Adana’nın Aladağ ilçesinde özel bir kız öğrenci yurdunda yangın çıktı. Otuz bir öğrencinin kaldığı yurtta bölgeden gelen bilgilere göre on beş, resmî açıklamaya göre ise şu anlık on üç öğrenci hayatını kaybetti. 13 öğrenci ise dumandan zehirlenerek veya yangından kaçmak için camdan atlayarak yaralandı. Her şeyden önce ölen kardeşlerimiz için yasta olduğumuzu belirtiyor, arkadaşlarına, yakınlarına ve ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Yaralıların en kısa zamanda iyileşmesini ümit ediyoruz. Bu acı olay üzerine yorum yapmak her ne kadar zor olsa da, facianın sorumlusunun gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamayan hükümet, özel olarak Milli Eğitim Bakanlığı ve yurt yönetimi olduğu açıktır.

Kader değil, katliam!

Dünya üzerinde vergilerin en yüksek olduğu ülkelerden birinin vatandaşları olarak hükümetin bizlere, yani her bir öğrenciye, ailelerimizin ödediği vergileri amaçlarına uygun olarak kullanarak, insanca yaşamanın mümkün olacağı yurtlar tahsis etmesi gerekmektedir. İnsanların hayatlarının mesele olduğu bu alanda özel yurtların açılması yasaklanmalıdır. Yurtlardaki –yurda giriş-çıkış saatleri, yurda misafir girişinin yasaklanması vb.- keyfi uygulamalar derhal sona ermeli, yurt kurallarını yurtlarda yaşayan öğrenciler demokratik bir seçimle koymalıdır. Hükümet bu acı olaydan ders almalı ve eğer öğrencilerin yaşamlarını önemsiyorsa bütün özel yurtları kamulaştırmalıdır. Facianın yaşandığı yurdun Süleymancılar adı ile anılan cemaatle bağlantılı olduğu konuşulanlar arasındadır. Bu kabul edilemez, bu iş dinî cemaatlerin işi değildir. Dayanışma kisvesi altında kendi toplumsal tabanlarını oluşturmaya çalışan cemaatler ile hükümetin yürüttüğü ortaklığın 15 Temmuz gecesi nelere mal olduğunu hep birlikte gördük. Öğrenciler değil bütün cemaatler yurtlardan atılmalıdır. Ayrıca devlet yurtları için harcanan bütçe acilen yeterli düzeye çıkartılmalıdır.

Aslında yurt meselesi yeni gündeme gelen bir sorun değil. Son günlerde öğrenciler tarafından epeyce sık dile getirilen bir sorun halini aldı. Dört kişilik odalarda, sağlıksız ve rahatsız koşullarda kalan öğrenciler sıkıntılarını her dile getirişlerinde yurt müdürleri, üniversite yöneticileri vs. ile karşı karşıya geldiler. Geçtiğimiz günlerde basına ve medyaya yansıyan haberlerden belki de en çarpıcısı Antalya Kredi Yurtlar Kurumu(KYK) müdürü Süleyman Dinç’in öğrencilere “Ahkâm kesmeyin.” sözleri olmuştu. Bu sözler, eski yurtlarından alınıp yeni yapılan fakat hali hazırda inşaat halinde olan Muratpaşa Yurdu’na nakledilen öğrencilerin, yapımı tamamlanmamış; kapı kollarının, tuvalet teçhizatının monte edilmemiş olduğu yurtta kalmak istemediklerini belirtmeleri üzerine sarf edilmişti. Geçtiğimiz sene ise Akdeniz Üniversitesi Kampüsü içinde bulunan KYK yurdundan sekiz öğrenci, yemek fiyatlarındaki artışı, ranzalarda korkuluk olmayışını, odaların bakımsızlığını ve yurda su ve yiyecek girişinin yasaklanmasını yemekhanede çatal ve bıçakları masaya vurarak protesto etmiş daha sonra ise yurtlarından atılmışlardı.

Yurtlarda yaşanan bu tip olaylar gün geçtikçe artmakta. Birçoğu basına ve medyaya ulaşmasa da sorunlar çözülmüş değil. Sorunların çözümünü yerden göğe kadar haklı olan öğrencileri bastırmakta, tehdit etmekte ve yurtlardan atmakta bulan hükümet son yaşanan yangın faciasının bire bir sorumlusudur. Milli Eğitim Bakanlığı’nın onca insanın her gün yattığı yurtta denetim yapması gerekmekteydi.

Öğrenciler olarak biz yurtlarda bir araya gelmeli, yurt yönetimini denetlemeli, en meşru taleplerimizin karşılanmaması halinde birlik olarak harekete geçmeliyiz. Ancak bu şekilde yaşamlarımızı savunabilir, hakkımız olanı alabiliriz. Tekrara düşmekten çekinmeyerek bir kez daha yazıyoruz:

Tüm özel yurtlar öğrenci denetimi altında kamulaştırılsın!

Tüm cemaatler yurtlardan dışarı!

Haksız yere yurttan atılan öğrenciler derhal yurtlara geri alınsın!

Her öğrenciye insanca yaşanabilecek, ücretsiz yurt hakkı verilsin!

image_pdfimage_print