Osman Yavuz Özdemir, DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş sendikasının bölge temsilciliğinde bir görevli olarak çalışıyor. Kendisi işyerinde sıkıntılar yaşamaya başlamadan önce sendikaya soğuk bakan işçilerden birisiymiş. Ancak patronuyla yaşadığı sıkıntıların ardından sendikalı olmak zorunda kalmış. Kendisi, bu tecrübenin onu değiştirdiğini ve sendikadaki arkadaşlarının ona, bu değişimden dolayı şakayla karışık “Devrimci Bozkurt” diye hitap ettiğini anlatıyor. Özdemir ile hem başından geçenleri, hem şu an bir parçası olduğu Tekno Maccaferri grevini konuştuk.

İşçi Cephesi: Selamlar. Öncelikle seni tanımayan okuyucularımız için kendini tanıtabilir misin?

Osman Yavuz Özdemir: Ben Birleşik Metal-İş‘in Düzce temsilciliğinde görevliyim. Sendika ile 2014 yılında tanıştım. Yine Düzce’de M&T Reklam A.Ş.’de 5 yıl kadar çalıştıktan sonra sendikada örgütlendik. İşveren Gebze şube, Düzce’den 100’ün üzerinde işçiyi işten çıkardı. Biz de eyleme geçtik. Kapı önü eylemimiz yaklaşık 13 ay sürdü. Açılan davalarda kaybeden olmadı. Ama yine de 3-4 kişi haricinde işe alınan olmadı. Yetki davası 3 yıldır sürüyor. Malum yargı ne hale geldi. Hele günümüzde daha da kötüye gidiyor.

İC: Peki Tekno Maccaferri grevi ne zaman ve nasıl başladı? Siz sendikanın görevlisi olarak oradaydınız, gözlemleriniz nelerdi?

OYÖ: Nisan ayında TİS görüşmeleri başladı. Herhangi bir sonuç çıkmayınca 31 Temmuz’da grev kararı aldık. Şirketin merkezi Ankara’da. 3-4 kişinin çalıştığı bir ofisten ibaret. İşveren grev kararı aldıktan sonra ofise 36 civarında kağıt üstünde işci aldı ve grev oylaması istedi. Hukukçularımız devreye girerek bilir kişi raporu tutuldu Ankara’da. Fakat İŞKUR’a başvuru yaptığı icin işveren, grev oylaması gercekleşti. Ve grev oylamasını kaybettik.

İC: İşverenin bu grev kırıcılığına işçiler nasıl yanıt verdi?

OYÖ: İş mahkemesine başvurduk. 2.gün mahkemeden lehimize karar çıktı. Grevi de 31 Temmuz’da başlattık!

İC: İşveren ilk önce hileyle kağıt üstünde işçi alıp, sahte bir oylama yaptırıyor. Sonra da jandarmayı fabrikaya getirip işçileri gözaltına aldırıyor. Gözaltının yaşandığı gün neler oldu?

OYÖ: Gözaltı olayı grevin 25. günündeydi. İşveren fabrikadan tırla ürün çıkartmaya çalıştı. Biz engel olmak istedik. Çünkü grev kanununda bahsi geçen ürünlerin tıra yüklendiğini gördük. Jandarma alay komutan vekili olan yarbay, valilikten ve savcılıktan talimat aldığını ve tırı durdurursak işlem yapacağını söyledi. Biz bu talimatın yasadışı olduğunu; ne savcının ne de valinin böyle bir yetkisi olmadığını, kararı iş mahkemesinin vermesi gerektiğini defalarca söyledik. Buna rağmen gözaltı gerçekleşti.

İC: İşçilerin talepleri nedir?

OYÖ: Şöyle anlatayım: Bu sözleşme, o fabrikadaki ikinci toplu sözleşmeydi. İlk toplu sözleşme devam ederken, asgari ücrete yapılan 300+100 TL zammının telafi edilmesi ve +100 TL civarında  ek zam yapılması talebinde bulunuldu. Demem o ki asgari ücret 950 TL iken Ilk toplu sözleşme ile 1400 civarı ücret alınıyordu. Aradaki çıta kapandı. Metal iş kolunda Düzce’deki diğer örgütlü olduğumuz fabrikalarda ortalama 2000-2200 TL karşılığında çalışılınıyor. Şimdi de çıtayı oraya çekmeye çalışıyoruz.

İC: Şu anda Türkiye’de grevde veya direnişte olan başka işçiler de var. Aroma daha yeni kazandı. Babacanlar Kargo var. Sizler grevdesiniz. İşçiler aralarındaki birliği nasıl sağlayabilirler? Grevlerin ve direnişlerin kazanılması için neler yapılmalı?

OYÖ: İşçi, yasalar karşısında her ne kadar haklı olsa da, yasaların uygulama aşamasında sıkıntılar büyük. Bu sıkıntıları da medya yoluyla aşılabileceğimizi sanıyorum. Toplumsal baskı olmadan olmuyor maalesef.

İC: Son olarak okuyucularımıza söylemek istediğin bir şey var mı?

OYÖ: Söylenecek çok şey var aslında. İsçiler sendikalara siyasi gözle bakıyorlar. Özellikle de Anadolu’da maalesef bu tepki daha yoğun. Ben milliyetçi biri olarak DİSK/Birleşik Metal’de görev almaktan gurur duyuyorum. Sendikadan önce ben de sendikalara karsı siyasi bir gözlükle bakıyordum ama dert başa gelince etrafımda sadece kızdığımız o solcuları gördüm.

İC: Peki işçiler bu önyargılarını nasıl kırabilirler sence?

OYÖ: Ahlaklı siyaset ve dürüst habercilik sayesinde.

image_pdfimage_print