DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin Taksim için yaptığı başvurunun reddedilmesiyle birlikte Bakırköy’de kutlanılmasına karar kılınan İstanbul 1 Mayıs’ı, on binlerce işçinin ve emekçinin katılımıyla ve coşkusuyla gerçekleştirildi. “Tek adam rejimine hayır! Bağımsız ve egemen kurucu meclis!” pankartıyla yürüyen İşçi Demokrasisi Partisi de, Ankara ve İzmir’in yanı sıra, İstanbul’da Bakırköy meydanındaki yerini aldı.

İncirli Caddesi üzerinde başlayan ve Bakırköy Adliye’nin arkasına çıkan meydanda sonlanan yürüyüş boyunca İDP, “Emperyalizmden kopuş için, Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı için, işçiden-emekçiden yana yeni bir anayasa için Kurucu Meclis”, “Sendika, sigorta, 6 saat iş günü”, “NATO’dan çıkılsın, İncirlik üssü kapatılsın” ve “Krizin faturası patronlara!” sloganlarını ön plana çıkardı. Bunun yanı sıra İDP yürüyüş boyunca ve alanda, başkanlığın zayıf doğan bir diktatörlük olduğunu anlatan, işçi sınıfının neredeyse kazanılmış bütün haklarına saldırı anlamını taşıyan bu yeni rejimin sınıf seferberlikleri aracılığıyla durdurulması gerektiğini belirten bildirilerinin dağıtımını yaptı. Acil talepler olarak ise OHAL’in kaldırılması ve kıdem tazminatına dokunulmaması sıralandı.

İDP korteji alana Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) kortejiyle birlikte “Grev! Barikat! Devrim! Zafere kadar Sürekli Devrim!” sloganıyla giriş yaptı. İki kortejden “OHAL kalksın! Kıdem kalsın!”, “KHK’lar gidecek! Biz kalacağız!” gibi ortak sloganlar yükseltildi. Referandum sürecinde ortaklaşa kaleme alınmış bir deklarasyonla devrimcilerin birliğine vurgu yapan iki parti, 1 Mayıs’ta ortaklaştıkları talepler üzerinden bu birlik ihtiyacına da böylece vurgu yapmış oldu.

Bakırköy’deki 1 Mayıs alanındaki program, ilk olarak 1977’de, 10 Ekim Ankara katliamında ve iş cinayetlerinde kaybettiğimiz sınıf kardeşlerimiz için yapılan bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Ardından okunan Enternasyonal marşı hep bir ağızdan söylendi. Alana kurulmuş bulunan kürsüde sırasıyla DİSK, KESK, TMMOB ve TTB genel başkanları konuşmalarını gerçekleştirdiler. Kani Beko referandumda Hayır cephesinin kazanmış olduğunu ve mücadelenin henüz bitmemiş olduğunu vurguladı. KESK Genel Başkanı Özgen ise Kürt illerinde sürdürülen savaş politikalarına dikkat çekti. KHK’larla ihraç edilenlere değinen ve yeni rejimin işçi sınıfının toplumsal haklarına saldırı anlamına geldiğini vurgulayan Raşit Tükel’in konuşmasının ardından ise, hem Kürtçe hem Türkçe okunan ve referandumda Hayır’ın kazanmış olduğunu vurgulayan bir metin okundu.

İstanbul 1 Mayıs’ı hem katılım açısından, hem de nitelik açısından 16 Nisan referandumundan aslında yenik çıkanın saray rejimi olduğunu bir kere daha ispat etmiş oldu. Sosyalist işçi hareketinin derlenişinin ve yeniden ayakları üzerinde durmaya başlamasının nüvelerinin gözlemlendiği bu 1 Mayıs, başkanlık rejiminin inşa çabalarına karşı mücadeleye yapılan çağrıda önemli bir eşik olma özelliği taşıdı ve taşıyor.