Yine bir kadına şiddet vakasıyla karşı karşıyayız. Pendik’te bir minibüste gördüğü şortlu kadına “Ramazan ayında böyle giyilir mi!” diyerek saldıran şahıs tahrik olduğunu iddia ederek kendini aklıyor.

Görüntüleri izlediğinizde ise saldırıya uğrayan kadının kendi halinde ve kimse ile ilgilenmediği, şahsın durup dururken en arka koltuktan gelip kadının yüzünü tokatladığı sonrasında da tartaklayıp kaçtığı görülüyor. Yani toplu taşıma araçlarında veya sokakta gezerken sadece kadın olduğumuz için dayak yeme, tecavüze uğrama veya öldürülme ihtimalimiz bizi gören erkeğin tahrik olmasına, sinirlenmesine veya beğenmemesine bağlı. Mesela bu ihtimalleri ortadan kaldırmak için Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin raylı sistem hatlarında uygulamaya başladığı “Kadın yolculara öncelikli vagon” sistemi ne kadar da meşru gözüküyor değil mi? Bu ne demek oluyor biliyor musunuz? Kadınlara öncelikli vagona binmeyen veya binemeyen kadın şiddete maruz kalır ise zaten bunu hak etmiştir, kendini savunacak bir yanı yoktur. Mahkemelerde takım elbise giydiği için iyi hal indirimi alan erkekler böyle bir vakada kesinlikle haklı olacaktır. Saldırdığı kadın mini etek veya şort giydiği, kendine özel araca binmediği, gece geç vakitte sokakta gezdiği için suçludur, başlı başına tahrik edici bir unsurdur ve zavallı saldırgan ceza indirimi alabilir ve hatta tahliye de edilebilir! Nitekim Pendik’teki şiddet olayında da saldırgan sadece etek giyen bayandan dolayı tahrik olduğunu söyleyerek serbest kaldı. Tıpkı geçtiğimiz aylarda adli dengesi yerinde olmadığı iddia edilerek serbest bırakılan Ayşegül Terzi’yi toplu taşıma aracında tekmeleyen zanlı gibi.

Arkadaşlar, kadınlar, kız kardeşlerimiz! Bırakın erkeklerden düşük ücret almayı, çocuk bakımını ve ev işini zorunlu olarak üstlenmeyi, okula gönderilmemeyi, sadece kadın olarak sokakta gezdiğimiz için bile her an bizi öldürebilme, şiddet uygulayabilme ve tecavüz edebilme hakkını kendinde gören ve bunu yapanların sınırsızca haklı bulunduğu erkek egemen bir toplumda yaşar olduk. Farkında mısınız, artık bu tip olaylar o kadar sık yaşanıyor ki. Fakat kadınlar olarak elle tutulur bir tepki bile vermiyoruz. Belki sosyal medyada haber paylaşıp kınıyoruz ya da bir kaç küçük çaplı eylem düzenleniyor. Fakat biz sustukça, tepki vermedikçe ve mücadele etmedikçe sonsuz bir destekle arkasında durulan bu erkek egemen algıyı hiç bir zaman kıramayacağız. Üstelik belki de ülkede işlenen kadın cinayetlerinin tarihin en yüksek düzeyine ulaştığı, çocuklara tecavüzün sıradanlaştığı, çocuk yaşta evliliğin daha da meşrulaştırıldığı, şiddet gören kadının kocasından boşanamadığı, boşanmak istediğinde ise daha fazla şiddet gördüğü veya öldürüldüğü bu dönemden bile daha karanlık bir ortamda hayatta kalmaya çalışacağız. Bu sebeplerle yaşam hakkımız için, sokakta, işte, okulda rahatça, tedirgin olmadan var olabilmemiz için yan yana durmalıyız. Benim başıma gelmez deyip kenara çekilememeli hep beraber mücadele etmeliyiz.

image_pdfimage_print