25. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası bu yıl 19-25 Haziran tarihleri arasındaydı. Haftanın kapanışının ise dün (26 Haziran) İstiklal Caddesi’nde saat 17.00’deki 15. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’yle yapılması planlanıyordu. Fakat İstanbul Valiliği, Onur Yürüyüşü için “toplumun farklı kesimlerinden çok ciddi tepki gösterildiği nedeniyle izin verilmeyeceğine” dair bir açıklama yaptı.

Aynı zamanda yürüyüşe dair günler öncesinden Alperen Ocakları’nın da tehditleri söz konusuydu. Hatta Valilik yasağı üzerine teşekkür mesajı yayınlayan grup, ‘LGBT bireylerin ülkenin manevi değerlerini kirlettiği’ni belirterek, Valiliğin “duyarlılık” göstermesine şükranlarını sundu.

Tüm bunlara rağmen, Onur Yürüyüşü organizasyon komitesi bu yasağı tanımadıklarını açıklayarak, yürüyüş çağrısını sürdürdü. Bunun üzerine Polis İstiklal Caddesi ve civarını abluka altına alarak, üzerinde gökkuşağı sembolü taşıdıkları gerekçesiyle insanların geçisişine izin vermedi. Fransız Kültür Merkezi önüne toplanmaya çalışan gruplar engellendi. 24 Onur Yürüyüşü katılımcısı ve 20 de yürüyüşü engellemeye çalışan (Alperen Ocakları üyeleri olduğu sanılan kişiler) olmak üzere toplam 44 kişi gözaltına alındı. Onur Haftası twitter hesabından yapılan bildirime göre gözaltına alınan bir grup aktiviste Kuran dinletildi.

Gözaltına alınan LGBTİ+ aktivistleri derhal serbest bırakılmalı, yürüyüşü engelemeye çalışıp tehditler savuran kişiler ve kurumlar hakkında işlem yapılmalıdır.

Nefret suçtur, Onur Yürüyüşü engellenemez!

Cihangir’de okunan basın açıklamasını kısaltarak paylaşıyoruz:

15’ncisini bugün kutlayacak olduğumuz, özlediğimiz İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’müz, İstanbul Valiliği tarafından bir kez daha yasaklandı.

Valilik bir açıklama yaparak en demokratik hakkımız olan yürüyüşümüzü, planlandığımız günden bir gün önce, itiraz hakkımızı da engelleyerek yasakladığını ilan etti. Türkiye’de 25 yıldır Haziran’ın son haftasının İstanbul LGBTİ+ Onur Haftasıolarak kutlandığını ve 15 yıldır da Haziran’ın son pazarı gerçekleşen Onur Yürüyüşü’nü yedi cihan bilmektedir. Basın açıklaması haktır, protesto haktır, örgütlenme, itiraz ve mücadele etme haktır; izne tabii tutulamaz.

Valiliğin yasak açıklamasında gösterdiği nedenler, tam da bizim bu yürüyüşü yapma sebeplerimizdir. Evet yaptığımız çağrıya ‘toplumun farklı kesimlerinden çok ciddi tepki gösterildiği görülmektedir’, ancak 12 yıl boyunca coşkuyla gerçekleşen barışçıl bir yürüyüşe tepki gösterilmesinin asıl nedeni nefrettir. Bu bahsedilen kesimlerin başlattığı linç ve savurduğu tehditler, ‘ciddi bir tepki’ değil, kamuya karşı işlenmiş bir suçtur. 

Valilik ‘başta katılımcılar olmak üzere vatandaşlarımızın ve gezi amacıyla bölgede bulunacak olan turistlerin güvenliği ve kamu düzeni’ bahanesiyle yürüyüşümüzü yasaklamıştır. Bizleri dört duvar arasına hapsederek, gizlenmemizi isteyerek, örgütlenmemiz ve görünür olmamız engellenerek ve bizi tehdit edenlere cesaret vererek güvenliğimiz sağlanamaz. Bizlerin güvenliği, ne kadar güçlü, ne kadar kalabalık, ne kadar cesur olduğumuzu göstermekle sağlanacaktır. Güvenliğimiz insan haklarının, ayrım gözetmeksizin tüm insanların haklarının ve toplumsal barışın korumasıyla sağlanacaktır. Güvenliğimiz anayasada tanınmamızla, adaletin sağlanmasıyla, eşitlik ve özgürlükle sağlanacaktır. Güvenliğimiz, LGBTİ+ Onur Yürüyüşlerinin gerçekleştiği bir ülkede yaşamamızla sağlanacaktır.

(…) Tehditler, yasaklar, baskılar vız gelir bize vız. Yürüyüşümüzü özlüyoruz, yürüyüşümüzden vazgeçmiyoruz. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın 25’nci yılını kutluyoruz, gurur duyuyoruz. Kudurun ayol!

 

image_pdfimage_print