Türkiye’deki çalışma koşullarının hükümet eliyle son on beş yılda, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma ve güvencesizleştirme yönünde değiştirildiği herkesin malumu. Son bir buçuk yıldır OHAL altında yönetildiğimiz düşünüldüğünde çalışma yöntem ve koşullarının işçiler aleyhine işlediği de açık. Zaten yürütmenin başı Erdoğan, patronlara seslenirken “OHAL’den siz zarar görmüyorsunuz. Grev falan kalmadı” cümlelerini herkesin önünde söyledi.

Olağanüstülüğün olağan hale geldiği Türkiye, kriz koşullarının, işsizliğin, hayat pahalılığının, vergi artışlarının, güvencesizliğin… olağan hale gelmesi bir yana, iş cinayetleri açısından da savaş bilançolarının rutinleştiği bir ülke haline geldi.

Sadece Eylül ayı içinde raporların not ettiği işçi ölüm sayısı 147 olarak hesaplandı. Ocak ayından Ekim başına kadar olan iş cinayetlerinde ölen işçi sayısı ise en az 1.485. Geçen yıl yani 2016, 1.970 işçi ölümüyle Türkiye tarihinin en büyük işçi ölümünün gerçekleştiği yıl olmuştu. Bu yıl cinayetler bu şekilde devam ederse korkunç rekorun kırılacağı tahmin ediliyor. Çünkü bu yılın ilk 9 aylık dilimdeki işçi ölümleri geçen yıldan 64 kişi daha fazla.

OHAL altında KHK’lar ile yönetilen bir ülkede önlenebilir bu ölümlerin hepsinden hükümet de sorumludur. Her yıl en az altı Soma faciasını yaşayan Türkiye’de devletin patronlara sağladığı mali kolaylıklara rağmen, işçi güvenliğinin küçücük maliyetinden bile kaçan patronlara hiçbir yaptırım uygulanmamaktadır. Oysa devletin kendisi bizzat işçilerden topladıkları vergi havuzunun çok küçük bir kısmıyla bile işçi sağlığı ve iş güvenliğinin maliyetini karşılayabilir.

13 Mayıs 2017 günü çalışma bakanlığının başlattığı “hedef sıfır kaza” kampanyası tamamen göstermelik kaldı. Hatta daha günden sonra işçi ölümlerinde ay ay sıçramalı kazalarla karşılaştık. İş cinayetlerinin en çok meydana geldiği sektör olan inşaat, ülkedeki kentsel dönüşüm furyası ve sektörün iktidarla kurduğu ilişki düşünüldüğünde, güvenlik maliyetleri doygunluk emareleri göstermeye başlayan sektörde, daha fazla gözden çıkarılacaktır ve çıkarılmaktadır.

Devlet sadece asgari ücretliden aldığı gelir vergisini, iş güvenliğinin maliyetlerine ayırsa bu ülkede önlenebilir cinayetlerin tümü biter. Fakat OHAL’in patronlara kolaylık olsun diye devam ettirildiğini bizzat devlet tarafından itiraf edildiği bir ortamda devletten bunu beklemek saflık olur.

Çözüm, iş koşulları üzerinde, çalışan işçilerin ver sendikaların tam katılımıyla işyerlerinde işçi denetiminin kurulmasıdır. Çalışma koşullarının ne olduğunu gene çalışanlar bilir!

image_pdfimage_print