Doktoralı işsizler, sizi buraya alalım!

“Yeni Türkiye”nin bir KHK rejimi olduğu artık hepimizin malumu. Alıştık alışmasına ama gelin görün ki ardı arkası kesilmeyen haksızlıklar karşısında her şeyi kabullenmek öyle kolay değil. Üniversiteler de bu rejimden en çok etkilenen kurumlar arasında.

15 Temmuz öncesi Barış İçin Akademisyenlere karşı başlatılan cadı avı, 15 Temmuz sonrası KHK’larla desteklenerek devam etti. İnsanlar üniversitelerinden ihraç edildiklerini ya da uzaklaştırıldıklarını gece vakti çıkarılan KHK’larda isimlerini aratarak öğrendiler. Şu ana kadar 5500’e yakın akademisyen ihraç edildi, çok azı işine geri dönebildi. Üniversiteler hocasız kaldı, bazı bölümler kapatıldı. Nuriye ile Semih işini geri istedi, açlık grevine başladı, tutuklandı. Yeni rejim (hadi rektörler diyelim, çünkü YÖK ihraç listelerini üniversitelerin inisiyatifine bıraktı ki bu durum Türkiye özelinde direkt rektörün inisiyatifidir) zaten istediğini bir KHK ile ihraç ediyordu, o yüzden kimse neden Eylül 2016 tarihli 674 sayılı KHK ile bütün ÖYP (Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı)’li araştırma görevlilerinin daimi kadrodan (33/A) geçici kadroya (50/D) geçirildiğine anlam veremedi. “Darbecilerle mücadele” kisvesi altında genç akademisyenler güvencesizleştirildi.

2010’larda “Asistan kıyımına son!” sloganıyla bir mücadele alanı haline gelen 50/D karşıtlığı bazı üniversitelerde başarıya ulaşmış ve 50/D’li araştırma görevlileri 33/A kadrosuna geçmişlerdi. 2016 yılında KHK ile 15.000 ÖYP’li akademisyenin kadrosu düşürüldü, 2018 yılı itibariyle ise üniversitelerde istihdam edilecek bütün araştırma görevlilerinin bundan sonra 50/D kadrosuyla işe alınacağı açıklandı. Yeni rejimde hem kazanılan haklarımız geri alındı, hem de güvencesiz çalışmamız garantilendi! Akademinin taşeronlaşması diyebileceğimiz bu karardan sonra hak kaybına uğrayan ÖYP’li araştırma görevlileri son bir çabayla üniversitelerine 33/A’ya geçiş için talepte bulundular. Adaletsizlikler bundan sonra da devam etti, 33/A’ya geçiş kararı rektörlerin ya da fakültelerin inisiyatifine bırakıldı. Bazı üniversiteler şartlı (doktora yeterliliğini vermiş olma ve yayın zorunluluğu gibi), bazıları ise şartsız olarak bu talebi kabul ettiler. Çoğu üniversite bu geçişi gerçekleştirmişken hiçbir ÖYP’liyi daimi kadroya geçirmeyen üniversiteler de oldu. Kimseye tamah etmeden, torpilsiz bir şekilde akademisyen olmak istediği için ÖYP’yi seçen akademisyenlerin geleceği yine rektörlerinin iki dudağı arasından çıkacak söze kaldı! Bir YÖK genelgesi ile üniversitelerin doktorasını bitiren araştırma görevlilerinin en fazla %20’sine yardımcı doçentlik kadrosu vereceği açıklandı. Yani geriye kalan %80’i üniversitesi “haydi sana kolay gelsin” diyerek işten çıkaracak, işsizler ordusuna doktoralılar da eklenecek.

Bu adaletsizliğe karşı kadrolarını geri isteyen akademisyenler OHAL koşullarında reddediliyorlar. Güvenceli kadro talep etmenin absürt karşılandığı bu dönemde (daha geçen gün Erdoğan’ın kadro isteyen taşeron bir işçiye “ne kadrosu, çalışıyorsunuz işte!” dediğine tanık olduk) senelerce çalıştığınız üniversite sizin emeklerinizi görmezden gelip sizi kapı önüne koyuveriyor! Elbet bu böyle devam etmeyecek, OHAL kalkacak, kazanılmış haklarımızın elimizden alınması son bulacak, tepeden inme dekanlar ve rektörlerle, eş-dost-akraba için yaratılan kadrolarla doldurulan üniversiteler gerçek bilim insanlarının olacak.

Hak kayıplarına son!

Akademide taşeronlaşmaya hayır!

OHAL kaldırılsın, ihraç edilen akademisyenler işlerine geri dönsün!

Üniversiteler üzerindeki ideolojik ve siyasi baskılara son, özgür akademi istiyoruz!

İC okuru ÖYP’li araştırma görevlisi