Meclisin açılmasıyla, kadınlara dönük saldırı niteliği taşıyan yasa tasarıları gündemimize sokuldu. Bu yasalarla boşanma hakkı, çocuk yaşta evliliğin yasak olması gibi bin bir emek ve mücadeleyle kazandığımız haklarımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Kadına yönelik şiddeti önlemeye yönelik olan yasa maddeleri fiiliyatta uygulanmadığı gibi, yeni yasalar çıkarılarak devlet, kadınları koruyor algısı yaratılmaya çalışılıyor. Bununla birlikte, çocuk yaşta ve zorla evliliklere hukuki zemin hazırlanıyor.

Kadın-erkek eşitsizliğinin iktidar tarafından yasalar ve kurumlar aracılığıyla her gün yeniden üretildiği baskıcı ve gerici bir rejimde yaşıyoruz. Kadınlar olarak yaşamlarımız ve geleceğimizin bu iktidar altında güvende olmadığını bildiğimiz için bu yasalara karşı çıkıyoruz:

  1. Müftülüklere nikâh yetkisi, eşitsizliğin garantisi: Kadınla erkeğin eşitliğini reddeden, boşanmayı cinsel istismar suçuyla aynı derecede “sorun” olarak gören Diyanet İşleri Başkanlığı’nın eğitimden sağlığa toplumsal yaşamın tamamında söz hakkının her geçen gün artmakta olduğunu görüyoruz. Şu an meclis gündeminde olan Nüfus Hizmetleri Kanunu’na ilişkin tasarıyla, il ve ilçe müftülüklerine evlendirme yetkisi veriliyor. Bu değişikliği resmi nikâh olmaksızın imam nikâhı kıydırmanın suç olmaktan çıkarılmasıyla birlikte düşündüğümüzde, çocuk yaşta ve çoklu evliliklerin önünü açacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca kadınların evlilikle yoluyla elde ettiği medeni haklardan yoksun bırakılacağını görmekteyiz. Tasarının yasalaşması durumunda çoğu kadın dini referansları temel alan, kadınların boşanmaması gerektiğini savunan bir kuruma başvuruyor olacak; yani halihazırda son derece zor olan boşanma, bu kurumların yetkisiyle birlikte giderek imkansız hale gelecek. Diyanet İşleri Başkanlığı sosyal politika alanından ve medeni haklarımızla ilgili konulardan çekilmeli, evlendirme işlemi ve psikolojik danışmanlık için yetkili kılınmamalıdır.
  2. Çocuk yaşta evlendirme cinsel istismardır; kesinlikle engellenmeli, açıkça suç olarak düzenlenmelidir: Nüfus Hizmetleri Kanunu’nda yapılmak istenen bir değişiklik de, “sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılır” ibaresinin eklenmesi yönünde. Bu düzenleme ile çocuk yaşta zorla evlendirilen çocukların uğradığı istismarın üzeri örtülebilecek. Zira çocuk istismarı çoğunlukla çocuğun hamilelik şüphesiyle bir sağlık kurumuna gitmeleriyle ortaya çıkıyor. Bu değişiklik ile sözlü beyanla nüfus kaydına alınan çocukların bir çocuk istismarının sonucu olup olmadığı araştırılmıyor ve istatistiklere yansımıyor olacak.
  3. Muğlak bir ‘genel ahlak’ şartı sadece kadınlara zarar: Bir diğer yasa tasarısı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların evlilik yoluyla vatandaşlığa başvurabilmesi ile ilgili. Hali hazırda yasada “evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama” ve “kamu düzeni bakımından engel teşkil etmeme” şartları mevcuttu, şimdi bir de “genel ahlak” gibi iyice muğlak bir şart eklenmek isteniyor. Genel ahlak diyerek içeriği, sınırları belirsiz; karar mekanizmalarında kimlerin oturacağı belli olmayan düzenlemelere karşı çıkıyoruz.
  4. Şiddetin kadın-erkek eşitsizliğinin bir sonucu olduğunu görmezden gelen bir Mağdur Hakları Yasası’nda yapılacak değişiklik, şiddet karşısında kadınları güçlendirecek, şiddetin önünü alabilecek boyutta değil. Kadın cinayetlerini, kadına yönelik şiddeti açıkça suç olarak tarif etmeyen, kadınlara özel, güçlendirici ve koruyucu yasal düzenlemeler yapılmadan hazırlanacak bir yasal düzenlemenin kadınları gerçekten koruyacağına inanmıyoruz!

Kendi adımıza karar vermemizi engelleyen, hayatlarımızı nasıl yaşayacağımıza bizim yerimize karar veren tüm toplumsal ve siyasi baskılara karşı; bu baskıları artırmak için adım adım oluşturulan yasal çerçeveye karşı bu yasalar böyle geçemez diyoruz!

image_pdfimage_print