya’da halihazırda Uribe’nin seçim tabanını oluşturan orta ve üst sınıf kesimler bulunmaktaydı. Fakat şurası açık ki, Hayır oyu kullanan veya sandığa gitmeyen emekçi kesimler sağın yükselişinin değil, gösterebildikleri biçimiyle, yukarıda bağıtlanan anlaşmalara nefretlerinin ifadesidir. Kolombiya’da gerillanın varlığı bahanesiyle daima talepleri için mücadele eden köylüleri ve emekçileri ezen güvenlik güçlerinin ve askerlerin şiddet eylemlerini yıllarca destekleyenler, şimdi sözde barışın yanında yer alıyorlar. Yine bu aynı gerici hükümetler ABD’nin Kolombiya Planını (bu dönemde Santos, Uribe hükümetinin savunma bakanıydı) desteklediler ve ABD mafyalarıyla bağlantılı paramilitar grupların ve uyuşturucu çetelerinin faaliyetlerine ses çıkarmadılar.

Bizim sosyalist akımımız, bu anlaşmanın Kolombiya halkının gerçek sorunlarına çözüm üretmediğini ısrarla vurguladı. Referandum sonucu bugün Kolombiya’da bir politik krize yol açmış durumda. Santos hükümeti, emperyalizm, Küba, Küba Komünist Partisi liderliği ve FARC paralize oldular. Şurası kesin ki, masada Alvaro Uribe’nin başını çektiği Hayır temsilcilerinin de olacağı yeni bir müzakere süreci gerçekleşecek. Kolombiya aşırı sağının bu alçak kişiliğinin, çıkış yolunun, müzakere sürecinden dışlanmış kendisi ve partisi dahil tüm siyasi aktörlerin dahil olacağı bir Ulusal Anlaşma ile bulunabileceğini ifade etmesi bir tesadüf değil.

Fakat, yeni bir anlaşma olsun olmasın, bu dinamiğin ötesinde, Kolombiya’nın emekçileri, gençliği köylüleri politik ve sosyal talepleri için mücadeleye devam etmek zorunda.