Herkes çocukken hayal kurar, renklendirir küçük dünyasını. Ben de öyleydim. Pekte zor hayallerim yoktu. Abim benim en yakın hayal arkadaşımdı. Biz küçük bir köyde büyüdük. Yeşilliklerin arasında doğa anadan aldığımız malzemeler ile kendimize oyuncak yapar, öyle zaman geçirirdik.

Tabi tüm malzemeden de küçücük ellerimizle her şeyi yapamazdık. Mesela tuttuğumuz takımın forması gibi. Benim futbolla aram pek yoktu ama abim çok severdi. Onun hayaliydi forma! Tabii onu çok sevdiğim için artık benim de hayalim oldu.

Paramız bir formaya yetecek kadar değildi. Bizde bahçelerde çalışıp para biriktirmeyi akıl ettik. Sabahın erken saatlerinde soğuk kış günlerinde uyanıp, bahçelerde portakal toplamaya başladık.

Çok mutluyduk çünkü hayalimizi gerçekleştirebilecektik. Hesap yaptık abimle: Bir hafta çalışırsak formayı alacaktık, hatta üstüne birde bana spor ayakkabı bile alabilirdik.

Abim bir gün uyanamadı, ateşler içindeydi. Annem geldi hemen; soğukta çalışmış olduğumuzdan dolayı hasta düşmüştü abimin küçük bedeni ama ben iyiydim.

Hayalimiz için işe gitmem gerekiyordu çünkü işin bitmesine çok az kalmıştı. Giyindim koşa koşa işe gittim. Abimin gelemeyeceğini söyledim. Bana onun parasını eksik veririz o zaman dediler. Adam haklı, bugün abim gelmediği için bir gününü eksik verirler diye düşündüm. Ama o zaman da paramız hayalimiz için yetmezdi.

Daha fazla çalışmaya karar verdim. Abimin açığını kapatırsam para eksilmezdi dedim. Saat akşam 6 olduğunda herkes evine gitti, ben kaldım. Gece 12’ye kadar çalıştım. Son gün zaten, yarın iş bitiyor, paramızı da alacağız dedim.

İş bitti, eve gittim. Sabah abimle paramızı alamaya gittik. Fakat para beklediğimizden çok az geldi. Hatta bırakın ayakkabıyı, formaya bile yetmiyordu. Paramızın neden az verildiğini sorduk. Adam da bize siz çocuksunuz, o size yeter dedi. Biz o küçük bedenimizle büyüklerle aynı şekilde çalıştık ama karşılığı çok azdı. Abim, “madem küçüktük bizi neden çalıştırıyorsun, hem hakkımızı da vermedin” dedi. Adam da sinirlenerek elimizdeki parayı da geri aldı ve bize yaklaşarak hayatta kalmak için çalışıyorsan elindekiyle yetineceksin dedi.

O andan sonra abimle hayal kurmayı bıraktık çünkü hayatın bizler için ilk deneyimi kötü geçmişti. Büyüyünce anladım ki bu sistem çocukken bile hayatımıza burnunu sokmuş, bizi hayalsiz bırakmıştı. Onların da istediği buydu; hayalsiz ve geleceksiz kalmamız ve onların sınırlarını belirlediği hayatı yaşamamızdı. Başkaldırıyorum, kabul etmiyorum ve eskisinden de daha fazla hayal kuruyorum…