Merhabalar ismim Erdal. Gazetenizi her ay elimden geldiğince ve fırsat buldukça okumaya ve çözümlemeye çalışıyorum.

Ben özel bir hukuk bürosunda icra dosyalarına bakmaktayım. Yani borçluların dosyalarının takibini yapan ve telefonla arayarak ödemeye ikna etmeye çalışan birisiyim. Yıllardır bu işi yapmaktayım. Buna bağlı olarak da kişilerin genel olarak ödeme durumunun analizini rahatlıkla çıkarabilmekteyim. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bizler gerçek anlamda büyük bir borç batağına saplanmış vaziyetteyiz. Özellikle son 1 yıldır bu durum katlanarak artmakta. Yasal takibe düşenlerin yaş ortalamasını bilemem belki ama şunu söyleyebilirim ki, ben geçen seneye kadar hiç 18 yaşında 5 tane icra dosyası olan kişiler görmemiştim. Artık sık sık görmekteyim maalesef. İnsanların kazançlarının kendi ihtiyaçlarını bile karşılayamaması nedeniyle hep kredi kartlarına yüklenmeleri sonucunda ortaya çok acı durumlar çıkıyor.

Borçluyu arayıp konuştuğumda kimi evlenebilmek için bu borcu yaptığını söylüyor, kimi kirayı çıkaramadığından dert yanıyor, kimi ise işsiz olduğundan ve çocuklarını okutacak parasının olmadığından bahsediyor. Elimden geldiğince borçlarını yapılandırıyorum, süreyi uzun tutuyorum ancak 1 aylığını ödese ikinci ay yine parası olmuyor. Ve bu insanlar öyle 3-5 kişi değil, milyonlarcası bu durumda.

Peki neden böyle oluyor, neden birçok insan borca düşmeden yaşayamıyor? Çünkü alım gücümüz düştü. A’dan Z’ye her şeye zam geliyor, buna karşılık bizim maaşımız eriyor. Dolar üzerinden hesaplayacak olursak, bu yılın başında asgari ücret 1300 liraydı. 1 Ocak 2016 tarihinde bir ABD doları 2.91 liraydı. 1300 lira olan asgari ücretin karşılığı 446 dolardı. Bir yıl sonra 1 Ocak 2017 tarihinde uygulanacak asgari ücret net 1404 lira olarak açıklandı. Aynı gün doların kuru 3.54 seviyesinde. 1 Ocak 2017 tarihinden itibaren uygulanan 1404 lira asgari ücretin karşılığı da 396 dolar. Yani asgari ücretlinin kaybı dolar bazında 50 dolar. Asgari ücrete 104 lira zam yapıldığı sadece bir kandırmacadan ibarettir. Asgari ücretli dolar bazında bakıldığında 50 dolar, Türk Lirası bazında da aslında 71 lira zararda. Hal böyleyken devlet üstüne birde zorunlu bireysel emeklilik sistemini dayattı. İşçilerin cebindeki paraya patronlara kaynak sağlansın diye göz dikmektir bu sistemin adı. Haliyle daha da fakirleşmekteyiz daha da borç batağına ve buna bağlı olarak yasal takibe icraya düşmekteyiz.

Bu ekonomik sorunların içinde ezilen işçiler insanca yaşamak için çözüm ararken bizi bu hale sokanların derdi ise partili cumhurbaşkanlığı adı altında başkanlık sistemi olmuş. Her şeyimiz tamam da bir bu eksikmiş gibi! Onlara buradan sormak isterim başkanlık sistemi geldiğinde;

Ekmek eskisinden ucuza satılacak mı?

Ulaşım, sağlık, barınma gibi temel haklar ücretsiz sağlanacak mı?

Asgari ücret ile vekil maaşları eşitlenecek mi?

Halklar kendi dilleri ve kültürleri ile özgürce yaşayabilecek mi?

Her gün her şeye gelen zamlar son bulacak mı?

İşsizlik bitecek mi?

İş cinayetleri son bulacak mı?

Mesai saatleri düşürülecek mi?

Zengin ve yoksul arasındaki uçurum kalkacak mı?

Yoksa eski düzen aynen devam mı edecek?

Edecekse nedir bu tantana?

Ekranlarda burjuva profesörleri, doçentleri, kalemşörleri başkanlığın iyi ve kötü yanlarını tartışırken neden en basitinden ekmeğin eskisinden ucuza satılıp satılmayacağına dair bir fikir ileri sürmüyorlar?

image_pdfimage_print