Sevgili İşçi Cephesi okurları,

Emekli bir arkadaşın 6 Eylül 2017 tarihli okur mektubuna katkı amacıyla bu okuduğunuz satırları kaleme aldım. Sevgili emekli arkadaşım okur mektubunda emeklilerin hak kayıplarından söz etmiş ve haklı olarak serzenişte bulunmuş. Yalnız şöyle bir katkı sunmak isterim dostuma; bizler, çalışanlar ya da emekli olmuş bireyler hak kayıpları ve maaşların orantısızlığı konusunda birbirimizin maaşlarının fazla olmasını kıskanmak yerine, “biz neden hakkımızı alamıyoruz?” diye düşünmeliyiz. Yoksa memurun işçiye göre biraz fazla maaş almasını eleştirmek bizi memur ve işçi diye ayrıştırır. Bu da doğru bir tutum değildir. Aslolan memur ve işçinin birlikte hareket edebilmesi ve eğer bir hak aranacaksa birlikte aranmasıdır. Sistem zaten bizleri bölüp parçalayarak bir araya gelmemizi zorlaştırıyor. Birlikte hareket etmenin zorluğunu doğuruyor.

AKP iktidarı emekli maaşı üzerinden çok kesinti yapıyor. Emekli olan insan doğal olarak çok daha fazla hastaneye gidiyor, ilaç kullanımı daha fazla oluyor. Maaş zammı yapıldığında %3,5-4 zam yapan iktidar iş sağlık sistemine geldiğinde ilaç katkı payı, reçete katkı payı, doktor muayene ücreti derken maaşlar iyice kuşa çevriliyor. Zaten bir emeklinin insan gibi yaşayabilmesinin imkansız olduğu ülkemizde maaş üzerindeki kesintilerden sonra emekli iyice açlık sınırının altında yaşamaya mahkum ediliyor.

30-35 yıl çalışarak emekli olan insanlar “Biraz rahat ederim” hayalleri kurarken emekli olduktan sonra gerçeklerle yüzleşiyor ve aslında o emeklilikte rahat etme düşüncelerinin ne kadar da boş hayal olduğunu fark ediyor. Çoğunlukla emekli olduktan sonra çalışmak durumunda kalıyor. Yani aslında emekli hiçbir zaman rahat bir hayat süremiyor. İstisnalar hariç…

Sevgili emekli arkadaşım;

Bizlerin birlikte hareket etmesi demek iktidarların istediklerini yapamamaları anlamına gelir. O yüzden bizler başkalarıyla kendimizi kıyaslamaktansa birlikte hareket ederek haklarımızı almanın çarelerini aramalıyız.

Saygılar.

İC okuru bir emekli işçi

image_pdfimage_print