Arjantin’de 13 Ağustos tarihinde gerçekleştirilen seçimlerin ilk basamak sonuçları, bu stratejik Latin Amerika ülkesinin politik fay hatları açısından önemli mesajlar veriyor. Bu mesajları dört ana başlık altında incelemek mümkün:

  1. Eski devlet başkanı Kirchner ve Peronist akımın sol görünümlü yıkım politikalarını hezimete uğratarak işbaşına gelen Mauricio Macri ve sağcı seçim platformu Cambiemos (Değiştirelim) açık bir seçim zaferi daha kazanarak konumunu sağlamlaştırmış oldu. Bu sonuçların, aynı zamanda Kirchner ve Peronistleri 2015 seçimlerinde iktidardan eden cezalandırma oylarıyla yakından ilişkili olduğu çok açık.
  2. Seçim sonuçları bir kez daha, Arjantin’in düzen içi geleneksel solunun ve Peronist hareketin çok boyutlu bir kriz ve gerileme halinde olduğunu ortaya koyuyor.
  3. Solun ve İşçilerin Cephesi (FIT) bu ilk basamak seçimlerinde elde ettiği yaklaşık 900 bin oyla solun ve işçi sınıfının ulusal ölçekte bir alternatifine dönüşmüş ve politik ölçekte yerini sağlamlaştırdığını  kanıtlamış oldu.
  4. Ülkenin geleneksel merkez solunun çöküşünü tescilleyen bu seçimlerin açıkça gösterdiği gibi, Macri yönetimi, elde ettiği zaferi süratle kesinti politikalarını derinleştirmek için kullanacak. Öte yandan daralan ekonomi, dış borçlar sorunu ve Arjantin para biriminin değer yitimindeki sürat düşünüldüğünde, bu saldırı politikalarının işçi hareketinin ve halkın seferberlik dalgasıyla yüzleşmemesi neredeyse olanaksız.

Macri ve seçim cephesinin bu ilk basamak seçimlerinde oyların %35.90’ını alarak elde ettiği seçim zaferi Arjantin geleneksel merkez solunun ve Peronistlerin açık bir yenilgisiyle iç içe geçmiş durumda. Bu durum Başkent Buenos Aires’te Peronizmin oylarındaki düşüşte ama özellikle de San Luis ve La Pampa gibi otuz yıldır Peronizmin yönetimde olduğu kentlerin kaybedilmiş olmasında görülebiliyor. Peronizmin derin bir politik krize sürüklenmekte olduğu ve bu durumun işçi sınıfı içindeki Peronist eğilimler üzerinde de kaçınılmaz sonuçları olacağını öngörebiliriz.

Bu seçimlerde bir kez daha solun ve işçi hareketinin ulusal düzeydeki tek alternatifini oluşturan FIT, elde ettiği 900 bin civarındaki oyla yalnızca ilk basamak seçimleri geçmekle kalmadı ama aynı zamanda 2015 yılındaki seçimlere oranla oy oranlarını %25 artırmış oldu.

Izquierda Socialista (Sosyalist Sol), Partido Obrero (İşçi Partisi) ve PTS’nin (Sosyalist Emekçilerin Partisi) başını çektiği ama pek çok sayıda sosyalist akım ve işçi oluşumunun destek verdiği bu sınıfçı seçim cephesi, Macri ve Krichner arasındaki kutuplaşmanın merkezine dönüşen Buenos Aires’te %3.62 oy oranına ulaşırken, Jujuy’da %8.25, Mendoza’da % 8.8, Liliana Oliviero’nun liste başı olduğu Cordoba’da %4.3 ve son dönemde büyük işçi, öğretmen mücadelelerinin verildiği Santiago del Estero’da tarihi bir rekora imza atarak %7.3’‘lük oy oranlarına ulaşıldı.

Görüldüğü üzere Arjantin seçimlerinin ilk basamak seçim sonuçları, bir yandan geleneksel sermaye partileri arasındaki kutuplaşmanın yoğunlaştığı, diğer yandan devrimci sol bir sınıf alternatifinin küçük fakat hayli istikrarlı adımlarla bir karşı kutup oluşturmaya giriştiği yeni bir sürecin kapılarını açıyor.

Düzen güçlerinin krizi derinleşirken ve dünya düzeyindeki ekonomik buhranın etkileri başta Arjantin olmak üzere tüm bir Latin Amerika’da açıktan hissedilir, hükümetler devirirken, Macri yönetiminin önümüzdeki sürece işçi sınıfını hedefe koyan sosyal yıkım politikaları ve kesinti uygulamalarını hayata geçirmekten başka bir yolu olmayacak.

Yıllardır reformist aygıtlarca burjuva emperyalist çözümlerin hegemonyasına terk edilmiş işçi sınıfının ve yoksul yığınların bağımsız bir güç olarak sahneye çıkışı, ekonomik yıkıma karşı mücadele ve taleplerin sistematikleştirilerek birleştirilmesi yaşamsal bir görev olarak önümüzde duruyor. FIT deneyimi işte bu görevin üstesinden gelinmesine yönelik bir girişim olarak da dikkatle izlenmeyi hak ediyor.

image_pdfimage_print