Emekli bir işçi olarak çalışma koşullarının ağırlığı karşısında bazen umutsuzluğa ve yılgınlığa düştüğüm olmuştur. Böyle durumlarda yalnız olmadığım ve benim gibi milyonlarca işçinin de zor koşullarda çalışmak ve yaşamak zorunda olduğunu hatırlarım ve aslında yalnız ve çaresiz olmadığımızı düşünürüm.

Evet, çalışma koşulları zor, iş bulmak zor, iş bulsan asgari ücretle geçinmek zor… Bunlar yaşamın gerçeği. Sabahleyin evden işe gittiğinizde akşam eve sağ döneceğinizin garantisi yok. Malum bir süredir OHAL kanunları ile yönetiliyoruz. İktidar normal koşullarda ülkeyi idare edemediğini söyleyerek üç aylık bir OHAL uygulamasına gitmişti. Bu üç ay yeterli olmadı, bir üç ay daha uzatıldı.

Yukarıda da belirttiğim gibi işe sağ gidip sağ döneceğimizin garantisi yok çünkü çalışma koşulları kötü, güvenlik önlemleri alınmıyor ve birçok işçi iş cinayetlerine kurban gidiyor. İş cinayetleri öyle bir duruma geldi ki adeta bir işçi katliamına dönüştü. Sadece üç aylık OHAL döneminde 21 Temmuz- 21 Ekim arası 513 işçi, iş cinayetine kurban gitti. Sadece Ekim ayında ölen işçi sayısı İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) verilerine göre 165 oldu.

OHAL patronlar için adeta dikensiz gül bahçesi sunuyor. Grevler erteleniyor, direniş çadırları yıkılıyor, işçinin üretimden gelen gücünü kullanması engellenmek isteniyor. Peki, patronlar istediklerini yapabiliyorlar mı? Elbette ki hayır!  İşçiler her türlü zorluğa ve hukuksuzluğa rağmen direnmeye ve üretimden gelen güçlerini kullanmaya devam ediyor. Yani işçiler patronlara dikensiz gül bahçesinde yaşama fırsatı vermemek için ellerinden geleni yapıyor.

Bir de işçilerin borç batağına düşme durumu var. İlginçtir kendi çevremde AKP’ye oy vermiş işçiler kredi kartı borçlarının, maaşlarına yetmemesinden kaynaklandığını bildikleri halde bu durumu kabullenmiş durumdalar ve bunun değişmeyeceğini düşünüyorlar. Öyle işçi arkadaşlar var ki uzun süredir çalıştıkları işlerinden çıkarak, tazminat alıp bu tazminatla borçlarını ödemeyi bile düşünüyorlar. Bir de borcu borçla kapatma çabasında olanlar var yani bir bankaya olan kredi kartı borçlarını bir başka bankadan borç alarak kapatmaya çalışıyorlar.

Asıl olan mücadeledir. Tek başımıza yaptırım gücümüz zayıf. O yüzden patronlar bizleri Kürt, Türk, Alevi, Sünni gibi ayrımlarla ayrıştırarak birlikte hareket etmemizi engelliyor. Siz hiç sermayenin böyle şeyler yaptığına tanık oldunuz mu? Olamazsınız. Onlar için asıl olan kar ve kazançtır. Onlar için ne dinin ne de kimliğin önemi yoktur. Bir Müslüman patron, bir Yahudi patron ile pekâlâ iş yapıyor. Biz işçiler için de önemli olan sınıf kardeşliği olmalı. Din, dil, mezhep ikinci planda olmalı. Önemli olan birlikte mücadele etmek ve mücadelelerin birleştirilmesi olmalı. DOSTÇA VE SAĞLIKLA KALIN.