İktidara göre adalet sokakta aranmaz. Pekiyi, nerede aranır? İktidar meclisi işaret ediyor!

Hangi meclis?

150’ye yakın milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırıldığı!

Büyük çoğunluğu CHP ve HDP milletvekillerine ait olmak üzere 600’ün üzerinde fezlekenin hazırlandığı!

HDP’nin eşbaşkanları dâhil on milletvekilinin tutuklandığı!

Ve nihayetinde Adalet yürüyüşünü de tetikleyen CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun da tutuklandığı meclis!

Bizzat havuz medyası kalemşorları Kılıçdaroğlu’nun sıra kendisine geldiği için böyle bir yürüyüş uydurduğunu iddia ediyor.

Sıra ana muhalefet partisi liderinin derdest edilmesine kadar gelmiş.

İktidar ne diyor?

Adalet sokakta aranmaz, meclise gelin!

Türkçesi iktidar: “Meclis bizim oyun alanımız; istediğimiz gibi at oynatıyoruz; gelin işimizi zorlaştırmayın; gelin ki hepinizi sırayla tutuklatıp cezaevlerine doldurulalım” diyor.

İktidarın adı dışında adaletle uzaktan yakından bir alakasının olmadığını zaten herkes biliyor. Meclisin işaret edilmesinin nedeni de millet iradesi değil, tek adam rejiminin korunması.

Adalet yürüyüşü iktidarın hem kimyasını hem oyununu bozdu. Mücadeleyi sıkıştığı dar alandan çıkarıp bizzat işçilerin, emekçilerin, ezilen ve sömürülen tüm kesimlerin de müdahale edebileceği ve parçası olabileceği bir alana taşıdı.

Bu noktada görev ve sorumluluk mücadeleyi sahiplenmek ve ileri taşımaktır.

İktidar OHAL’i tekrar uzatmaya hazırlanıyor. Bahçeli OHAL bin yıl sürsün istiyor. İstiyorlar çünkü tüm keyfi ve hukuksuz uygulamalarını bu sayede sürdürebiliyorlar.

Ankara Valiliğinin OHAL’i gerekçe göstererek süresiz olarak tüm gösteri ve yürüyüşleri yasaklaması bu durumun son örneği. Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın başlattığı mücadeleyi onları tutuklayarak da engelleyemeyen iktidar çözümü tüm eylemleri yasaklayarak bulmaya çalışıyor. Dayanak hep OHAL!

Adalet yürüyüşünün ve mücadelesinin bu nedenle ilk, öncelikli ve esas hedefi OHAL’in kaldırılmasıdır. İkinci hedefi OHAL’den kaynaklı tüm mağduriyetlerin en hızlı şekilde giderilmesidir. Tek adam rejimi artık OHAL’siz bir gün bile ayakta kalamaz.

İktidar bu durumun tamamen farkında! O yüzden Erdoğan “zırt pırt grevi engelledik” diye patronlara yaranmaya çalışıyor ve onlarca grev, direniş engelleniyor.

O yüzden kaşla göz arasında hafta sonu tatili bir hak olarak yasalardan çıkarılıyor; kıdem tazminatının fona devri gün sayıyor.

OHAL ilan edilme sebebi dışındaki her konuda iktidar tarafından en keyfi ve hukuksuz şekilde kullanılıyor.

Mevcut iktidar sonuçları itibariyle cumhuriyet tarihinin en beceriksiz, en başarısız iktidarı olmaya doğru ilerliyor. O yüzden binlerce askerin yemekten zehirlendiği hafta savaş gemisi de yapacağız açıklaması, OHAL’e ve havuz medyasına rağmen, hiç kimseyi kandırmaya yetmiyor.

Tek başarısı içeride-dışarıda istikrarlı şekilde düşman yaratmak ve biriktirmek olan iktidar, kibri ve arsızlığıyla ülkeyi uçurumun kenarına kadar getirdi. Bu gerçeğe rağmen 80 milyonluk ülkenin kaderinin tek adamın kaderiyle iç içe geçtiği iddiası tam bir safsatadır. Bu ülke hiç kimsenin varlık ya da yokluğuyla ölçülemeyecek kadar büyüktür.

İktidarın 15 yıldır topluma dayatmaya çalıştığı “bizden başka seçenek yok” anlayışı külliyen içi boş bir yalandır. Tam tersine Türkiye için mevcut iktidar olabilecek en kötü seçenektir. Bunu da kanıtlamıştır.

Adalet arayışı ve yürüyüşü bu ülkenin işçi ve emekçilerinin, ezilen ve sömürülen tüm kesimlerinin seçeneksiz olmadığını, kendi seçeneklerini oluşturabileceğini göstermesi açısından da ayrıca anlamlı ve önemlidir.