17 Kasım gecesi AKP’li milletvekillerince sunulan “tecavüzcüyü mağduruyla evlendirerek aklama” önergesi kadınlar tarafından öfkeyle karşılandı. İstanbul, Ankara, İzmir, Trabzon gibi birçok şehirde kadınlar önergeye karşı sokaklara döküldüler. İstanbul’da yüzlerce kadın OHAL’e karşın “korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganlarıyla sokakları inlettiler. Kadına Karşı Şiddete Acil Eylem Platformunun yaptığı çağrı ile toplanan kadınlara çevreden pek çok kişi daha alkışlarla destek verdi ve yürüyüş OHAL’e rağmen ülke çapına ulaştı.

Bizler kadınların mücadelesi, derneklerin binalarından ibaret değildir ve bunca yılın kazanımlarını, bir mührün silmesi, yok etmesi de mümkün değildir dedik. Güçlü bir kadın dayanışması olduğu sürece o yasa meclisten geçemeyecek, o önerge geri çekilecek dedik ve kazandık. Önerge önce Meclis’ten sonra da Adalet Komisyonu’ndan geri çekildi. Kadınların ortak tepkisi AKP’li milletvekillerini geri adım attırdı, kadın dayanışması kazandı.

Ancak mücadele bitti mi? Bitmedi. Türk Ceza Kanunu’ndaki muğlaklık devam ediyor. Cinsel istismarı düzenleyen madde 103’ün yeni bir değişikliğe ihtiyaç duyulduğu açık. Bu yüzden biz kadınlar öncelikle bizleri yakından ilgilendiren bu kanunların düzenlenme sürecine müdahil olmak istiyoruz. Gece yarısı baskınlarıyla yapılacak gerici düzenlemelere karşıyız. Cinsel istismar suçları üzerine yapılacak düzenlemelerde kadınlara söz hakkı verilmeli ve kadınların beyanları esas alınmalıdır. Uzmanlarla ve kadın örgütleriyle tartışılmadan oluşturulacak yasalar, başka yan düzenlemelerle de desteklenmedikçe kadınları gerçekten istismardan koruyamayacaktır.

Mevcut durum…

Anayasa Mahkemesi’nin Türk Ceza Kanunu madde 103’ün iki fıkrasına dair iptalleri ve TBMM’nin 24 Kasım’da yaptığı yeni düzenlemesiyle mevcut istismar maddesi bir hayli sıkıntılı. Var olan yasada 15 yaş altı bir çocukla cinsel ilişki hala şikayete bağlı olmaksızın cinsel istismar kabul ediliyor. Ancak 12 yaş altına dair bir ceza kademelendirmesi yapılarak çocuk 12 yaş altındaysa daha yüksek, 12 yaş üstündeyse daha düşük ceza öngörülüyor. Bu şekilde 12 yaşın üstünde ancak 15 yaşının altındaki çocuklarda “hâkimin takdiri” devreye girerken 12 yaşın üstünde olanlar için ise rıza aranmaya başlıyor. Bu haliyle sanki 12 yaşının altındakiler için cinsel istismar kesin olarak suçken, bu düzenlemeyle 12 yaşın üstündeki buluğ çağına gelmiş çocuklar için cinsel istismar daha bir meşru olarak algılanıyor.

İmam nikahının suç olmaktan çıkarılmasıyla birlikte bu 12 yaşını doldurmuş çocukların evlendirilmesinin yolunu açıyor. Sonuç olarak bu haliye düzenleme; 12 yaş üzerinde hakimin ve savcının takdirini kullanmasına, cezaların azaltmasına ve dini nikahla erken yaşta evliliklerin (yani çocukların cinsel istismarının) artmasına sebep oluyor. Tecavüzcüsüyle evlendirme önergesi de tam da eksik kalan yapbozun parçasını tamamlıyor. 12 yaşın üstünde istismara maruz kalmış çocuğun evlendirilmesiyle de mesele adli bir sorunmuş gibi dosya kapatılıyor. Oysa 18 yaşının altındaki herkes çocuktur ve çocuklara yapılan cinsel davranışlarda rıza aranamaz!

Mevcut düzenleme öte taraftan, akranlar arasındaki rızaya dayalı ve yaşla orantılı cinsel deneyimleri de cezalandırıyor. Yetişkinlerin çocukları cinsel istismarının, 12-18 yaş aralığında akranların arasındaki cinsellik ile aynı maddede tanımlanıp cezalandırılması gerçekten de başka bir toplumsal grubun mağduriyetine sebep oluyor ki, AKP’li medya büyük ölçüde önergeyi buradan savunuyor. Rızasıyla cinsel deneyim yaşamış ancak velilerin şikayetiyle hapse giren sanıkların salıverileceğini ve mağduriyeti giderileceğini savunuyor ki bu tamamen yalan. Zira önerilen yasada akranlar arasını ayrı tutan herhangi bir düzenleme yok. Doğrudan 16 Aralık tarihine kadar tecavüzden içeri girmiş tüm sanıkları nikah masasına davet ediyor. Oysa iki çocuğun yaşadığı cinsel keşif sürecini, aralarındaki yaş farkına göre değerlendiren, tahlil eden ve cinsel istismardan ayıran bir yasal düzenleme yapılabilir.

Sözümüz bitmedi…

Nasıl ki 15 yaşında bir çocuğun evlendirilmesi kabul edilemezken, akranlar arası her türlü cinsel deneyiminin yasaklanması da söz konusu olmamalı. Ancak iktidardakilere göre cinsellik yalnızca evlilik halinde olabileceği için, cinselliği yaşayan çocuklar da ya hapse ya da evliliğin sorumluluğunu almaya itiliyor.

Cinsel istismara uğrayan çocukların ise tecavüzcüleriyle evlendirilmeleri bir ömür boyu şiddete maruz kalmaları demektir. Çocukların evlendirilmesi suçtur! Bizim için en iyisinin ne olduğu bize sorulana dek, bu konuda sözümüz ve mücadelemiz bitmeyecek.

image_pdfimage_print