İş cinayetleri politiktir

Gün geçmiyor ki yeni bir iş kazası ya da iş cinayetiyle uyanmayalım. Sermaye iktidarı, patronlara çıkartmış oldukları yasalarla işlerini kolaylaştırdıkları yetmiyormuş gibi, açgözlü iktidar bir de patronlara grevleri yasaklama teşvik pirimi vererek adeta kural tanımama madalyonu takmış; güvencesiz, geleceksiz, kuralsız iş kazalarına ve cinayetlerine davetiye çıkarmıştır.

“Olağanüstü Hal”in ilan edilmesinden sonra geçen bir yılda, Türkiye’nin sanayi kentlerinde yoğunlaşan iş cinayetleri ve kazalarında Avrupa’da birinci, Dünya ülkeleri arasında ise üçüncü olan Türkiye’de OHAL ilan edilmesinin ardından uzmanlara göre önlem alınmadığı için iş kazaları ve iş cinayetlerinde artış sağlandı. Geçen bir yılda iş ve iş güvenliği [İŞİG] meclisinin verilerine göre 1963 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.

2018 yılının ilk aylarında ise 150’yi aşkın işçi, iş cinayetine kurban edilmiştir. Patronlara her türlü kuralsızlığı yapmaları için bol keseden işçilerin emeklerinden, alın teri ve ücretlerinden kesilerek oluşturulan fonlardan teşvik veren patronların  iktidarı, KHK ve OHAL’i her fırsatta  işçi düşmanı olarak kullanarak hakkını[grev, sendikal örgütlenme, her türlü eylem gösteri yürüyüş] gasp ederek işçi ve emekçilere yaşama hakkı bile tanımayacağını, patronlara hizmet etmede sınır tanımayacağını açık ve aleni bir şekilde göstermektedir.

İş cinayetlerinin sıkça yaşandığı sektörler başta inşaat sektörü, tersaneler, metal fabrikaları, madenler olmak üzere gerçekleştiğini işitsek de patronların işkollarında aynı sınıfa ait olanları ikiye ayırarak, “beyaz yaka ve mavi yaka” olarak ikiye bölerek ayırması planlı ve politik bir tercihtir.

İş cinayetlerine kurban giden işçi arkadaşlarımızın arasında azımsanmayacak kadar, kamu emekçisi, mühendis ve büro çalışanı bulunmaktadır. Geçtiğimiz haftalarda Kocaeli Ford fabrikasında yine ihmal yüzünden bir işçi arkadaşımızı daha iş cinayetine kurban verdik. Ford işçisi Hüseyin Karagül arkadaşımız fabrikadaki revir tam teşekkülü yapıya sahip olmadığı için hayatını kaybetmiştir.

Yine ve yeniden ihmal edilerek öldürülen bir işçi… Biz işçilerin fıtratında ölüm var diyenler, kendi fıtratlarında ise zenginlik, lüks yaşam olduğunu gözümüzün içine soka soka göstermekteler.

İş sağlığı ve iş güvenliğini tam teşekküllü sağlamaları yüksek harcamalara neden olacağı için, çok görmekteler; ayrı bir bütçe ayırmayan patronlar, işçi ölümlerinin önünü açmaktalar.

Hafızalarımızdan hiç silinemeyen Soma’da madende yüzlerce işçinin ölümü, ölen işçilerin ailelerine atılan tekmeler… Tersanelerde filikalarda test için kum torbası yerine insanları yerleştirerek denizin içine, ölüme fırlatılan işçiler… Burjuva basınında halkın gözünü boyamak için bir an önce bitirilmesi baskısı yaparak, adeta toplama kampına çevrilerek, neredeyse saat başı iş kazası, günlük iş cinayeti haberiyle sarsıldığımız yılın projesi üçüncü hava limanı inşaatı… Daha dün ihmalden ölüme gönderilen Ford işçisi Hüseyin Karagül ve adlarını sakladıkları için bilmediğimiz ve duymadığımız yüzlerce binlerce işçi arkadaşımız bir elin beş parmağını geçmeyen patronların kar hırsı yüzünden canını vermeye devam etmektedir. Patronlar sofralarını biz işçilerin kanlarıyla süslemekteler. Onlar için tek gelecek olarak gördükleri kendi çocuklarına miras olarak işçilerin kolları, bacakları, kafalarından oluşarak kazanılan iş kazaları ve iş cinayetlerinden elde ettikleri servetleri olan fabrikalar, yatlar, köşkler, hanlar, hamamlar paralar bırakmaktalar. Biz işçiler ise miras olarak çocuklarımıza büyüdüklerinde yerimize çalışmaları için açlık, yoksulluk, sefalet, iş kazaları iş cinayetleri bırakmaktayız. Bizlere kötü koşullarda çalışmamızı isteyenlere, fıtratlarında ölüm var diyenlere cevabımız,  işçileri birleştirmek olmalı. Hangi işkolunda çalışırsak çalışalım, yanı başımızda çalışan işçi arkadaşımıza sahip çıkmak olmalı. İşçilerin birleşik cephesini oluşturarak bu yaşamı bize reva görenlere üretimden gelen gücümüzü kullanarak, biz işçiler olmadan koca bir hiç olduklarını yeni grevler, eylemler, fabrikalar ve her şeyden önemlisi komiteler örgütleyerek göstermeliyiz. Her bir iş cinayeti politiktir. Biz işçilerin cevabı da politik olmalı.

İş cinayetlerine karşı birleşik mücadeleye!

Patronlar sarayda işçiler sokakta!

Yaşasın işçilerin birliği halkların kardeşliği!